10. Yüz yıldan başlayarak Bizans 'ta bulunan din adamları,
Bulgaristan'da "Bogomiller" adı verilen yeni bir dinsel akımın
gelişmekte olduğunu fark ettiler. Akımın kurucusu Bogomil (Tanrı 'nın
sevdiği) adında bir köy papazıydı. Yaklaşık 930 yıllarında papaz
Bogomil yoksulluk, alçakgönüllülük, dua ve tövbe ile geçen bir yaşamı
vaaz etmeye koyulmuştu.
10. Yüz yıl ortalarında Bulgar Çariçesi Maria-Irena 'nin amcası
İstanbul Patriği Theophilaktes, damadı Bulgar Çarı Petro 'dan iki
endişe dolu mektup alır. Bu mektuplarda Çar, Bulgaristan 'da ortaya
çıkmış yeni bir dinsel, ama Kilise karşıtı akımı anlatmakta ve bu
akımla Nasıl bas edilmesi gerektiğini sormaktadır. Konuya eğilen
Patrik, bu akımın Paflikyanlar 'ın yeniden canlanması olduğuna karar
verir. 954 Tarihli yanıtında, bu akımı iyi bildiğini ve bu kişilerin
Kilise öğretisine geri çağrılmaları gerektiğini yazar. Ancak Patrik
'in yanıtı, bu akımı alışılagelmiş bir sapkınlık olarak açıklamasına
karşın, bunun Bulgaristan 'da yeni ortaya çıkısına şaşırdığını ve
bundan pek etkilendiğini açıkça sergilemektedir.
Bogomilizm 'den ikinci kez söz eden kişi bir Ortodoks Bulgar papazı
olan Kozmas 'tır: " Çar Petro 'nun zamanında Bulgaristan 'da Bogomil
adlı bir papaz yasıyordu. O, Bulgaristan 'a sapkınlığı eken ilk
kişiydi ". Kozmas, bu satırları içeren ve 977 yılında kaleme aldığı
risalesinde, Bogomilizm 'in yeşermesine olanak sağlayan Ortodoks
Kilisesinin tembellik ve savurganlığına çatmaktadır.
Bogomil 'e göre dünya kötüydü, çünkü İsa 'nın kardeşi ve Tanrı 'nın
diğer oğlu olan " Satanael " (Şeytan) tarafından yaratılmıştı; Şeytan,
Eski Ahitteki kıyıcı Tanrı " Yehova "dan başkası değildi. Büyük
olasılıkla Bogomil, 6. ile 10. yüzyıllar arasında Anadolu 'da yaygın
olan Paflikyanlar 'in ve Messalianlar 'in düalist inançlarından
etkilenmişti. Bogomil akiminin inanışlarına göre Ortodoks kilisesinin
törenleri, kutsal eşyalar ve ikonalar, Aslında Şeytan tarafından
yaratıldıkları için anlamsız ve yararsızdılar; Haçtan da nefret etmek
gerekliydi, zira İsa Haçın üzerinde işkence çekmiş ve öldürülmüştü;
Geçerli olan tek dua, gece ve gündüz dörder kez yinelenmesi gereken "
Bizim Babamız " duasıydı.
Bogomiller 'in kozmolojik ilkeleri arasında Baba ile iki oğlu önde
geliyordu. Baba süper kozmik yörelerde, İsa göklerde, Satanael adlı
büyük oğul dünyada egemendiler. Satanael adı, " Tanrı 'ya karşı gelen
" anlamına geliyordu. Çoğu Düalist topluluklar her iki oğlu da,
küçüğünü sevgiden büyüğünü ise korkudan, yüceltiyorlardı.
Paflikyanlar 'in Şeytanı Tanrı 'nın büyük oğlu olarak gördüklerine
dair bir kanıt yoktur. Bu nedenle söz konusu öğretinin kökeni doğrudan
Bogomiller'e dayandırılır. Doğal olarak Bogomiller, hiç kuskusuz
Şeytanin kötülük ortakları olarak toprak ağalarını ve soyluları
görüyorlar; yeryüzünün tüm mallarını ve zenginliklerini
reddediyorlardı. " Eğer iyi bir Tanrı varsa, kötülükler nereden
geliyor? " İste Bogomiller'in yanıt bulmaya çabaladıkları soru buydu.
