Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan
titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve
yeryüzeyini sarsma olayına "DEPREM" denir. Deprem, insanın hareketsiz
kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve
üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak
şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır. Depremin nasıl
oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde
yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların
değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen
bilim dalına "SİSMOLOJİ" denir.
DEPREM TÜRLERİ
Depremler oluş nedenlerine göre degişik türlerde olabilir. Dünyada
olan depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluşmakla
birlikte az miktarda da olsa baska doğal nedenlerle de olan deprem
türleri bulunmaktadır. Yukarıda anlatılan levhaların hareketi sonucu
olan depremler genellikle "TEKTONİK" depremler olarak nitelenir ve bu
depremler çoğunlukla levhalar sınırlarında olusurlar.Yeryüzünde olan
depremlerin %90'ı bu gruba girer. Türkiye'de olan depremler de büyük
çoğunlukla tektonik depremlerdir. İkinci tip depremler "VOLKANİK"
depremlerdir. Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar.Yerin
derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel
ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları
patlamalarla bu tür depremlerin meydana geldiği bilinmektedir.Bunlar
da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara
neden olmazlar. Japonya ve İtalya'da olusan depremlerin bir kısmı bu
gruba girmektedir. Türkiye'de aktif yanardağ olmadığı için bu tip
depremler olmamaktadır. Bir başka tip depremler de "ÇÖKÜNTÜ"
depremlerdir. Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür
ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan
boşlukları tavan blokunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları
yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler. Büyük heyelanlar
ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduğu
bilinmektedir. Odağı deniz dibinde olan Derin Deniz Depremlerinden
sonra, denizlerde kıyılara kadar oluşan ve bazen kıyılarda büyük
hasarlara neden olan dalgalar oluşur ki bunlara (Tsunami) denir. Deniz
depremlerinin çok görüldüğü Japonya'da Tsunami'den 1896 yılında 30.000
kisi ölmüstür
DEPREMİN OLUŞ NEDENLERİ ve TÜRLERİ
Dünyanın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu
elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır.
Bu modele göre, yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70-100
km.kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve
okyanuslar bu taşkürede yer alır.Litosfer ile çekirdek arasında kalan
ve kalınlığı 2.900 km olan kuşağa Manto adı verilir. Manto'nun
altındaki çekirdegin Nikel-Demir karışımından oluştuğu kabul
edilmektedir.Yerin, yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı
bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının yerin çekirdeğinde
yayılamadığı olgusundan giderek çekirdeğin sıvı bir ortam olması
gerektiği sonucuna varılmaktadır.Manto genelde katı olmakla beraber
yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sıvı ortamları
bulundurmaktadır. Taşküre'nin altında Astenosfer denilen yumuşak Üst
Manto bulunmaktadır.Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon
akımları nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok "Levha"lara
bölünmektedir. Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite
nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları
yukarılara yükseldikçe taşyuvarda gerilmelere ve daha sonra da zayıf
zonların kırılmasıyla levhaların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10
kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar
üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi
yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla
hareket etmektedirler. Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde
levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magmada
okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine
değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen
levhalardan biri aşağıya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını
oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı
olay tatkürenin altında devam edip gitmektedir. İşte yerkabuğunu
oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini
sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına
girdikleri bu levhaların sınırları dünyada depremlerin oldukları
yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada olan depremlerin hemen
büyük çoğunluğu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha
sınırlarında dar kuşaklar üzerinde olusmaktadır. Yukarıda, yerkabuğunu
oluşturan "Levha"ların, Astenosferdeki konveksiyon akımları nedeniyle
hareket halinde olduklarını ve bu nedenle birbirlerini ittiklerini
veya birbirlerinden açıldıklarını ve bu olayların meydana geldiği
zonların da deprem bölgelerini oluşturduğunu söylemistik. Birbirlerini
iten ya da diğerinin altına giren iki levha arasında, harekete engel
olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için
bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir. İtilmekte olan bir levha
ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir
hareket oluşur. Bu hareket çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve
şok niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem
(sarsıntı) dalgaları ortaya çıkar.Bu dalgalar geçtiği ortamları
sarsarak ve depremin oluş yönünden uzaklaştıkça enerjisi azalarak
yayılır. Bu sırada yeryüzünde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce
uzanabilen ve FAY adı verilen arazi kırıkları oluşabilir. Bu kırıklar
bazen yeryüzünde gözlenemez, yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir.
Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve yerüzüne kadar çıkmış, ancak
zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir. Depremlerinin olusumunun
bu sekilde ve "Elastik Geri Sekme Kuramı" adı altında anlatımı 1911
yılında Amerikalı Reid tarafından yapılmıştır ve laboratuvarlarda da
denenerek ispatlanmıştır. Bu kurama göre, herhangi bir noktada, zamana
bağımlı olarak, yavaş yavaş oluşan birim deformasyon birikiminin
elastik olarak depoladığı enerji, kritik bir değere eriştiğinde, fay
düzlemi boyunca var olan sürtünme kuvvetini yenerek, fay çizgisinin
her iki tarafındaki kayaç bloklarının birbirine göreli hareketlerini
oluşturmaktadır. Bu olay ani yer değiştirme hareketidir. Bu ani yer
değiştirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin
açığa çıkması, boşalması, diğer bir deyişle mekanik enerjiye dönüşmesi
ile ve sonuç olarak yer katmanlarının kırılma ve yırtılma hareketi ile
olmaktadır. Aslında kayaların, önceden bir birim yer değiştirme
birikimine uğramadan kırılmaları olanaksızdır. Bu birim yer değiştirme
hareketlerini, hareketsiz görülen yerkabuğunda, üst mantoda oluşan
konveksiyon akımları oluşturmakta, kayalar belirli bir deformasyona
kadar dayanıklılık gösterebilmekte ve sonrada kırılmaktadır. İşte bu
kırılmalar sonucu depremler oluşmaktadır. Bu olaydan sonra da
kayalardan uzak zamandan beri birikmiş olan gerilmelerin ve enerjinin
bir kısmı ya da tamamı giderilmiş olmaktadır. Çoğunlukla bu deprem
olayı esnasında oluşan faylarda, elastik geri sekmeler (atım), fayın
her iki tarafında ve ters yönde oluşmaktadırlar. FAYLAR genellikle
hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket
sonucu meydana gelen faylara "Doğrultu Atımlı Fay"denir. Fayın
oluşturduğu iki ayrı blokun birbirlerine göreli olarak sağa veya sola
hareketlerinden de bahsedilebilinir ki bunlar sağ veya sol yönlü
doğrultulu atımlı faya bir örnektir. Düsey hareketlerle meydana gelen
faylara da "Egim Atımlı Fay"denir. Fayların çoğunda hem yatay, hem de
düsey hareket bulunabilir.
DEPREM ÖNCESİNDE
* Planlayın
Yaşadığınız / Bulunduğunuz mekanı inceleyin. Korunma için
bulunacağınız yeri ve muhtemel kaçış yolunu belirleyin. eğer
bulunduğunuz noktadan kendinizi 10-15 saniye içinde bina dışına
çıkartacak ve güvenli bir açık alana ulaştıracak pozisyonunuz varsa,
bu yolu saptayın. (Bu yöntem sadece giriş altı, giriş ve 1. katta
olanlar için geçerlidir.) Deprem sırasında ilk 10-15 saniye binayı
terkedebilmek açısından çok önemlidir. Daha önce yaşanan depremlerden
elde edilen istitastiki verilere göre, binalarda yıkıma yol açan
unsur, hissettiğiniz ilk sarsıntı değil, binanın rezonansa girmesidir.
Bu da size anılan süreyi kazandırmaktadır. Bu süre içinde kaçma
eylemini gerçekleştirebilecek bir yöntem bulduğunuz takdirde, tatbik
ederek zamanı saptayın. Böylelikle hem kesin kaçış sürenizi
öğrenebilir, hem bu süreyi daha da kısaltacak yöntemler
geliştirebilirsiniz.
