Entelektüellerin Geleceği ve Yeni Sınıfın Yükselişi*
Alvin Ward Gouldner,**
Tercüme: Dr. Mehmet Cüneyt BİRKÖK
Takdim
Yirminci yüzyılın bütün ülkeleri, ortaya çıkan dünya sosyo ekonomik
düzeninin bir parçası olmaktadırlar; entelektüeller ve teknik
entelijansiyadan oluşan bir Yeni Sınıf, halihazırda toplum ekonomisini
kontrol eden guruplarla -işadamı veya parti liderleri- mücadeleye
girmektedir. Yeni bir sınıf sistemi ve yeni bir sınıf muhteviyatı,
gelişen ülkelerin üçüncü dünyasında, Sovyetler Birliği'nin ikinci
dünyası ve uydu ülkelerinde, Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Japonya'nın
kapitalist birinci dünya ülkelerinde yavaşça yükselmektedir.
Yeni Sınıfın Batı Avrupa'daki erken tarihî gelişimi, yapısal olarak
farklılaşmış ve (izafî) özerk sosyal bir tabaka olarak kamu dünyasında
ortaya çıkışı, belirli kritik vakıaların terimleriyle tanımlanabilir.
Yeni Sınıfın formasyonu hakkında kesin bazı vakıaların bir özeti
aşağıdadır.
1. Artık pek çok entelijansiyanın bir kilise organizasyonu tarafından
eğitilmediği, böyle bir organizasyon içinde yaşamadığı, ve yakın
tesiri altında kalmadığı, ve böylece toplumun günlük hayatından
ayrılmış olduğu bir sekülarizasyon süreci.[i]
Sekülarizasyon önemlidir, çünkü yetki iddiasının kutsallığını
gidermekte ve kiliseye bağlı geleneksel yetkililer tarafından yapılan
sosyal realite tanımlarına meydan okumayı kolaylaştırmaktadır.
Sekülarizasyon önemlidir, ayrıca rasyonalitenin modern gramerinin veya
kritik söz kültürünün kendi kendini temellendirmesini vurgulayan
karakteristiğiyle-Martin Heidegger'in deyimiyle "matematiksel
proje"-üzerinde geliştiği bir alt yapıdır.[ii]
2. Yeni Sınıfın ortaya çıkışında ikinci vakıa, muhtelif bölgesel
lisanların ortaya çıkışıdır; benzeri şekilde entelektüellerin lisanı
olarak Latin dilinin, özellikle bu dildeki bilimsel ürünlerinin,
önemini kaybetmesi. Latin, teknik olmaktan ziyade törensel bir lisan
olmaktadır. Bu gelişme, daha da önemlisi, günlük hayatla
entelektüeller-ruhban veya seküler- arasındaki duvarı yıkmaktadır.
3. Eski hegemonyacı elit ile kültürel üreticiler olarak yeni sınıfın
ferdî üyeleri arasında kişiselleştirilmiş yönetim ilişkilerinin feodal
ve eski rejim sisteminde, bir ayrışma vardır, ve
4. Yeni Sınıfın ürün ve hizmetleri için ortak bir marketin benzeri bir
şekilde büyümekte oluşu, onların böylece patronların
kişiselleştirilmiş kontrollerinden ve yakın denetiminden kurtularak
bağımsız bir hayat kurmalarına imkân vermektedir. Sekülarizasyon
sürecinde, bunun anlamı artık aydınların işlerinin ve halkın başkaları
tarafından daha az gözetim altında olmasıdır.
Aynı zamanda "özel" bir hayata sahip olurken, artık kamu hayatında ve
politik sahnede ferdî olarak yer almaya eskisinden daha çok
hazırlıklıdırlar.
