Bütün kültürel gelişmelerin temelinde ihtiyaç vardır. İhtiyaç olmadan
hiçbir şey ortaya çıkmaz ve gelişmez. Bilgisayar destekli eğitim de
öyle. Şu anda bilgisayara ve Internete ne kadar ihtiyaç var?
Aslında bizim okul sistemimizin bazı kısımları Ortaçağdan bazı
kısımları da birinci sanayi devriminden kalma yapılara sahip. Oysa
şimdi, toplum ve fert insanın ihtiyaçları ile okulların müfredat
programları ve burada kullanılan metot ve teknikler arasında uçurumlar
oluşmaya başladı. Eğitimin birçok alanlarında bir değişime ihtiyaç
duyuluyor. Haberleşme ve ulaşım teknolojisindeki gelişmeler,
geleneksel okul kuruluş sistemini birçok yönlerden değişmeye zorluyor.
Yazı sistemlerinin geliştirilmesinden beri ortaya çıkan birçok yeni
teknoloji, öğrenmede ve eğitimde devrim yapacağını iddia ediyor, ama
sonra bir hayal kırıklığı ortaya çıkıyor. Acaba bilgisayar ve Internet
de öyle mi olacak?
Teknoloji ve eğitim
Aslında sınıflarda şu anda da kara tahtadan kitaba, haritadan
laboratuvar âletlerine kadar birçok teknoloji kullanılıyor. Ama
tarihte, her yeni teknolojinin sınıflara girmesinde bazı problemler
çıkıyor. Yeni teknolojiler öğretmenlere ek yükler (ek eğitim, ek
hazırlık, öğrenci kontrolü vs..) getiriyor.
Yunanlılar zamanında ve hatta ortaçağlarda, eğitimde öğretmen ile
öğrencinin yüzyüze karşılaşması temel idi. Eğitim ancak böyle
oluyordu. Rönesanstan sonra kitap, eğitimde neredeyse öğretmene
eşdeğer bir yer kaplamaya başladı. O zaman okuma-yazma, eğitimin
başlangıcındaki en önemli iş oldu (şimdi de öyle). Şu anda hâlâ kitap
temel eğitim hizmeti görüyor. Kitaplar yetersiz, donuk, sadece
kütüphanelerde bulunuyor. Oysa bunlar en azından elektronik ortama
geçirilerek her yerden ulaşılabilir hale getirilmeli, daha sonra da
elektronik text haline getirilerek “canlandırılmalı”.
Yazı, sadece öğretmene ve anlatmaya dayalı eğitimde büyük bir devrim
yaptı. Ancak insan düşüncesi açısından iyi mi oldu? Platon’un
“Phaedrus” adlı eserinde Sokrates’in anlattığı bir hikâye vardır:
“Tanrı” Töt birçok şey icat ederek Mısırlılara verir. Bunlardan yazıyı
verirken de, bunun Mısırlıların akıl ve hafızasını arttıracağını
söyler. Bilge Yukarı Mısır kıralı Tamus da ona şöyle der: Bu yazı
yazma sanatını kullananların artması durumunda, yazının insanın
hafızasını arttırma yerine azaltma olasılığı vardır. Yazı insanın
hafızasını tembelleştirir, onu unutkan yapar. Eğer insanlar hatırlamak
için yazıya güvenirlerse, kendi iç kaynakları yerine dış kaynakları
kullanacaklardır. Yazı hafızayı geliştirmez, koleksiyonları
geliştirir. Akla gelince; öğrenciler realiteye bakmadan, ciddi
düşünmeden, birçok farklı yönü görmezden gelerek sadece yazılı bilgi
kaynağına dayanacaktır. Gerçek akıl yerine eskilerin veya başkalarının
akıllarıyla düşünmeye başlayacaklardır.
Gerçekten de yazılı kaynaklar öğretimde daima olumlu rol oynamıyor.
Öğrenciler, kitaptan veya ders notlarından sınav öncesi çalışırız
diyerek ders esnasında ciddi olarak ders dinlemiyor ve tam
öğrenemiyor. Hatta geleneksel öğretimde yüzeysel ve yalancı bir
öğrenme (pseudo learning) oluyor da denilebilir.