* Unutmayın
Kişisel kaçış zamanı ile, birilerine yardım ederek (eşiniz, çocuğunuz,
iş arkadaşınız ya da bir sakat) kaybedeceğiniz zaman çok farklıdır.
Farklı senaryolar geliştirmenizde ve süre tutarak denemenizde yarar
vardır. Kapı veya cam kenarında ya da bulunduğunuz yeri 10-15 saniye
içinde terkedebilecek bir mesafede iseniz, herhangi bir acil çıkış
anında kullanacağınız güzergah üzerinde size engel olabilecek saksı,
masa, sandalye, koltuk, sandık ve benzeri unsurları ortadan
kaldırınız. Bazı durumlarda ani bir acil çıkış olanağı
yaratabilirsiniz. (giriş katındaki camı kırarak dışarı çıkmak gibi).
Bu cam kalın ya da sekurit (sağlamlaştırılmış) olabilir. Bunu kırmak
için bir yangın söndürme tüpünü kaçış yolu üzerinde
bulundurabilirsiniz. Unutmayın, vücudunuzda kesiklere ve yırtılmalara
yol açmayı engellemek için önce camı kendinize zarar vermeden
kırmalısınız. Binayı terkederken mutlaka başınızı yüksekten veya
tavandan düşen nesnelerden (tuğla, kiremit, avize v.b.) korumalısınız.
Bu aşamada yastık bir işe yaramayacak, aksine çevrenizi görmenize ve
sesleri duymanıza engel olacaktır. Bir kask veya baret, bulamazsanız
bir sandalye, bir tahta parçası, büyük ve kalın bir kitap işinize
yarayabilir. Eğer binayı 10-15 saniye içinde terkedemiyorsanız,
kesinlikle merdivenlerden, merdiven boşluklarından uzak durunuz.
Asansör bir tuzaktır. Kullanmayınız. Yıkılan binalarda en yüksek
oranda ölüm bu noktalarda meydana gelmektedir. Birinci kattan daha
yüksekteyseniz, atlamayı denemeyiniz. Yaşanan depremlerde ölümle ve
ciddi yaralanmalarla sonuçlanan olayların büyük bir bölümü yüksekten
atlamayla ilişkilidir. Bunun yerine yüksek binalarda yapılması zorunlu
olan harici yangın merdivenlerini kullanınız. Demir konstrüksyondan
inşa edilen bu merdivenler, binadan bağımsız olduğu için yıkım
darbesinden daha zor etkilenecek ve bağlı olduğu yerden kopması
halinde, çeperlerindeki kuşaklar nedeniyle düşme anında bir koruma
alanı oluşturacaktır. Dahili yangın merdivenleri koruyucu bir alan
yaratmayacaktır. Eğer bulunduğunuz bina depreme dayanıklı ve
bulunduğunuz mekandaki masa çelik veya kalın masif ahşap malzemeye
sahipse başınıza düşebilecek eşyalardan sizi koruyabilir. Ama tavan
çökmesi halinde hiçbir koruyucu özelliği olmayacaktır. ÖRNEK:
Japonya'da öğrencilerin sığındığı masa altları. Bu masalar aslında
boğazları birleştirilmiş birer çelik kafestir. Bu özelliği nedeniyle
sıralar halinde masa birarada düşünüldüğünde çöken tavanı karşılayıcı
ciddi bir direnç noktası oluşturmaktadır. Oysa Türkiyede kullanılan
basit tahta veya zayıf sıraların böyle bir ağırlığı taşıyamayacağı
kesindir. Bir "Yaşam Üçgeni Alanı" yaratın. Masa, yatak altı gibi
yerler yerine, Ağırlık merkezi yere yakın çelik dolaplar (boyu uzunsa
ve yapabiliyorsanız yana devirin), para kasaları, çamaşır ve bulaşık
makinesi gibi nesnelerin yanına yatın ve cenin pozisyonu alın.