5. Ortaya çıkan Yeni Sınıfın gelişmesi ve karakteri, Avrupa
politikalarının çok milletli yapısına da oldukça önemli oranda
bağlıydı. Avrupa, bölgesinde tek bir norm seti empoze edebilen merkezi
otoriteli tek imparatorluk değildi, farklı kültür ve dinlerden
müteşekkil birbirine rakip ve otonom devletler sistemiydi; bunun
anlamı şudur: farklı görüşlerdeki entelektüeller, bilim adamları ve
din adamları kendi entelektüel yeniliklerini ülkelerindeki şartların
elverişsizliği arttığında, buna karşılık yabancı ülkelerde uygun
şartların söz konusu olduğunda, bu ülkelere göç ederek
koruyabilirlerdi ve korudular da. Hattâ, dışlanmış entelektüellerin
mecburi seyahatleri, onların bir Avrupa çapında iletişim ağına
girebilmelerini bile sağladı. Bir makalede (henüz basılmadı), Robert
Wuthnow, genellikle pek uzun seyahatlerinin bir çok entelektüeli,
milli sınırları aşan ve lokal elitlerden özerkliklerini zenginleştiren
kozmopolit bir kimliği paylaştırmaya yönelttiğini öne sürmüştür.
6. Yeni Sınıfın şekillenmesinde altıncı vakıa geniş, ataerkil aile
sisteminin zayıflaması ve daha küçük, nükleer aile ile yer
değiştirmesidir. Orta sınıf kadını eğitildikçe ve bağımsızlaştıkça,
giderek artan oranda, ataerkil otoriteye meydan okumasını artırmakta
ve çocuklarıyla birlikte muhalif konumda yer almaktadır. Ataerkil
otoritenin düşüşü ve anaerkil etkinin büyümesiyle, çocukların
yetiştirilmesindeki bu durumu bastırmak daha da zorlaşmaktadır;
ataerkil otoriteye düşmanlık ve başkaldırı daha da vahim olmaktadır.
Buna mukabil olarak, ataerkil otoritenin sosyal değerlerini ve siyasi
ideolojilerini yeniden üretmelerinde ve çocuklarına empoze etmede,
artan bir müşkülât söz konusu olmaktadır.
7. Fransız İhtilalini takiben Avrupa’nın pek çok yerinde, özellikle
Fransa ve Almanya'da, üniversite seviyesinde, politeknik seviyede ve
kolej gibi düşük seviyelerde kilise tarafından kontrol edilmeyen
(kısmen), çok-sınıflı bir eğitim, kamunun muazzam bir yeniden
şekillenmesi ve genişlemesi vardır. Bir yandan, kamu okullarındaki
yüksek eğitim, entelektüellerin ve entelijansiyanın yeni sınıfının
kitlesel üretimi için kurumsal zemini haline gelmektedir. Öte yandan,
ilk ve orta okul öğretmenlerinin çoğalması Yeni Sınıf için uygun iş
imkânlarını büyük ölçüde artırmaktadır.
Öğretmenler ve entelektüeller kendilerini, öğrencilerinin ve
ailelerinin sınıf çıkarlarına sadakatten ziyade toplumdan bir tüm[iii]
olarak sorumlu ve onun "temsilcisi"olarak tarif edilmekte ve
kendilerini tanımlamaktadırlar. Öğretmenler, ebeveynlere ait değerleri
onların çocuklarında yeniden üretme yükümlülüğüyle
tanımlanmamaktadırlar. Kamu öğretmenleri özel öğretmenlerin
(mürebbiye) yerini almaktadırlar.
8. Yapısal olarak farklılaşmış yeni eğitim sistemi giderek artan
oranda aile sisteminden ayrışmaktadır, öğrenciler arasında
ailelerinkinden farklı ve önemli bir değer kaynağı olmaktadır.
Gençlerin aileleri tarafından sosyalleştirilmeleri, şimdi, yarı-özerk
bir öğretmenler gurubu tarafından tasarlanmaktadır.
9. Büyüyen kamu eğitimi ailenin eğitime olan etkilerini limitlerken,
devletin eğitimdeki etkilerini de artırmaktadır. Kamu eğitim sistemi
böylece, öğrencilerin üzerinde büyük bir kozmopolitleşme etkisi
olurken, aynı oranda yerelci çıkar ve değerlerden uzaklaştırmaktadır.
10. Tekrarlamak gerekirse, yeni okul sistemi informal konuşmadan
yansımacı konuşmaya kadar öğrencilerin yoğun linguistik diyalogları
için esas kurum olmaktadır; veya (Basil Bernstein'in terimleriyle)
"kısıtlanmış" linguistik kodlarından "genişletilmiş" linguistik
kodlarına[iv], haklarının ve delillerinin konuşmacısının sosyal
statüsünün referans alınarak saptırılmadığı bir söylem kültürüne
kadar. Bu bütün otorite-kaynaklı iddiaları potansiyel olarak
problematik yapan büyük bir sonuçtur.