9. ve 10. yüz yıllarda Trakya 'daki koşullar feodalitenin gelişmesine
elverişliydi. Küçük toprak sahibi köylülerin aleyhine güçlü bir
feodalitenin boy vermesi, köylü sınıfının sefaletine neden olmaktaydı.
Bölgenin sahne olduğu sürekli savaş durumu halkın omuzlarına her gün
artan vergiler yüklemekte, yoksulluğa düsen köylüler bir koruyucu (prostasia)
aramak zorunda kalmaktaydılar. Aşırı ölçüde sert geçen 927-928 yılı
kişini izleyen korkunç bir kıtlık ve veba ile birkaç yıl yinelenen
kötü hasat, feodal sınıfa halka ait toprakları olabildiğince düşük
fiyatlarla ya da birkaç besin maddesi karşılığında satın alma
olanağını vermişti. Bu ekonomik koşullar hiç kuskusuz Bogomil
propagandasının yayılmasına yardımcı olmaktaydı. yaygın sefalet, bir
yandan Bogomiller 'in çağrısına uygun zemin hazırlarken, diğer yandan
gelişen bir feodalitenin oluşmasını hızlandırıyordu. Tüm kudret ve
zenginlikler bir azınlığın elinde toplanıyordu. Bu sosyal dengesizlik
Bogomiller 'in sert karşı çıkışlarına yol açmaktaydı.
Bogomil inancının sosyo-politik temeli, Bulgar köylüsünün toprak
ağalarına karsı gelişen tepkisi olmuştur. Bu tepki yadsıyıcı, olumsuz,
bozguncu bir tepkiydi ve hiç kuskusuz Çar Petro ve oğullarının
dönemlerinde Bulgaristan 'ın gerilemesine yol açmıştı. Kozmas 'ın
risalesini yazdığı dönemde Bogomilizm yeni gelişen bir akımdı ve kısa
süre önce Bizans İmparatoru Yohan Tzimises, Philippopolis (Filibe)
civarındaki yörelere Paflikyanlar 'ı göçe zorlamıştı. Bu bağlamda,
hoşnutsuzluk yaratan ekonomik durumun ve yörede aniden ortaya çıkan
düalist Paflikyan inançlarının Bogomilizm 'in temelini oluşturduğu
düşünülebilir. Genel kural olarak Bogomil öğretisi, Gnostik akımlardan
aktarılmış düalizm ile olabildiğince tam uygulanması istenen
Hıristiyan öğretisinin arasındaki gizli ya da açık karsılaştırmalarda
belirginleşiyor. Bir akımın ilerleyip gelişmesi, yalnızca diş etkiler
ve üyelerinin ateşli çabalarıyla açıklanamaz. Ortam elverişli,
insanlar etkilenmeye hazır olmalıdır. Bu koşullar, o dönemde
Bulgaristan ve Bosna 'da yeterince bulunuyordu.
Bogomiller ne et yiyorlar, ne de şarap içiyorlardı; evliliğe de
karsıydılar. Topluluklarında hiyerarşik bir düzen yoktu. Birbirlerine
günah çıkartıyorlar, birbirlerini affediyorlardı. Zenginleri
eleştiriyorlar, soyluları aşağılıyorlar ve sıradan insanları, edilgin
bir direniş göstererek, efendilerine bas kaldırmaya davet ediyorlardı.
Bogomil akiminin basarisi, Kilisenin zenginlik ve ihtişamı ile
papazların değersizliklerinin yarattığı düş kırıklığından kaynaklanan
toplu bir adanmışlıkla açıklanabilir. Ancak asil etken, giderek
yoksullaşan ve toprak köleliğine bile razı olan Bulgar köylülerinin,
toprak sahiplerine ve Bizans işbirlikçilerine duydukları nefretti.
