Çağımızda açıklanması ve çözümü güç görünen pek çok olayın kaynağında
ekonomik sorunlar yatmaktadır. Ekonomik kalkınma çabası, az gelişmiş
ülkelerde yoksulluktan kurtulma, gelişmiş ülkelerde ise güçlerini
koruyarak geleceklerini güven altına alma yönünde büyük önem
kazanmıştır. Çağdaş dünyanın ekonomik sorunlarını çözümleyecek anahtar
kavramlarından biri "verimlilik" tir. Gerçekten de verimlilik,
günümüzde kalkınmanın, kalkınmış ülke ya da toplum olmanın en şaşmaz
ölçütlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda verimlilik,
kalkınmanın itici gücüdür. Ulusal ekonominin bir sektöründeki
verimlilik artışları, başka kesimleri de harekete geçirici bir rol
oynayabilmektedir. Artan verimlilik, akılcı ve çağdaş bir yönetim
altında kalkınmayı hızlandırmakta, gittikçe daha ileri boyutlara
ulaştırmaktadır. Yüksek verimlilik, geçici güçlüklerle sarsılmayan
üretme gücü demektir. Verimliliğin artması, insanoğluna, içinde
yaşadığı doğayı ve toplumu kontrol etme, bu kontrolü günden güne
genişletme gücü vermektedir. Gelişmiş olmak da bundan başka nedir ki?
İşte bu yüzden, verimlilik, bugüne kadar alışılmış pek çok göstergeden
daha anlamlı bir kalkınma ölçüsüdür. En genel anlatımıyla, üretim
sürecine sokulan çeşitli faktörlerle (girdiler) bu sürecin sonunda
elde edilen ürünler (çıktılar) arasındaki ilişkiyi ifade eden
verimlilik, savurganlıktan uzak, kaynakları en iyi biçimde
değerlendirerek üretmek demektir. Bundan dolayı teknik anlamda
verimlilik, "üretilen mal ve hizmet miktarı ile bu mal ve hizmet
miktarının üretilmesinde kullanılan girdiler arasındaki oran" olarak
tanımlanır ve genellikle bu ölçü, çıktı/girdi olarak formüle edilir.
Ancak, ekonominin dışındaki alanların da giderek daha çok incelemeye
tabi tutulması ve ülkelerin gündemlerinin ön sıralarında yer alır hale
gelmesi sonucu, verimlilik tanımında da değişiklik gözlenmeye
başlanmıştır. Verimlilik denince artık, elde edilen ürün ve hizmetin
kalitesini yükseltme, çevreyi ve doğal yapıyı koruma, çalışanlara en
iyi yaşam ve çalışma koşullarını sağlama ve bu arada birim girdi
başına üretim miktarını artırma çabaları birlikte düşünülmektedir.
Verimlilik anlayışı, günümüzde insanın refah ve mutluluğunu birbirine
paralel olarak geliştiren, iş ve teknolojiyi bir amaç değil araç
olarak gören mertebeye ulaşmıştır. Toplam verimlilik anlayışı içinde
ise verimliliği, çeşitli üretim ve çevre faktörleriyle teknolojik,
ekonomik ve örgütsel yeteneklerin bir bileşimi olarak tanımlamak
mümkündür.
Verimlilik neden Herkesi ilgilendirir?