11. Bu yeni söylemin kültürü genellikle günlük hayatın temel
zanlarından ayrılmakta, hattâ üst sınıfa bağlı bile olsa onları
sorgulamaktadır. Lisanın okulda öğrenilen bu modları (izafî olarak)
bağımsız lisan değişkenleridir de. Onların bu serbestlik durumları
genel olarak "iletişim devrimi", özel olarak da yazı teknolojisinin
gelişmesiyle daha da artmaktadır. Yazılı malzemenin yayılmasıyla
entelektüeller tarafından değerlendirilebilecek sosyal realite
tarifleri, uzaktaki şahıslardan, coğrafî, tarihî ve kültürel bakımdan
uzaktaki kişilerden, ve hatta ölülerden bile giderek artan oranlarda
derlenebilmekte, bundan dolayı elde edildikleri herhangi bir yerel
çevreden oldukça farklılaşabilmektedirler. Yerel elitler tarafından
yapılan sosyal realite tanımları, başka zaman ve mekanlarda yapılan
tanımlarla kıyaslanarak farklılıkları (entelektüeller tarafından)
gösterilmektedir.
12. Kamu okullarının yaygınlaşmasıyla okuma-yazma da yayılır; hümanist
entelektüeller seçkinliklerini ve imtiyazlı pazar paylarını
kaybederler, ve böylece "yüksek" gördükleri kültürleriyle düşük
saygınlıkları, gelir ve sosyal güçleri arasında dengesiz bir statü
yaşamaya başlarlar. Özellikle teknokratik ve endüstriyel bir toplumda
hümanist entelektüellerin sosyal pozisyonları teknik entelijansiyadan
daha fazla marjinal ve yabancılaşmış olmaktadır. Yeni Sınıf kendi
içinde de farklılaşmaktadır.
13. Nihayet, modern entelijansiyanın ortaya çıkışındaki en büyük
vakıa, devrimci organizasyonun değişen formudur. Devrimin kendisi
"rasyonelice aracı" olmayı amaçlayan bir teknoloji olmaktadır.
Devrimci organizasyon geleneksel, tabularla çevrilmiş kapalı bir
toplumdan modern "öncü" partiye doğru bir evrim geçirir. Komünist
Manifestonun, komünistlerin gizleyecek hiçbir şeyleri olmadığına[v]
dikkatleri çektiklerinde bu tamamen kamu hayatındaki bir ortaya çıkışı
işaret etmekteydi. Komünist Manifesto, önceleri bir "Hukuk Dışı
Birlik" olan ve sonra da "Hukuk Birliği"ne dönüşen "Komünistler
Birliği" için Marx ve Engels tarafından yazılmıştı. Paris’teki Alman
göçmenlerinin oluşturduğu bu gurup (Hukuk Dışı Birlik) piramit
şeklinde bir yapıya sahipti; üst ve alt statülerdeki üyeleri arasında
keskin ayrılıklar yapılmakta, takdim törenleri esnasında üyelerin
gözleri bağlanmakta, tanıtma işaretleri ve parolalar kullanılmakta ve
üyeler tabular tarafından çevrelenmekteydi.[vi] Bununla birlikte, öncü
organizasyon hem "dinî toplumun", hem de kamudaki siyasî partilerin
temel elementlerinin ve unsurlarının gelenekselliğini yıkmaktadır.
Öncü organizasyonda kamu, organizasyonun kendisinden veya ona
üyelikten ziyade doktrine referans etmektedir. Buradaki "kamu"
kavramı, "gizli doktrinlerin" organizasyon içinde sadece bir elit
tarafından bilinebilmesini reddetmeyi gerektirmektedir, meselâ
Bakunin'in anarşistlerin elit diktatörlüğü.[vii] Modern öncü
organizasyon ilk defa açık bir şekilde Lenin'in Ne Yapılmalıdır? adlı
çalışmasında işaret edilmektedir. Burada proletaryanın kendi başına
bir sosyalist bilinç geliştiremeyeceği, entelijansiya tarafından
geliştirilen bilimsel bir teori tarafından bunun emniyet altına
alınmak zorunda olduğu savunulmaktadır.[viii] "Öncü" parti, Yeni
Sınıfın modernleşme ve elit ihtiraslarını, siyasi limitlerinin
üstesinden gelme olarak açıklamaktadır. Lenin'in "profesyonel"
devrimlerin gelişmeleri için çağrısı, Yeni Sınıfın genç üyelerini
devrimci oluşu "normalleştirmeye" davet eden veciz bir ifadedir.
