Hikâye kelimesi Türkçeye Arapçadan geçmiş olup, bir olayın sözlü veya
yazılı olarak anlatılmasıdır.
Hikâye, edebiyatta, gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düz yazı
türüdür.
Aslı olmayan söz, olay anlamında da kullanılır.
bazı hiyake türleri
» İlk Cinayet
» Duvar
» Ayrılış
» Ölüm Beni Çağırıyor
» Öğleden Sonra
» Kartal
» Yalnız Allah Bilsin
» La Fontaigne
» Forsa
» Saat Enstitüsü
» Zevrak ile Ebru
» Harap Mabetler
» İki Onbaşı
» Susuz Yaz
» Meczuplar
» Bir Gece Yıldızlarla
» Ses Duyan Kız
» Yürekteki Kuş
» Yaşam Oteli
» Ali Molla Türküsü
» Edi ile Büdü
» Kırk Yıllık Dostum
» Şiir ve Sinek
» Unutulan
» Otlakçı
» Alabandada
» Gelinlik Kız
» İnce Memed
» Bilardo Topları
» Manzara
» Akşam Müşterileri
» Sapan
» Aşık Veysel
Yaşanmış veya yaşanabilir bir olayı,belli kurallara bağlı olarak
anlatan kısa yazılara hikaye(öykü) denir.
Hikayede kişiler hayatlarının sadece bir yönüyle ele alınırlar. Olay
veya kişilere ait ayrıntıya girilmez.
Hikayede kişi ve olay sayısı azdır. Kimi zaman olaya gerek duyulmaz.
Hayatın bir kesiti alınır. Bir “an” ın hikayesi oluşturulur, “insan
gerçeği” bir iki yanıyla ele alınır.
Hikaye, ilk olarak İlk Çağ Anadolu’sunda masala ve tarihi eserlere
girmiştir. Hoşa giden , eğlendirici anlatım olarak gelişen hikayeye
,bu anlamıyla Homeros destanlarının ve Heredot tarihinin
anlatımlarında rastlanır.
Orta Çağ ’da özellikle Hindistan’da “Binbir Gece Masalları” yla sağlam
bir hikaye geleneğinin varlığı bilinmektedir. Bu gelenek Arapça’dan
yapılan çevrilerle Avrupa’ya yayıl-mıştır. Ancak bu çağ Avrupa’sında
yaygın olan hikayeleri ,masal,efsane,rivayet anlatımların-dan
ayıramıyoruz.
Hikaye türünün ilk büyük başarısını XIII. Yüzyılda İtalyan
edebiyatında görüyo-ruz. Bu yüzyılda yazılan hikayelerin büyük
çoğunluğu nüktelidir;Ancak serüven hikayeleri de az değildir.
Hikayeye bugünkü anlamda ilk edebi kimliği kazandıran İtalyan yazar
Boccacio –dur. Sanatçı , rönesans hikayecilerini de etkilemiştir.
Rönesans’tan sonra hızla gelişen hikaye XIX. Yüzyılda edebiyatın en
yaygın türlerinden biri olmuştur.
Aynı yüzyılda, Tanzimat’ın ilanını takiben batının etkisiyle
edebiyatımıza giren modern hikayeden önce Türk edebiyatının yüzyıllar
süren sağlam bir hikaye geleneği vardır.
Bir kısmı günümüzde de yaşayan halk hikayeleri , meddah hikayeleri ,
halk masal-ları bu geleneğin tanıklarıdır. XIV. ve XV. yüzyıllarda
yazıya geçirildiği sanılan Dede Korkut Hikayeleri ,çağdaş hikaye
tekniğine yakın kurgusu ve planıyla Türk edebiyatının batıdan geri-de
olmadığını gösteren eserlerdir.
Hikaye kelimesi ilk olarak Tanzimat’ta “roman” karşılığında
kullanıldı. Bugünkü anlamda hikayelere ise “küçük hikaye” denildi.
Haldun Taner; “Öyküyü romanın kısası, romanı öykünün uzunu sanmak
bence yanlıştır ;”öykü”nün , “roman”ın ayrı özellikleri vardır.
Tekniği başka , işleyişi başka ,üslubu başka iklimi başka....” diyor.