Önce tek boyutlu olan sessiz film (görsel) ve radyo (işitsel) ortaya
çıktı. Daha sonra görme ve işitmeyi birleştiren (görsel-işitsel) sesli
film ve TV ortaya çıktı. Bugün bunlardan radyo yaşıyor, çünkü insan
görmeden de düşünebiliyor, hayal edebiliyor.
Kitap şimdi sessiz filme benziyor, elektronik text ile kitap mücâdele
ediyor.
Şu anda eğitimdeki baskın medya basılı malzeme, görsel-işitsel
araçlar, masa, sandalye, kara tahta v.s. Şimdi bu ortama bilgisayar
girmeye çalışıyor.
Audio-visual araçlar okullarda tam yerleşemedi. Çünkü film, radyo, TV
tek yönlü medya idi (interaktivite yok). Bunları etkin olarak kullanma
öğretmenin niteliklerine bağlı idi.
Öte yandan öğretimde audio-visual materyal kullanan öğrencilerle
geleneksel metotları kullanan öğrencilerin öğrenmeleri arasında pek
fark bulamayan birçok araştırma var.
Şu anda eğitim sistemlerinde amaçlanan etkin öğrenme, aktif ve
işbirliğine dayalı öğrenme demektir. Oysa yazı, ses ve doğrusal video
pasif bir öğrenme meydana getiriyor. Internet destekli eğitimde ise
öğrenci pasif öğrenici olmaktan çıkıp kendi kendisini yönlendirici (self-directed)
bir konuma geliyor.
Geçmişte, teknoloji başarısızlığını en iyi açıklayan kişilerden biri
Marshall McLuhan’dır. En eskiden olan sözlü (oral) eğitime daha sonra
yazılı (resimli) eğitim de eklendi. Şimdi ikisi birden egemen. Buna
paralel olarak baştan beri sırasıyla anlatan, not tutturan ve kaynak
gösteren öğretmen tipleri ortaya çıktı.
Şimdi hipermedya üzerinde hypertexte dayalı bir eğitim var. Bu da çoğu
kez zenginleştirilmiş bir kitap gibi, geniş bir veri kaynağı ama
interaktif değil.
Yeni teknoloji eğitime nasıl yansıyacak? Eğitimin içeriği, konuları,
metot, strateji ve teknikleri değişecek mi?
Bilgisayar Destekli Eğitim
1951 yılında ilk iş bilgisayarının geliştirilmesinden bugüne,
eğitimciler bu aleti sınıfta ve eğitimde kullanmak istiyorlar. Bunu
yazı kadar önemli görmüş olacaklar ki, geleneksel eğitimdeki yazı,
okur- yazarlığının (literacy) eğitimin başına alındığı gibi, burada da
temele bilgisayar kullanmayı (computer literacy) koyuyorlar.
İlk bilgisayar destekli öğretim (Computer Based Instruction)
geliştirme çalışmaları 1960’ların sonu ile 1970’lerin başında,
geleneksel öğretime destek mahiyetinde ortaya çıktı. 1970’lerin
sonunda iki büyük sistem geliştirildi: PLATO (merkezi ders
kütüphanesine bağlı eğitim ağı) ve TICCIT (bir öğrenci bilgisayarına
ders desteği veren sistem). Bunlar, başta ilan ettikleri potansiyele
ulaşamdılar.
1980’li yıllarda geleneksel öğretim yöntem ve ortamlarıyla bilgisayar
destekli eğitimi deney ve kontrol gruplarında karşılaştıran birçok
araştırma yapıldı. Burada, aslında çok anlamlı bir fark çıkmadı. Bu
arada multimedia ve Internet gelişti.
Aslında bilgisayar temelli eğitim multimedia gibi görünmesine rağmen
unimedia. Çünkü bilginin tüm formları (yazı, resim, ses gibi) bu
ortamda dijital olarak saklanıp işleniyor.