Geri dönerek yukarıda açıklanan bazı kritik vakıaları açmak gerekir.
Her şeyden önce, teşebbüs edilen şey, Yeni Sınıfın dünyada tarihî bir
fenomen olarak anlaşılmasını sağlamak için gerekli olan -teorik ve
tecrübî- entelektüel çalışmaların bazı işaretlerini göstererek Yeni
Sınıfın durumunu belirlemek, bir referans çerçevesi formüle etmektir.
Yeni Sınıfı sadece teknisyenlerden ve mühendislerden müteşekkilmiş
gibi görmektense, teknik entelijansiya ve entelektüellerden oluşmuş
genel bir yeni sınıf teorisi yönünde çaba sarf edilmelidir. Benim için
ilginç olan, yalnızca Birleşik Devletlerdeki dar görüşten ziyade,
genel olarak "yaklaştırma" tezleri öne sürmeden, hem geç kapitalizm
hem de Sovyetlerin otoriter devlet sosyalizmi döneminde
yoğunlaşmaktır. Yeni Sınıfın genel teorisi içinde ihtiyaç duyulan en
önemli iki teorik temelin şunlar olacağını söyleyebilirim: birincisi,
farklı lisan tutumlarıyla ilgili bir teori, farklı bir söylem kültürü,
ve ikincisi ise, Yeni Sınıfın "insanî kapital" olduğu veya eski
sınıfın parasal kapitalinin özel bir durum olacağı genel bir sermaye
teorisi.
Aşağıdaki analiz, "yeni-Hegelci" sosyolojinin bana ait olan bir
versiyonunda temellendirilmiştir. "Sol" olan fakat kesinlikle "genç"
olmayan bir yeni-Hegelcilik. Bu, bilgi ve bilgi sistemlerinin sosyal
çıktıları şekillendirmede önem taşıdığı bir sol Hegelciliktir; fakat
bunları sonsuz varlıktan soyutlanmış olarak görmekten uzaktır, onları
özel bir sınıfın ideolojisi olarak görür; insanlığın yeniden sosyal
yapılanması için bilginin en iyi umutlardan biri olduğuna inanmaya
hazırken, bilgi sistemimize tarihî olarak şekillenmiş güçlerin
limitler koyduğunu ve bundan dolayı da sağlıklı olmadığını görür.
Herhangi bir sosyal obje gibi Yeni Sınıf da hem yüklendiği değerlerin
hem de yüklendiği gücün terimleriyle tanımlanabilir.[ix] Pek çok
kültürel sistemde, "normal" bir sosyal dünyada güçlülük, iyi, kötü ve
zayıftan biri olmak durumundadır. Dünyayı bu şekilde görmek, onu
normalleştirmek, karşı konulması oldukça zor bir şeydir ve Yeni Sınıf
kavramlarındaki çalışmalarda görülebilir. Böylece Noam Chomsky Yeni
Sınıfı ahlaksız, zayıf ve çürük olarak, diğerlerinin aracı olarak
görür. Aksine olarak, John Galbraith teknik entelijansiyayı üretken,
uygun ve halihazırda hakim olmuş olarak görür. Bu tür yargılar
normalleştiren yönelimlerinin işaretlerini engellemektedir ve
sistematik şüpheyle karşılanmalıdır.
Bu tür normalleşen eğilimlere karşı, sol Hegelci bir sosyoloji,
uyumsuzluğu realitenin bir parçası olarak kabul eder. Bu, güçlünün
iyi, kötü veya zayıf olduğunu öne sürmek anlamında değildir. Yeni
Sınıf gibi güçlenenlerin, geleceğin kendilerine ait olanların, her
zaman daha iyi olamayacakları ve olmayabilecekleri ihtimalini kabul
eder.