UNUTMAYIN: Herhangi bir yıkılma anında bu nesneler belki ezilecek ama
asla yok olmayacaklardır. Yanlarında yaratacağı alan sizin yaşam
üçgeniniz olacaktır. Mutfak iyi bir saklanma ve "Yaşam üçgeni"
ayaratılabilecek uygun bir ortamdır. Tezgah altında ve yanında yer
alan fırın, bulaşık makinası ve buzdolabı, bu bölümün ezilme oranını
en aza indirger. Ancak, setüstü dolaplardan dökülecek tabak, çanak ve
bardak gibi cisimlere karşı bir önlem alınması, rafların düşmesine
engel olmak için de duvarla olan bağlantılarının sabitleştirilmesinde
yarar vardır.
DEPREM ANINDA
* Uygulayın
Deprem anında 10 - 15 saniye içinde Bulunduğunuz binayı terk
edebiliyorsanız Derhal kaçın, yoksa güvenli bir yer bulun İlk
sarsıntıyı hissettiğiniz anda sakin olun. Paniğe kapılmayın. Panik,
sağlıklı düşünmenizi engelleyecek, hatalı, bilinç dışı hareket
etmenize yol açacaktır. Bilinçli düşünebilmek, hazırlıklarınızı
felaket anında değil, daha önce yapmanıza ve planlamanıza bağlıdır.
10-15 saniye içimde bulunduğunuz yerden bina dışına güvenli bir açık
alana çıkma olanağınız ve planınız varsa, bunu derhal önceki bölümde
anılan önlemleri alarak uygulamaya koyun. Eğer binayı terk
edemiyorsanız, daha önce belirlediğiniz yaşam üçgeni alanına gidin ve
yan yatarak cenin pozisyonunu alın. Kesinlikle oradan oraya koşmayın
ve ayakta durmayın.
* Unutmayın:
Yan yatarak cenin pozisyonu almanız, hem ellerinizle başınızı korurken
çevreyi görme ve gözlemleme şansı verecektir. Kolon, kiriş veya
duvarlar bir anda düşmeyecek, bu hareket belli bir sallantının
ardından gerçekleşecektir. Bu da size son dakikada da olsa vücudunuzu
koruma şansı verecektir. Herhangi bir şekilde enkaz altında ezilme
durumu olduğunda vücudunuz bu şekilde azami korunma olanağına
sahiptir. İç organlarınızın büyük bir bölümünü ve böbreklerinizden
birini çalışır durumda tutabilmek için en ideal şekildir. Enkaz
altında öncelikle böbreklerin iflas ettiği bilinmelidir.
Depremzedelerin kurtarılması halinde bile, vücudunda onanamaz
hasarların oluştuğu ve bu nedenle ölüm olaylarının yaşandığı
saptanmıştır. Cenin pozisyonunun bir diğer özelliği ise, kurtarma
ekiplerinin kazazedenin bulunduğu bölüme en küçük bir gedikten de olsa
ulaşması halinde, onu bulunduğu yerden çıkartamazsa bile, elini
tutmasına izin vermesidir. Saatler sonra bir dış yardımın eline
dokunması sayesinde, kazazedenin beyni hızla adrenalin pompalamaya
başlayacak ve onu yeniden hayata bağlayacak çok önemli bir köprü
kurulmuş olacaktır. " Balkona çıkmaktan, merdivenden inmekten,
asansöre binmekten kaçının. Kolon ve kirişlerden de uzak durun. Bu
arada, camlar kırılabilir, kitaplıklar devrilebilir, mutfak
dolaplarındaki tabak çanaklar dökülebilir. Bunları gözardı etmeyin.
Hazırladığınız deprem çantasına ulaşmak için zaman harcamayın.
Eğer o an elinizin altında değilse pilli radyo, fener, konserve
yiyecek ve içeceklerin bulunduğu çantaya ulaşmaya çalışmak, sakınmak
ve korunmak için size gerekli olan süreyi çalabilir.
DEPREM SIRASINDA ARAÇTA BULUNANLAR
Yer sarsıntısını otomobilde, tünelde veya kapalı bir otoparkta
hissettiğiniz anda; Paniğe kapılmayın. Yolda iseniz, aracınızı yol
kenarına çekip, binalardan, elektrik direklerinden veya ağaçlardan
uzakta durdurun. Tünel içinde iseniz ve çıkışa yakın değilseniz,
aracınızı durdurup aşağıya inin ve yanına yan yatarak cenin pozisyonu
alın. Aracınızın içinde durmayın. Aynı yöntemi kapalı bir otoparkta
iseniz aynen uygulayın.