Bilgisayar destekli eğitimin şimdiye kadar uygulanan biçimleri:
Eğitim-öğretim
Tekrar ve alıştırma
Öğrenciyi çeşitli yönlerden destekleme
Benzetim programları ile çalıştırma
Etkileşimli açıklama
Veri bankası olarak kullanma
Verileri çekici bir şekilde gösterme
Etkileşimli canlı (hypertext) kitap
Uzman sistemler ve yapay zeka
Bilgisayar uygulamalı ve değerlendirmeli testler
Bilgisayar yönlendirmeli öğrenme
Bilgisayar destekli eğitim artık genellikle CD-ROM paketlerinde. Bu
programlar ilgi çekiyor, bilgiye kolay ulaşım sağlıyor, açıklayıcı
bilgi ve örnekler veriyor, beceri pratiği yapma imkânı sunuyor.
Şimdiki Bilgisayar destekli eğitim’de kitaplar, tek kişilik (ağa bağlı
olmayan) bilgisayar ve tek yönlü audio-visual medya kullanılıyor.
Geleneksel bilgisayar destekli eğitim ile bilgisayar desteği olmayan
eğitim ortamlarında öğrenme sonuçlarını karşılaştıran ve dünyanın
değişik yerlerinde yapılan yüzlerce araştırmada, bilgisayar destekli
eğitim çalışması lehine anlamlı bir fark bulunamadı. Öyleyse
bilgisayar destekli eğitimdeki çalışma şeklini değiştirmek gerekir.
Internet Destekli Eğitim
Teknoloji artık geleneksel metin kitaplarının ötesine geçilmesini
mümkün kılıyor. CD-ROM kaynaklar, CMC (Computer Mediated Communication)
ve Internet kaynaklarında değişik formatlarda birçok bilgi var.
Bilgisayar alanındaki önemli gelişmeler artık donanımdan ziyade
yazılım alanında ortaya çıkıyor. Yazılımdaki en önemli aşamalardan
biri de Web yazılımıdır. Web, 1989’da ortaya çıktı, 1992’de yayıldı ve
Internet içinde önemli bir gelişme gösterdi.
Internet, bilgisayar ağlarının ağıdır. Sürekli büyüyor, ağları,
okulları, kütüphaneleri, araştırma merkezlerini içine alıyor.
Internet, aynı ilgilere sahip insanların sanal ortamlarda bir araya
geldiği, bilgi paylaştığı, yeni grup ve topluluklar oluşturduğu
ortamdır. Internet, bütün dünyaya dağılmış olan bilgiye ve insanlara
ulaşım sağlayacak. Artık, fikirleri ve tecrübeleri açıklayıp yayma
kolaylaşacak.
Bilgisayar ağlarının gelişmesi ve sınıflara girmesiyle bilgisayar
destekli eğitimin yeni bir safhası, Internet destekli eğitim başlıyor.
Internet destekli eğitimde, işbirliği içinde öğrenme gerekiyor, çünkü
tüm öğrenciler ağda işbirliği ve interaksiyon içinde bulunuyor.
Eskiden bilgisayar destekli eğitimin sosyal aktiviteyi azalttığı ve
hatta kestiği söyleniyordu, oysa şimdi Internette sürekli ilişki ve
haberleşme var. Bunu sağlayan interaktif grup teknolojileri
“bilgisayar konferansı” gibi mesaj sistemleriyle elektronik
toplantılar düzenleyebiliyor. Burada fizik mekân, eş-zaman paylaşımı,
sözel olmayan baskıcı davranışlar, farklı görüşlere karşı engellemeler
yok.
Yüzyüze ilişkinin ötesindeki ulusal ve uluslararası düzeyde yeni
interaksiyon ve yeni sosyalleme tipleri (belki de yeni kişilik
tipleri) ortaya çıkacak.
Ağ üzerinde eğitim yapmak, sadece öğrencilerin değil, öğretmenlerin de
izole durumda kalmalarını engelliyor. Birçok sitede, haber ve tartışma
gruplarında, email vasıtasıyla yeni bilgi ve projelere ulaşıyor,
paylaşıyor, isterse katılabiliyor. (Şu anda Internette öğretmenlerin
ve öğrencilerin aktif olarak katılabileceği birçok proje
bulunmaktadır.) Öğretmenler, Internet üzerinden birçok ders plânına,
kitaba, dergiye, veri depolarına, görüntü ve ses bilgilerine,
yazılımlara v.s. ulaşabilir ve kullanabilir.