Yeni Sınıfın başka pek çok ayırıcı vasıfları vardır:
1. Uygun Teknokratlar olarak Yeni Sınıf: Burada Yeni Sınıf, toplum
için seçkin tarzlarda kullandığı kurumsal etkilerinin köklendiği yeni
bir tarihî elit olarak, görülmektedir; az çok kaçınılmaz ve
güvenilirdir: örnek, Galbraith,[x] Bell,[xi] Berle ve Means.[xii]
(Tenkit: Bu, Yeni Sınıfın egoist olarak özel çıkarlarını araması
durumunu karmaşıklaştırmaktadır. Hatta, Yeni Sınıfın gücü bugün hemen
hemen hiç köklenmemiştir. Bu görüş aynı zamanda Yeni Sınıfın
rasyonalitesi hakkındaki sınırlılıkları da göz ardı etmektedir.)
2. Esas Sınıf olarak Yeni Sınıf: Burada Yeni Sınıf, tarihî elitlerin
uzun süreli döngülerinde başka bir zaman dilimi olarak, eski sınıfın
yaptığı gibi dünyaya çok az yeni şeyler getiren ve toplumun geri
kalanını dışlamaya devam eden sosyalist entelijansiya olarak
görülmektedir; fakat diğerlerini dışlamak için artık para yerine
eğitimi kullanmaktadır: Bakunin,[xiii] Machajski.[xiv]
(Tenkit: Yeni Sınıf bu görüşten daha çok tarihî olarak orijinal ve
süreksizdir; kendi özel çıkarlarını korurken, eski sınıfın başına
geldiği gibi aynı limitlerle sınırlanmamıştır ve, en azından kolektif
ihtiyaçlara katkıda bulunmaktadır.)
3. Eski Sınıfın Müttefiki olarak Yeni Sınıf: Burada Yeni Sınıf , eski
paralı sınıfı yükseltecek, onu satın alınabilir bir gruptan
kolektif-kökenli elite doğru yüceltecek, ve onunla kaynaşarak,
birlikte geçmişten daha iyi yeni nezih bir elit geleneğine doğru
ilerletecek "profesyonellerden" oluşmuş uygun bir gurup olarak
görülmektedir: Talcott Parsons.[xv]
(Tenkit: Hiçbir gurup özellikle bir ahlakî sınır koruyucusu değildir;
eski sınıf çıkarlarını koruma hakkını elde etmiştir, Yeni Sınıf bunu
eğitiminde ödemektedir. Günümüze bakıldığında bu görüş, gerektiği
takdirde her birinin diğerini dışlamaya hazır olduğu gerçeğini gözden
kaçırmaktadır, ve bu guruplardan her birinin rasyonalitesi ve ahlâkı
hakkındaki derin sınırları (farklı olduğu takdirde) çok az anladığını,
ve aralarındaki önemli gerilimi göstermektedir.)
4. Gücün Yardımcıları olarak Yeni Sınıf: Burada Yeni Sınıf, gücü her
zaman olduğu gibi daha çok elinde tutan ve Yeni Sınıfı sadece
toplumsal hakimiyetini sürdürmek için kullanan eski (paralı) sınıfa
boyun eğmiş olarak görülmektedir: Noam Chomsky[xvi] ve Maurice Zeitlin.[xvii]
(Tenkit: Bu, Yeni Sınıfın zamanımızın en önemli devrimlerinde oynadığı
esas liderlik rolleriyle elementlerinin radikalleştiği yirminci
yüzyılın devrimci tarihini göz ardı etmektedir. Bu durum Yeni ve eski
sınıfları birbirine bağlayan ortak çıkarları, aralarındaki gerilimin
sistematik olarak kaybolmasını son derece önemli bir şekilde ifade
etmektedir; eski sınıfın bertaraf edilmesinin Yeni Sınıfa açık tarihî
bir seçenek olması durumunu ihmal etmektedir. Bu durgun başlangıç Yeni
Sınıfın miktar ve etkinlik olarak büyüdüğünü takdir edememiştir. Bu
görüş, ayrıca eski sınıfın devamlılığının vurgulanması bakımından
Marcuscudur; eski sınıfın etkili olacak düşmanlıklara sahip olmadığını
görür, ne Yeni Sınıfa ne de eski muhalif sınıfa, proletaryaya. Böylece
Personscu görüşten daha az bir sosyal değişme beklentisi görülerek
sona ermektedir (yukarıdaki 3 numaralı kısma bakınız).