* Unutmayın:
Araç içinde olduğunuz takdirde, üzerinize düşen bir parça ile ezilme
riski taşıyorsunuz. Oysa dışına çıkıp, yanına yattığınız takdirde,
üzerinize yıkılacak tavan, tünel gibi büyük kitleler aracı belki
ezecek, ama yok etmeyecektir.Deprem sırasında eğer dışarıda
bulunuluyorsa ; bina, direk, reklam panosu, duvar gibi devrilebilecek
materyallerin uzağında durmak gereklidir. Herhangi bir nesnenin (araba
, balkon..) altına girmek cok sakıncalıdır. Deprem bitene kadar açık
alanda beklenmelidir. Eğer bina içinde bulunuluyorsa, en güvenli
yerler : ev yıkıldığında bizim yaşamamız için gerekli yer kalmasını
sağlayacak saglam ve buyuk esyaların yanıdır. Anne karnındaki
pozisyonda yatmak gereklidir. Bunun söyle bir yararı vardır: Bina
cöktüğünde çamaşır makinası, bulaşık makinası , mutfak tezgahı , büfe
ya da büyük kanepe gibi esyalar cokme sonucu tavanı bir miktar tutarak
kucuk bir alan yaratırlar. Bu alan bir insanın yasaması icin yeterli
olabilmektedir. Ancak cok onemli bir nokta evde belli donemlerde
deprem tatbikatının yapılması ve deprem sırasında nerede ne kosulda
olursak olalım hiç dusunmeden dogru olan yere en kısa surede ulasma
yollarının planlanması gerekmektedir! Eger bu yol uzerinde engel
teskil edecek esyalar varsa kaldırılmalıdır. Kapı altında durmak, masa
yada yatak altına girmek cok sakıncalıdır. Zemin ve birinci katlar
riskli katlardır, deprem sırasında 5-6 saniyede mekan
terkedilebiliyorsa mutlaka terk edilmesi gereklidir. Depremden once
yapılacak birkaç basit hazırlık depremden sonraki zor yasantımızı cok
kolaylastırabilir. Ornegin aracımızın bagajında; bir cadır, uzun
muddet bozulmayan yiyecek ve icecekler, fener, ilk yardım malzemesi,
giysi, telsiz, battaniye, sıhhi malzemeler.. gibi esyaların bulunması
organize yardımın gelmesi icin gerekli olan 3- 4 gun boyunca bizi cok
rahatlatacaktır. Unutmayın ki deprem her zaman biz evdeyken olacak
demek degildir. Gunduz evimizden kilometrelerce uzakta iken deprem
oldugunda eve donmek icin İstanbul gibi bir metropolde arabanızı
kullanamayacagınızı hatırlatmak isteriz. Yolların buyuk bolumu
yıkılacak yada enkaz yıgınlarından kullanılamaz hale gelecektir.
Saglam ve kullanılabilir durumdaki yollar ise trafik yogunlugundan
kullanılamaz hale gelecektir! Bu durumda saatlerce yurumek,
yakınlarımıza ulasmanın tek yolu olacak. Spor bir ayakkabı, rahat
birkac giysi ,yagmurluk bu uzun yuruyusu daha mumkun kılacaktır. Kobe
depreminde yasanmış oldugu gibi bir baska buyuk tehlike de, depremden
sonra cıkacak olan yangınlardır. Kobe'de depremden olenler kadar
depremden sonra cıkan yangınlarda olenler de cok fazladır. Eger
depremde evimiz yıkılmadıysa eve girip dogalgaz , elektrik, LPG tüpü
gibi sistemleri ana vanalarından kapatmak gereklidir. Bunun dısında
salgın hastalıklar, yiyecek ve icecek kıtlıgı, sel ve artcı depremler
gibi ana deprem sokundan sonra devem eden tehlikelere karsı da mutlaka
önlem alınmalıdır.