Ortodoks inançlarına bu denli karsı çıkan bir öğretinin, ister istemez
bölgenin sosyal yaşamının tüm öğeleri üzerinde önemli yankıları
olmuştu. Özellikle Kilise ile Devlet çıkarlarının böylesine iç içe
olduğu bir dönemde Ortodoks inancının reddi, kaçınılmaz olarak
yasalara bir başkaldırı ve toplumsal düzenin tümüne yöneltilmiş bir
meydan okumaydı. Bogomiller halkı sivil itaatsizliğe çağırıyorlardı:
efendilerine itaat etmemeyi, zenginleri hor görmeyi, Çardan nefret
etmeyi, Çar 'a hizmet edenleri alçak olarak değerlendirmeyi, soyluları
gülünç duruma düşürmeyi, her ırgata ağası için çalışmayı reddetmeyi
öğütlüyorlardı. Bu sosyal anarşizme karsı Kilise, siyasi yetkenin
kutsallığını ileri sürerek karsı çıkmaya çabalıyor, Çar ve soyluların
Tanrı tarafından görevlendirildiklerini ileri sürüyordu.
Ancak bu toplumsal anarşizmin rolü abartılarak, Bogomiller Ortaçağın
komünistleri gibi değerlendirilmemelidir. Bogomilizm 'in eşitlik
ilkesi, yoksulluk ve ahlaki saflık arayışlarından türemiştir.
Feodaliteye karsı savaşımları adeta Yılık ve Kötülük arasındaki kozmik
savasın toplumsal düzeye oturtulması gibidir. yalnızca bu anlamıyla
bile Bogomilizm, feodalitenin gelişimine karsı koymuştur ama, esas
olarak hiçbir zaman bir politik akım biçimine dönüşmemiştir.
Bogomiller her şeyin üstünde dinsel vaizler olarak kalmışlar, sivil
işlevlere ilgi duymamışlardır.
Gönüllü yoksullukla birlikte, çalışmanın Bogomiller tarafından hor
görülmesi, gezgin keşiş tipini ortaya çıkarmıştır. Bu nitelik,
Paflikyanlar 'dan çok Messalianlar 'a özgüdür. Bogomiller 'in edilgin
tutumları, onları Paflikyanlar 'dan ayıran en önemli özellikleridir.
Bogomiller 'e verilen diğer bir ad olan ve Türkçe " torba "
sözcüğünden türemiş olan " Torbeshi ", gezgin Bogomil keşişlerinin
omuzlarına astıkları ve içine aldıkları sadakaları koydukları torbadan
kaynaklanmaktadır.
Günümüzde Torbeshi adı, Makedonya 'nın Müslüman Bulgarları olan Pomak
'lara verilen bir addır. Bizans İmparatoru II. Basil 'in 1018 yılında
Bulgaristan 'ı fethinden sonra, birçok Bulgar soylusu zorla İstanbul
'a yerleştirilmişti. Bu soylular ve hatta Bazı Bizanslı papazlar
tarafından kabul edilen Bogomilizm kendi teolojisini geliştirme
çabasını sürdürdü. Ne var ki, bu teolojik çabalar sonunda Bogomil
akımı ikiye bölündü. Şeytanin yetkesini kabul ederek, onu ezeli ve
mutlak bir Tanrı olarak görenler " Dragovitsa Kilisesi " adıyla
örgütlendiler (Dragovitsa, Trakya ile Makedonya sınırı üzerinde
bulunan bir köyün adıydı). Şeytani İsa 'nın kötü kardeşi olarak gören
eski Bogomiller ise " Bulgarlar " adını aldılar. Dragovitsa kolunun
mutlak bir düalizmi, Bulgarların ise ilimli bir düalizmi savunmalarına
karşın, iki grup birbirine hoşgörü ile bakmaktaydı. Bu dönemde
Bogomilizm hızlı bir atılım gösterdi ; üyelerinin sayısı artarken,
Anadolu ve Balkanlar 'da yeni topluluklar oluştu.