5. Evrensel Kusurlu Sınıf olarak Yeni Sınıf: Yeni Sınıf elitist ve
bencildir; kıymetli bilgisini kendi çıkarları ve gücünü artırmak için
kullanır ve kendi çalışma şartlarını kontrol eder. Bununla birlikte
Yeni Sınıf tarihin bize oynamak için verdiği en iyi kağıt olabilir.
Yeni Sınıfın gücü büyümektedir. Chomsky'nin öngördüğünden daha güçlü
ve bağımsız ancak, şimdiki realitedeki iki varyantı gelecekteki
ihtimâlleriyle birlikte bir arada değerlendirebilen Galbraith'in
öngördüğünden de daha az güçlüdür. Ahlâken müphem olan bu Yeni Sınıfın
gücü nüfuz sahibi olmaya başlamakta, ve en azından, bir tarihî
özelliği ipoteği altına almaktadır.
Benim sol Hegelci sosyolojimde, bilginin Yeni Sınıf taşıyıcıları henüz
cenin halinde yeni bir "evrensel sınıf" olarak görülmektedir. İşçi
sınıfı böyle bir özelliği halen taşımaktadır. İşçi sınıfının bu kısmı
yönlendirmeleri canlı tutacaktır. Aynı zamanda, Hegelci sol bir
sosyoloji Yeni Sınıfın evrensel bir sınıf olarak kusurlu olduğu
görüşünde ısrarlıdır. Daha da ötesi, Yeni Sınıf teke indirgenmiş veya
bütünleştirilmiş bir konu değildir; kendi içinde pek çok çelişkileri
vardır. (Teknik) entelijansiya ve (hümanisttik) entelektüeller
arasındaki çelişkilerle içsel olarak bölünmüş bir sınıftır. Benimkisi
Yeni Sınıfın büyüyen gücünü görmezlikten gelen bir kritik değil,
fakat, sorumlu avantajını yüklenirken ahlâkî kararsızlığını ve
kolektif çıkarları kısmen şekillendirdiğini görmektir.
Terminolojik Bir Not: Yeni Sınıfı bir "sınıf" olarak adlandırmamdan
korkanlar ve bunun gerçekten bir sınıf olmadığında ısrar edenler
olacaktır. Müsaade ederlerse, bu sorunla ilgili tutumum onlarınkinden
daha çok Marksistdir. Önce onlara hatırlatmak isterim ki Marx "sınıfı"
oldukça az formel ve anlamlı olarak tanımlamıştı, benzeri şekilde konu
hakkında skolastik bir hüküm vermemekte kendimi serbest hissediyorum.
İkinci olarak: Marx, üretim araçlarında aynı ilişkilere sahip
olanların bir sınıfı oluşturduklarını öne sürmüştü. Benzeri anlamda
ben de, üretim anlamında, özellikle kültürel kapital veya insani
kapital olarak adlandırdığım, Yeni Sınıfın ilişkilerinde belirli
toplulukların olduğunu öneririm. Üçüncü ve sonuncu olarak benim
"sınıf" kavramıma itiraz edenlere Komünist Manifestonun kullanımının
farklı olmadığını hatırlatırım. Terimi, köleler, serfler, ustalar veya
burjuva gibi tarihî olarak değişik guruplaşmalara uygulamaktadır ve
açık bir şekilde terimi kapitalist toplumlardaki sınıflarla
kısıtlamamaktadır. Eğer ustalar ve plebler (halk) bir "sınıf"
olabilirlerse, elbette ki entelektüeller ve entelijansiya da yeni bir
"sınıf" kurabilirler.[xviii]
"Tezler" için: Bu terimi bir durumu serd etmek veya temel tartışmaları
açmak anlamında standart bir tarzda kullanıyorum. "Tezlerin" anlamı
tartışmanın çerçevesinde ve konuşmacının mecburi açıklamaları yönünde
değerlendirilmelidir; entelektüel tartışmanın karmaşasında yanlış
anlaşılmamalıdır.
Bir tezin "değeri", bazı entelektüel gelenekler için işaret edilen
imâlarıyla organize tartışmalara katkılarıdır. Tezlerin amacı,
düşüncelere gerekli olan netliği getirmektir. Fakat netlik daima iyi
değil zayıf görüşe, ana yapıyı görmek için bulanıklaşan kompleks
detaylara bağlıdır. Bunu takiben tezlerin işi tartışmanın mimarisiyle
uğraşmaktır.