Hikaye hayatın bütünü içinde fakat, bir bölümü üzerine konulmuş
derinliği olan bir büyüteçtir. Bu büyüteç altında kimi zaman olay ,
gelişim evreleriyle; kişi,zaman,çevre bağlantısı içinde ,hikaye
boyunca irdelenir. Yazar bir plana bağlı kalır. Bu tür hikayelere
klasik vak’a (olay) hikayeleri diyoruz. Bu teknik, Fransız yazar Guy
de Maupassant tarafından yaygınlaştırıldığı için ; klasik vak’a
hikayelerine “Maupassant tarzı hikaye “ de denir. Bu tarzın bizdeki
temsilcileri Ömer Seyfettin , Refik Halit Karay ,Hüseyin Rahmi
Gürpınar gibi yazarlardır.
Kimin zamansa büyütecin altında incelenen olay değil hayatın küçük bir
kesiti, insan gerçeğinin kendisidir. Bu tarz hikayenin dünya
edebiyatındaki temsilcisi ise Anton Çehov- dur. Çehov tarzı hikayede
başarılı yazarlarımız arasında Sait Faik Abasıyanık , Memduh Şevket
Esendal vardır.
Hikayede Olay,Plan ve Konu:
Vak’a(olay) hikayelerinde olay önemlidir. Hikaye boyunca olay çeşitli
yönleriyle irdelenir. Ayrıca olayın başlaması , gelişmesi ve belirli
bir sonuca ulaşması gerekir. Sonuç ,okuyucuyu şaşırtmaz; olayın
gelişim aşamasında yer yer merak öğelerine yer verilir ; düğümler
oluşur; arkasından çözümler gelir.
Hikayede Olay
Üzerinde söz söylenen , fikir yürütülen olay veya durumudur.
Hikayelerde yaşanmış veya yaşanabilir olaylar ele alınır.
Hikayede Plan
Hikayede plan hikaye çeşidine göre değişmektedir. Bu tür bir olay
hikayesinde serim(giriş) , düğüm(gelişme) , çözüm(sonuç) bölümü
vardır.
Serim:Bölümünde olay , kişi ve kişiler genel anlamda tanıtılır. Zamana
ve mekana bağlı özellikler olay ve kişilere bağlı olarak verilir.
Düğüm: Yazar , hikayede , olayın akışı içinde kişiler , zaman, yer
öğelerine yönelik bilinmezler düğümünü oluşturur. Hikayelerin hacim
olarak geniş ve kapsamlı olmaması , düğüm sayısının da sınırlı
olmasını sağlar , Merak öğesi olayı sürükler.
Çözüm:Olay hikayelerinde merak öğeleri , ana düğüm , genellikle
beklenmedik biçimde çözülür. Hikayedeki ana olay okuyucuyu etkileyecek
bir sonuca ulaşır. Klasik olay hikayelerinde ulaşılan bu sonuç sürpriz
olmaz.
Çözüm bölümü hikayede herşeyin bittiği anlamında da değildir. Bir çok
hikayede, hikayenin başlangıcı ve sonucu okuyucu tarafından
tamamlanır.
Belli bir olay üzerine kurulmayan , anlatımın ön planda olduğu ,
hayatın bir kesitinin anlatıldığı hikayelere durum hikayesi denir.
Kurucusu Anton Çehov’ dur. Yazarın bir plan yapma zorunluluğu yoktur.
Durum hikayelerinde serim , düğüm , çözüm düzeni , olay hikayelerinden
farklıdır. Olay hikayelerinde önemli ve öncelikli olan merak öğesi ,
durum hikayelerinde kişisel ve sosyal yorumlardan , duygu ve
hayallerden sonra gelir.
Durum hikayelerinde belli bir düşünce güdülmez. Yazar kendi kişiliğini
saklar.
Durum hikayelerinde hikaye kahramanları tam olarak tanıtılmaz .
Kişilerin yaşam koşulları , zaman ve mekana bağlı olarak , doğal
anlatım içinde okuyucuya sezdirilir.
Çevre ve insana ait ayrıntılar dikkatle ve tüm canlılığıyla verildiği
halde; düğümlerin çözümü belli bir sonuca ulaşmaz. Olayların ve
durumların akışı , okuyucunun hayal gücüne bırakılır. Durum
hikayelerinde çoğu zaman olay hikayenin bittiği yerde başlar.
