Agnostisizm resmi olarak ilk defa 1800'lü yılların sonunda ünlü
biyolog T. H. Huxley tarafından ortaya atılmıştır. Bilinmezcilik
olarak da tanımlanır. Agnostisizm, tanrının varlığının "bilinemez"
olduğunu savunur. Dinlerin tanrıdan gelmediğini söyler ve dinlerin
tanrısını da reddeder ancak başka bir tanrının, bir yaratıcının
varolup olmadığının hiçbir zaman bilinemeyeceğini söyler. Bu bakımdan
agnostisizm kendini, "kesinliklinle tanrı vardır" diyen teizmden de
"kesinlikle tanrı yoktur" diyen ateizmden de ayrı tutar.
Agnostiklere göre tanrının varlığı meselesi insan aklının ötesinde bir
konudur. O halde böyle bir varlık hakkında konuşmak ve hüküm vermek de
imkansızdır Dolayısıyla agnostikler Tanrı inancı konusunda tarafsız
kalmayı tercih etmişlerdir ancak onların bu tarafsızlığı bazen ateizm
olacakta değerlendirilmiştir. Her ne kadar bazı agnostikler tavırları
ve yaşamları onların ateist olduğu izlenimini vermekteyse de bir kısmı
kendilerinin felsefi açıdan ateist olmadığını ifade etmiştir. Mesela
ateist olarak bilinen ünlü düşünürlerden Bertrand Russell (1872-1970)
felsefi açıdan kendisini agnostik olarak tanımlamıştır .Çünkü ona göre
her şeye rağmen tanrının yokluğunu kanıtlayacak bir delil mevcut
değildir.
Huxley agnostik sözcüğünü hem geleneksel Yahudi-Hıristiyan
tanrıcılığını, hem de tanrıtanımazlık öğretisini reddederek Tanrının
varlığı sorununu ortada bırakan düşünürler için kullandı. Terim daha
sonra geriye götürülerek bütün bilinemezci öğretileri kapsamıştır.
Agnostisizm, tarihsel olarak bilimin denetiminden yoksun insan
düşüncesinin düştüğü büyük yanılgılara bir tepki olarak ortaya
çıkmıştır. İlk tepkiyi Yunan antikçağ bilgicilerinden duyumcu
sofistler vermiştir. Onlara göre bilgi duyuların sonucudur ve duyular
dışında bilgi edinemez ve herkes için geçerli bilgi olamaz.İnsanin,
kendi deneyimleriyle elde ettiği olguların ötesinde hiçbir şeyin
varlığını bilemeyeceğini ileri süren bu öğreti Tanrı kavramına
getirilen yorum bakımından tüm zamanların en mantıcı düşüncesidir .