Notlar
* Alvin Ward Gouldner, The Future of Intellectuals and the Rise of the
New Class: A Frame of Reference, Theses, Conjectures, Arguments, and
an Historical Perspective on the Role of Intellectuals and
Intelligentsia in the International Class Contest of the Modern Era,
The Continuum Publishing Corporation, New York, 1979, s. 1-8.
[Washington University 1977 yaz döneminde "National Endowment for the
Humanities" tarafından yapılan bir seminerde bu tezler tartışılmıştır.
Ayrıca bu çalışma yazarın The Dark Side of the Dialectic adlı üç
bölümlük serisinin ikinci kısmıdır: Volume one, The Dialectic of
Ideology and Technology (1976); Volume Two, The Future of
Intellectuals and the Rise of the New Class (1979); Volume Three, The
Two Marxisms (1980).]
** Gouldner, Alvin Ward, (1920-), yazarın bazı önemli eserleri
şunlardır:
Applied Sociology; Opportunities and Problems,. New York, Free Press,
1965, (Sosyoloji, Sosyal Problemler); The Coming Crisis of Western
Sociology, New York, Basic Books, 1970, (Sosyoloji, Tarih); For
Sociology: Renewal and Critique in Sociology Today, London: Allen Lane,
1973., Sociology; Modern Sociology; an Introduction to the Study of
Human Interaction, New York, Harcourt, Brace & World, 1963, (Sociology);
Enter Plato; Classical Greece and the Origins of Social Theory, New
York, Basic Books, 1965, (Plato. Sosyoloji--Tarih Greece--Civilization--To
146 B.C.); The Dialectic of Ideology and Technology, New York, The
Continuum Publishing Corporation, 1976; The Future of Intellectuals
and the Rise of the New Class: A Frame of Reference, Theses,
Conjectures, Arguments, and an Historical Perspective on the Role of
Intellectuals and Intelligentsia in the International Class Contest of
the Modern Era, New York, The Continuum Publishing Corporation, 1979;
The Two Marxisms, New York, The Continuum Publishing Corporation,
1980.
[i] Modern entelektüellerin sadece ruhban sınıfının seküler bir
kopyası olduğunu önermek benim fikrim değildir. Gerçekten vurgulamak
istediğim şey bu ikisinin devam etmediğidir (Edward Shils,
entelektüelleri rahip keşişler olarak görmektedir.)
[ii] Bu düşüncenin tam bir izahı için şu kitabıma bakınız. Dialectic
of Ideology and Technology, bölüm 2, s.42.
[iii] Şüphesiz bazıları bunun bir "yanlış bilinç" olduğunu öne
süreceklerdir. Fakat bu, önemli bir noktayı kaçırmaktır. Benim
buradaki ilgim, sosyal rollerinin bizzat kendileri tarafından yapılan
tarifedir; çünkü, bunlar rollerini yerine getirdikleri tarzı
etkilemektedirler. W. I. Thomas ve Florian Znaniecki'nin uzun süre
önce (ve doğru olarak) iddia ettiği gibi, gerçek olarak tanımlanan bir
şey kendi şartları çerçevesinde (neticesinde) gerçektir. Üstelik, bu
öğretmenlerin çoğunu istihdam eden devletin kendisi öğretmenlere,
öğrencilerle onların ebeveynleri arasındakinden ziyade, öğrencilerle
kendisi arasındaki bağı pekiştirtmektedir.
[iv] Bkz. Basil Bernstein, Class, Codes and Control, vol 1,
Theoretical Studies Towards a Sociology of Language (London, 1971),
vol. 2, Applied Studies Towards a Sociology of Language (London,
1973), vol. 3, Towards a Theory of Educational Transmission (London,
1975). Bernstein'in teorisi burada kritik bir ayrımda, Dell Hymes ve
William Laboy'un çalışmalarıyla kolaylaştırılarak kullanılmaktadır.