İster işçi ya da işveren olalım, ister yönetici, isterse çiftçi,
serbest meslek sahibi, öğretmen, öğrenci ya da ev kadını, toplumdaki
yerimiz ne olursa olsun, bu ülkenin yurttaşları olarak verimlilik
sorunu ile ilgilenmemiz gerekir. Neden? Niye bu kadar önemlidir
verimlilik? Neden herkesi ilgilendirir? İşçiler daha iyi çalışma
koşullarında, daha kısa çalışma süresinde daha çok ücret alır.İşveren,
yeni yatırım imkanları yaratacak kaynak sağlar.Üretici, daha ucuz
maliyetle daha yüksek kazanç elde eder.Tüketici, daha ucuz ve bol mal
bulma imkanına kavuşur. Ülke, sağlıklı bir ekonomik büyüme ile hızla
kalkınır. Ve sonunda toplum daha yüksek refah düzeyine ulaşır. Böylece
verimlilik artışları ile elde edilen kazançtan herkes yararlanmış
olur. Verimlilik nasıl artırılabilir? Ürünlerin tasarımı ve bileşimi
her zaman aynı kalmaz, sık sık gözden geçirilir ve birtakım
değişiklikler yapılır. Eğer bu değişiklikler imalatı kolaylaştırıcı,
maliyeti düşürücü, üretim akışını hızlandırıcı nitelikte ise
verimlilik artar. Aynı ürünü daha kısa sürede, daha az girdi
kullanarak, daha ucuz üretmeye başlarız. Çağımız, bilimsel ve
teknolojik gelişmeler çağıdır. Bu gelişmeler, üretim sürecinde ve
üretim tekniklerinde yeniliklere yol açmaktadır. Bunlar da verimliliği
doğrudan etkileyen faktörlerdir. Bilimsel ve teknolojik gelişmelere
ayak uydurabildiğimiz sürece, verimlilik artışında geri kalmaktan
kurtulabiliriz. Öte yandan, üretim sürecinin kapsamında yapılacak bazı
değişikliklerle de verimliliği artırmak mümkündür. Sözgelimi, hammadde
yerine sadece yarı-mamul alıp işleyen bir kuruluş, çoğu kez maliyeti
ve riski fazla ünitelerini devreden çıkaracağından, verimliliğini de
artırmış olur. Verimliliği artırmanın başlıca yollarından biri de,
örgütlenme ve yönetimde gelişmeler sağlamaktır. Amaçların ve bu
amaçlara ulaşmada kullanılacak araçların belirlenmesinde, yerleşme
planında, malzeme taşınmasında, üretim planlamasında, aktif ve pasif
varlıkların yönetilmesinde, nihayet insan yönetiminde başarı gösteren
bir kuruluş, verimlilik düzeyini hızla yükseltir. Üretimde kullanılan
makine ve tezgahların oluşturduğu sabit sermaye kapasitesi ile
işgücünü, kısa dönemde çok önemli düzeyde artırıp azaltamayız. Bu
yüzden bunların tam kullanımı, verimliliği olumlu yönde etkiler.
Kapasitenin uzun süre önemli ölçüde düşük kullanıldığı bir ortamda
yüksek verimlilikten söz edilemez. Buna bağlı olarak ithalat
güçlükleri, enerji sıkıntısı, işçi-işveren uyuşmazlıkları, sonuçta
verimlilik üzerinde olumsuz etkiler yaratır. Verimlilik ile kalite
arasında da çok yakın bir ilişki vardır. Üretim sürecinin çeşitli
aşamalarında kullanılan girdilerin kalitesizliği, üretimde
yavaşlamalara, duraklamalara, önceden belirlenmiş standartlardan
sapmalara yol açarak verimliliği olumsuz yönde etkiler. Kaliteli
girdi, yüksek verimlilik ve kaliteli nihai ürün için vazgeçilmez bir
önem taşır.
Aynı şekilde, üretimde kullanılan girdilerin en önemlisi olan insan
gücünün kalitesi de verimliliği doğrudan etkileyen bir faktördür. İyi
eğitilmiş, yeterli beslenen, iş kazalarından ve meslek
hastalıklarından gereği gibi korunan, çeşitli sorunlarını çözebilen
işgücü, yüksek verimliliğin en şaşmaz güvencesidir. Bu alanlarda
devletçe ve toplumun bütün organlarınca yapılabilecek her türlü
geliştirici düzenleme, ülke ekonomisinin verimliliğini artıracaktır.
Verimliliği Artırmak Kimlerin Görevidir?
Verimliliğin artırılması fabrikada, büroda ve tarlada işveren ve işçi
olarak çalışan herkesin katkısını gerektirir. Verimliliğin artırılması
için hükümet, meslek ve araştırma kuruluşları, sendikalar ve işveren
teşekkülleri arasında sıkı bir işbirliği zorunludur. Hükümet
politikaları, verimliliği artırma amaçlarını destekleyici yönde
olmalıdır. Bunun en iyi yolu ise tam çalışmayı sağlayacak bir ekonomik
ortam yaratılmasından ve elde edilecek yararların işveren ile işçi
arasında adil biçimde paylaştırılmasını sağlamaktan geçer. Verimliliği
artırma konusunda hükümetin bir görevi de yeterli bir ulaştırma
düzeni, sosyal hizmetler, eğitim ve öğrenim imkanları sağlamak,
araştırma ve geliştirme birimleri kurmak, toplumun verimliliğini
artırma gereğini benimsemesine yol açacak politikalar üretmektir.
Gerek işletme düzeyinde, gerek ulusal düzeyde iyi bir işçi-işveren
ilişkileri düzeninin sağlanmasının önemi büyüktür. Verimliliği
artırma, savurganlığı önleme alanında hükümetin, yöneticilerin ve
sendikaların sorumlulukları birbirleri ile iç içe girmiş durumdadır.
Bu yüzden hiç biri, ötekinin desteği olmadan ileri adımlar atamaz.