10. Yüz yıl sonlarına doğru Bogomil toplulukları içinde hiyerarşik bir
yapı gelişmeye başladı: rahipler ve inananlar birbirinden ayrıldı. Dua
ve oruç, kesinlikle uyulması zorunlu uygulamalar haline geldiler;
giderek törenlerin sayısı ve ayrıntısı arttı. Bir köylü hareketi
olarak başlayan akım, 12. yüz yıl sonlarında, ayrıntılı törenleri ve
Hıristiyanlıktan giderek uzaklaşan düalist eğilimleri olan bir
manastır tarikatı biçimine dönüştü.
12. Yüz yılın başlarında, Bogomiller 'i baskı altına almak amacıyla
Kilise örgütlenmeye koyuldu. Bunun üzerine Bogomiller Balkanların
kuzeyine çekildiler. Buradan yola çıkan Bogomil misyonerleri Dalmaçya,
İtalya ve Fransa 'ya kadar yayıldılar. Bazı dönemlerde Bogomilizm,
devlet düzeyinde de başarılar kazandı. Örneğin; 13. Yüz yılın ilk
yarısında Ban Kulin (1180-1214) yönetimi sırasında Bulgaristan ve
Bosna 'da resmi din olarak kabul gördü.
Bogomilizm 'in tüm tarihi boyunca sürdürdüğü bir başka belirgin
özelliği ise, değişkenlik ve koşullara uyum sağlama yeteneğidir. Bu
bağdaştırmacı nitelik, onlara çağrı etkinliklerini sürdürebilme ya da
baskıları atlatabilme fırsatını tanımaktaydı. Bogomiller, diğer
dinlerle ya da din dışı akımlarla bağdaşmaktan çekinmezlerdi. Bu
eğilim zamanla daha belirgin biçime dönüştü ve 13. Yüz yıldan
başlayarak Bogomilizm daha sik olarak Paganizm, büyü ve batıl inançlar
ile iç içe geçti. Bu durum, herhangi bir sapkınlığı Bogomilizm olarak
damgalayan Ortodoks eğilimini haklı duruma getirdi.
14. Yüz yılda Bogomilizm giderek etkisini yitirdi ve Osmanlıların
Bulgaristan 'ı (1393) ve Bosna 'yı fethetmelerinden sonra (1463)
Bogomiller 'in büyük çoğunluğu İslam dinine geçti.
Oysa Bogomilizm 'in dinsel etkileri uzun süre devam etti. Güneydoğu
Avrupa 'da Bazı Bogomil inanç ve kavramları " Apokrifalar " (gizli ya
da aslı olmayan İnciller) aracılığı ile yayılmayı sürdürdü. Ortaçağ
süresince bu bölgede bir kaç Apokrifa, Jeremias adında bir Bogomil
papazının adı ile bağlantılı biçimde elden ele dolaşmaktaydı. Ne var
ki, bu kitapların hiçbiri Aslında Jeremias 'a ait değildi. Örneğin;
tüm Ortaçağ Avrupa 'sında iyi tanınan " The Wood of the Cross " (Haçın
Tahtası) adlı Apokrifa, Gnostik kökenli " Nicodemus İncili "nden
alınmaydı. " İsa Nasıl Rahip Oldu " adındaki bir diğer Apokrifa,
Bizanslılarca uzun zamandan beri biliniyordu. Bogomiller, bu eski
metinlere düalist unsurlar eklemişlerdi. " Haçın Tahtası " adlı
Apokrifanin Slovence çevirisi " Tanrı dünyayı yarattığı zaman,
yalnızca kendisi ve Satanael vardı… " diye başlamaktaydı. Bu
kozmogonik motifin çok yaygın olduğu bilinmektedir, ancak Güneydoğu
Avrupa 'daki Slavca uyarlamalarda Şeytanın rolü alabildiğine
abartılmıştı. Kimi Gnostik tarikatların modelini izleyen Bogomiller,
Şeytana verdikleri önemi abartarak, düalist yaklaşımlarını güçlendirme
yolunu seçmişlerdi.