DEPREM SONRASINDA
Deprem sonrasında nasıl davranacağınız önemli. Paniğe girmemek,
fısıltılara kulak asmamak, Kurtarma çalışmalarına katılmak gerekiyor.
Deprem öncesi önlemlerinizi aldınız ve depremi az ya da çok hasarla
atlattınız. Bu kez başka sorumluluklar sizi bekliyor. Ön koşul paniğe
kapılmamak, uyanık ve hızlı davranmak. Eviniz hayatınıza zarar
vermeyecek ölçüde hasar görüp, sizin dışarı çıkmanıza izin veriyorsa,
binayı terketmeden önce çevrenizdeki seslere kulak verin. Bu sesler,
sizden çok daha zor durumda olan insanlara ait olabilir. Sese olan
yakınlığınız sayesinde binanın dışından yapılacak bir yardımdan çok
daha hızlı bir şekilde göçük altındakileri hayata kavuşturabilirsiniz.
Kalabalık mekanları boşaltırken sakin olmak, hasarı en az ölçüde
atlatmak açısından önem taşır. Toplu ve düzenli hareket bu safhada çok
önemlidir. Binaların dışına çıktığınız andan itibaren de kurtarma
çalışmalarına katılmak gerekir. Verebileceğiniz küçücük bir destek,
bir insan hayatı, daha büyük yardımlar birden çok insanın hayatı
demektir. Felaket sonrası olası karmaşa ortamı için dikkatli olunmalı.
Özellikle de söylentilere, dilden dile dolaşan deprem fısıltılarına
yenilerini eklememeli ve kulak asmamalıyız. Bu tür söylentilerle,
Marmara Depremi'nin ardından da yaşandığı gibi halkta daha büyük panik
oluşturduğunu ve normal yaşamın bir türlü geri kazanılamadığını
gördük.
Sükunetinizi koruyun.
Durumunuzu değerlendirin. Yaralı olup olmadığınızı belirleyin.
Bulunduğunuz yapı yıkılmamışsa, kontrollü, hızlı ve dikkatli bir
şekilde binayı terk edin. Hemen ardından gelebilecek bir artçı şok, o
ana kadar yıkılmamış, ancak taşıyıcı elemanlarına zarar vermiş olan
binayı yıkabilir. Sarsıntı anında merdivenler bağlantı yerlerinden
ayrılmış, tavandan dökülebilecek sıva, beton parçası olabilir. Binadan
ayrılırken kapıları dikkatli bir şekilde açın, bu gibi tehlikelerden
sakının ve başınızı koruyun.
Eğer enkaz altında iseniz
Kıpırdayacak durumunuz varsa ve kesin bir çıkış yolu görebiliyorsanız
hareketlenin. Aksi takdirde pozisyonunuzu koruyun ve sakin olun.
Fazladan her çaba, size gelecekte gerekli olacak enerjiyi ve suyu
tüketecektir. Dışarıdan bir müdahale sesi duyana kadar bağırmaya
çalışmayın. Bu enerjinizi zamansız tüketmenize yol açacaktır. Bir ses
duyduğunuzda cevap verin ve pozisyonunuzu anlatmaya çalışın. İlerleyen
saatlerde dışarıya ses verebilecek bir ses kaynağı yaratma yolu bulun.
Tencere benzeri bir metale vurulacak bıçak sapı, sert bir yüzeye
vurabileceğiniz diğer sert bir cismin olup olmadığını kontrol edin.
Çünkü saatler geçtikten sonra böyle bir şey edinme gücünü kaybetmiş
olabilirsiniz. Kurtarma ekipleri, olay yerine ulaştıklarında
bakacakları ilk yer enkaz üzerinde kabarmış bölgelerdir. Kabaran bu
bölgeler muhtemel yaşam üçgenlerinin olduğu noktalardır. (Buzdolabı,
bulaşık ve çamaşır makinası, çelik para kasası, demir dolap v.b.)
Böyle bir pozisyona sahipseniz, ilk ulaşılacak kurtarma
bölgesindesiniz demektir.