Benim Bernstein hakkındaki kendi kritiğim ise metindeki on dördüncü
tezde ortaya çıkacaktır. Benim Dialectic of Ideology and Technology
(s. 58-66) eserimde genel olarak geliştirilmektedir. Labov, Berntein'i
sert bir şekilde eleştirirken, kendisi de kendinden-yönetilen
konuşmanın genel önemini ve genel olarak konuşmanın yansımacılığını
(meselâ sadece dikkatlice noktalama işaretleri kullanımı değil)
vurgulamakta böylece, geliştirilmiş linguistik değişkenleri ve onları
kısıtlanmış değişkenlerden ayırarak karakterize etmede, Bernstein'in
yansımacılıkta yoğunlaştığı noktayla, birleşmektedir. Bkz. William
Labov, Sociolinguistic Patterns (Philadelphia, 1972), s. 208.
[v] Meselâ: "Komünistler, onların görüşlerini ve amaçlarını
gizlemelerini hoş görmemektedirler. Açıkça ifade etmektedirler ki. . .
. . " (Communists Manifesto [Chicago,1888], İngilizce baskı, ed.
Engels, s. 58.)
[vi] Bkz. E. Hobsbawm, Primitive Rebels (Manchester, 1959), s. 167 vd.
[vii] Elit organizasyonu için rezerve edildiğinden dolayı gizli bir
doktrin sadece ferdin organizasyona katılması ve orada belli bir
üyelik pozisyonuna ulaşmasından sonra bilmesi sağlanır. Böylece gizli
bir doktrin hiçbir zaman ilk seferinde organizasyona katılmak için
motivasyon olamaz.
[viii] Lenin'in What Is to Be Done adlı çalışması orijinal olarak
1902'de basılmıştı.
[ix] Charles Osgood ve arkadaşlarının öncü çalışmalarındaki sosyal
objeler hakkındaki ortak düşünce boyutlarının analizini burada kendime
temel olarak alıyorum. Araştırmacıları geçerli üç boyut bulmuşlardır:
iyilik/kötülük, zayıflık/güçlülük, ve aktiflik/pasiflik. "Coming
Crisis" adlı çalışmamda ilk iki boyut için, kültürel olarak müsaade
edilmiş veya edilmemiş sosyal dünyalardan bahsederek, dengeli bir şart
amaçladım. Müsaade edilmemiş sosyal dünyayı, iyilik/kötülük ve
zayıflık/güçlülük arasındaki ahenksizlikle tanımladım.
"Normalleştirmek", müsaade edilmemiş bir dünyayı edilmiş gibi görmenin
yolunu bulmaktır, meselâ, ahenksizliği kaldırmak gibi. Bkz. A. W.
Gouldner, The Coming Crisis of Western Sociology (New York, 1970),
özellikle s. 487-88. Osgood'un ilk araştırmacıları için bkz. Charles
E. Osgood, George Suci, ve Percy Tannenbaum, The Measurement of
Meaning (Urbana, 1957).
[x] The New Industrial State.
[xi] The Coming of Post-Industrial Society.
[xii] The Modern Corporation and Private Property.
[xiii] "Ortaya çıkan sonuç şudur ki, daha çok bilen daha az bilene
hakim olacaktır," M. Bakouinine, Oeuvteres, Vol. 5 (Paris, 1911), s.
106.
[xv] Talcott Parsons, The Social System (Glencoe, 1951), chapter 10;
Essays in Sociological Theory, (Glencoe, 1954), chapter 18; "The
professions," International Encyclopedia of Social Sciences (New York,
1968).
[xvi] Chomsky'nin konumu pek çok yazılarında gösterilmekle birlikte, 9
Ekim 1977 Leiden'da verilen "Intellectuals and the State" başlıklı en
son konferansını ele alıyoruz. Bkz. N. Chomsky, American Power and the
New Mandarins (New York, 1969).
[xvii] Maurice Zeitlin, "Corporate Ownership and Control: The Large
Corporations and the Capitalist Class," American Journal of Sociology
(March 1974), s. 1073-1119.
[xviii] Açıkça, Manifesto "sınıf" terimini kapitalist toplumun
tabakalarına münhasır kılmamıştır. Yeni Sınıfın "gerçek" bir sınıf
olup olmadığını, ortak bazı karakteristikleri olup olmadığını sormak
kısır bir sorudur (metafizik değil). Yeni Sınıfın ortak
karakteristikleri konusunda benim tutumum 6. tezde tartışılmaktadır.