Benzer biçimde " Adem ve Havva " adındaki Apokrifaya da Bogomiller,
Adem ve Şeytan arasında gerçekleştirilen bir anlaşma hakkında bir
bölüm eklemişlerdi. Bu anlaşma uyarınca, dünyayı yaratan Şeytan olduğu
için, Adem ve soyundan gelenler, İsa 'nın gelişine kadar Şeytana ait
olacaklardır. Bu temaya bugün bile Balkan folklorunda rastlanmaktadır.
Bu Apokrifaları yorumlama yöntemi " Interrogatio Iohannis " adlı tek
otantik Bogomil metninde açıklanmaktadır. İsa ile İncilci Yahya
arasında geçen bir konuşmayı içeren söz konusu metin engizisyon
görevlileri tarafından Güney Fransa 'da Latince 'ye çevrilmiştir.
Konuşmanın konusu dünyanın yaratılısı, Şeytanin düşüşü, Enoch 'un göğe
yükselişi çevresinde geçer. Aslında metinde yer alan bir çok bölüm
diğer Apokrifalardan ve " İncilci Yahya 'nın Soruları " adında 12. yüz
yıla ait Slavca bir yapıttan alınmıştır. Halbuki, anlatının özündeki
teoloji tümüyle Bogomil inançlarını yansıtmaktadır. Yine de bu metnin
özgün bir Bogomil yapıtı mi, yoksa Yunanca 'dan bir çeviri mi olduğu
hakkında kesin bir yargıya varılamaz. Öğreti açısından bu yapıtın
büyük olasılıkla eski Apokrifalardan yola çıkılarak Bogomiller
tarafından derlendiği söylenebilir.
Önemli olan Bogomil Apokrifalarının birkaç yüz yıl boyunca halkın
dinsel inançları üzerinde oynadığı roldür. Bogomilizm 'le Şeytana
verilen önem, Tanri 'nin edilgenligi ve anlaşılmaz aldırışsızlığı –
tüm bu unsurlar ilkel dinlerde de sıkça görülen " Deus Otiosus "
motifinin ifadesi olarak düşünülmelidir. Bu inanışlara göre, dünyayı
ve insani yaratan Tanrı, Yaratılısın sonuçları ile ilgilenmez, cennete
çekilir ve yapıtının tamamlanmasını bir doğaüstü varlığa, yani "
Demiurgos "a bırakır
11. Yüz yılın başlarından itibaren İtalya, Fransa ve Güney Almanya 'da
Bogomil misyonerlerinin etkinlik gösterdikleri biliniyor. Örneğin, bu
misyonerlerin Orleans 'ta birçok soyluyu ve hatta rahipleri bile kendi
inançlarına çekmeyi başardıkları tarih belgelerinde yer alıyor. Ne var
ki, Fransa kralı Robert bunları ortaya çıkarmakta ve yargılamakta
gecikmedi. Batının ilk düalistleri (sapkınlıkla suçlananlar) 28 Aralık
1022 tarihinde ateşte can verdiler. Yine de akım yayılmasını sürdürdü.
Bu kez İtalya 'da yerleşmiş olan Bogomil temelli Katlar (Yunanca
Katharos –saf, temiz- anlamına gelen bu isim 1163 yılından itibaren
kullanılmaya başlandı) inancı Provence ve Languedoc yörelerine, hatta
Pireneler 'e kadar misyonerler göndermeye başladı. Provence
bölgesindeki topluluklar dört piskoposluk altında örgütlendiler ve
1167 yılında Toulouse 'da bir konsül toplandı. Bu konsüle İstanbul
Bogomil piskoposunun katıldığı ve bu fırsattan yararlanarak Güney
Fransa 'da birçok kişiyi kendi kökten düalizmine yönelttiği biliniyor.
İşte böylelikle Bogomil öğretisi zaman içinde benzer düalist öğeleri
içeren Katlar öğretisine dönüştü.
Kaynaklar:
(1)Burhan Oğuz, Türk Halk Düşüncesi ve Hareketlerinin İdeolojik
Kökenleri, Cilt II. / (2)Mirce Eliade, A History of Religious Ideas,
Volume III. / (3)Balkanlar'da Farklı Bir Dinsel Yaklaşım. Thamos
(Geometri)