Hikayede Zaman
Zaman , hikayenin temel öğelerinden biridir. Klasik olay hikayelerinde
anlatılan olay ya da olaylar , zamana bağlanır. Olay belli bir zaman
dilimi içinde başlar ,gelişir ve biter.
Hikayenin konusuna ve yapısına göre zaman uzar veya kısalır. Ancak ,
hikayede yılları alan bir zaman söz konusu değildir.
Durum hikayelerinde akan zamana yer verilmez . Belli zaman içinde
gelişen olay ve olaylar zinciri olmadığı gibi , olaya bağlı değişen
bir zaman da yoktur.
Mekan
Klasik olay hikayelerinde olayın geçtiği yere mekan denir. Yazar
olayın gelişimi içinde , fazla detaya inmeden , olayın geçtiği mekanı
da anlatır.
Durum hikayelerinde mekan anlatılmaz, sezdirilir. Mekana ilişkin
verilen ayrıntılar hikaye konusuyla bağlantılıdır.
Hikayede Kişi , Kişiler
Hikayede birinci,ikinci ve üçüncü kişi gibi sınıflandırma yapılır.
Birinci kişi baş kahramandır , diğerleri ise yardımcı elemanlardır.
Olay hikayelerinde; hikaye kişileri az da olsa fiziki ve ruhi
özellikleriyle tasvir edildikleri halde ; durum hikayelerinde ,
kişiler tanıtılmaz , olayla ilgili yönleri öne çıkarılır.
Hikayede Dil ve İfade Çeşitleri
Hikaye kişileri,günlük konuşma dilinin tüm canlılığı ile karşılıklı
konuşmaktadırlar. Hikaye dilinde cümleler genellikle kısadır. Anlatım
, günlük söyleyişte görülen deyim ve sözcüklerle zenginleştirilmiştir.
İfade Çeşitleri
Olay ve durum hikayelerinde anlatılanlar ya yazar tarafından ya da
hikaye kişisi tarafından dile getirilir. Hangi durumda olursa olsun ,
hikayeye, anlatıcının bakışı hakimdir. Olay ve durum , anlatıcı
tarafından yönlendirilir. Anlatıcı , hikaye kahramanı veya
kahramanları adına düşünür. Hareketleri ve durumları anlatıcı
yorumlar.
Görüldüğü gibi hikayede iki türlü anlatım biçimi vardır. Hikaye
kahramanı tarafından anlatılanlar hikayelerde “birinci kişili”
anlatım; yazarın ağzından anlatılanlar ise hikayelerde "“üçüncü kişili
" anlatımdır. Bazı hikayelerde bu iki anlatım biçimi birlikte kulla-nılır.
Hikaye dilinin zenginliği , yazarın dile hakimiyetiyle ilgilidir.
Hikaye dili, yazardan yazara, ayrıca hikaye türüne ve konusuna göre
değişir.
Durum hikayelerinde ise günlük dilin kullanılır.
MODERN HİKAYE
Yazarın , insanların her gün gördükleri fakat düşünmedikleri bazı
durumların gerisindeki gerçekleri hayal ve bir takım
olağanüstülüklerle anlattığı hikaye biçimine Modern Hikaye denir.
Hikayede bir tür olarak 1920’li yıllarda ilk defa batıda görülen bu
anlayışın en önemli temsilcisi Franz Kafka’dır. Bu türün bizdeki
temsilcisi Haldun Taner ,hikayelerinde genellikle büyük
şehirlerimizdeki yozlaşmış tipleri ,sosyal ve toplumsal bozuklukları ,
felsefi bir yaklaşımla irdeler. Yazar sade anlatımına ince bir yergi
ve yer yer alay katarak , olay ve kişilerin gerçek yönlerini göz önüne
serer.
NOTLAR
· Türk Edebiyatında ilk hikayeler, Samipaşazade Sezai’nin yazdığı
küçük eserlerdir.
· Batılı anlamda hikayenin Türk Edebiyatındaki ilk temsilcisi Ömer
Seyfettin’dir.
· Modern hikayenin Türk Edebiyatındaki temsilcisi ise Haldun
Taner’dir.