Şimdi genellikle yapısal öğrenme teorisi egemen. Burada öğrenci yeni
öğrendiklerini kendi içindeki, kafasındaki yapı içine yerleştiriyor.
Burada geçmiş tecrübeler, yeni sunular, diğer insanların yapıları vs.,
kişinin kendi fikrini oluşturmada önemli etkenler. Öğrenmeyi, insan
kafasındaki bilgi yapısının yeniden organizasyonu olarak kabul
ettiğimizde, hypermedia bağlantılarının da bunu sağlayıcı şekilde
çoğulcu, doğrusal olmayan bir yapıda olduğu ortaya çıkıyor. Hypermedia
içindeki öğrenci kendi kararlarını veren, sorumluluk duyan, aktif
olarak öğrenen bir kişi oluyor. Zaten hypermediaya dayalı ortamlarda
öğretmeden ziyade öğrenme faaliyeti görülmektedir. Burada öğretmen üç
rol üstleniyor: facilitator, moderator ve guide.
Bilgisayar ağları üzerindeki web temelli öğretimde, geleneksel
öğretimde öğrencilerin karşılaştıkları bazı öğretim metodu engelleri
de ortadan kalkıyor ve daha özgür bir eğitim ortamı meydana geliyor.
Internet ve başka bilgisayar ağlarındaki konferanslarla;
herhangi bir zaman, dünyanın herhangi bir yerindeki bilgilere
ulaşa-biliyor,
online bilgi akışında interaktif ilişki kurabiliyor,
geleneksel ortamlarda tartışma aynı mekanda ve aynı anda olurken, ağ
üzerinde sohbet veya tartışmalar farklı zamanlarda farklı kişilerle
kolaylıkla yapılabiliyor.
Eğitimde yeni ufuklar
Yeni eğitim ortamı büyük ölçüde bir siber uzayda oluşacak. Bilgisayar
ağlarının gelişmesiyle birlikte bir siber kültür gelişiyor. Bu kültür
içinde sanal kişilikler (virtual identities), sanal toplumlar (virtual
communities), sanal kent ve kasabalar (virtual cities) var. İnsanlar,
sanal ortamlar olan bu toplumlar ve yerleşim yerleri içinde, coğrafî
sınırları tanımadan, yüz yüze ilişkiye gerek kalmadan on-line olarak
dolaşıp duruyorlar.
Geleneksel yayın faaliyetlerine bir alternatif olarak hypermedia veya
“pubnetting” denilen elektronik yayıncılık var. Kitaplardaki doğrusal
metinler (linear text) yerine hypertext geçiyor. Dünya çapında hemen
ulaşılabilir, dinamik, sık sık yenilenen yayınlar var. Aslında
kütüphaneciler dünya üzerinde bilgisayar ve Web teknolojisine en erken
ve aktif olarak uyan grupların başında geliyor. Bütün kütüphaneler
dünyaya kendilerini açmak, birer elektronik kütüphane (Elibrary)
haline gelmek istiyorlar.
Bilgisayar ağlarında sanal sınıf ve laboratuvarlar kuruluyor, sanal
toplantılar ve dersler yapılıyor.
Bilgiye ulaşmada artık zaman ve yer kavramlarının önemi kalmadı. hatta
okul, ülke, millet kavramları (sınırları) da ortadan kalkıyor;
dünyanın bütün sınıfları birbirine bağlanıyor. Yeni oluşacak bu online
sınıflarda (online classroom) her sınıf ve öğretmen, kendi ders plân
ve çalışmalarını bütün dünyaya açıyor. Geliştirip Web sayfalarına
koydukları projelerle sınıf duvarlarını kaldırıyorlar. Öğrenciler,
dünyanın değişik yerlerindeki müzeleri ve parkları Internet
vasıtasıyla geziyorlar. Kendi sınıflarına ve tartışma gruplarına
dünyanın başka yerlerinden sanal ziyaretçiler gelip derse (veya
projeye) katılıyorlar. Sanki bütün dünya bir okul gibi oluyor.
Dolayısıyla öğretim ve öğrenmede de bir şeylerin değişmesi gerekli.
Yeni Internet ortamlarında, öğrencilerin problem çözme ve yazma,
iletişim, eleştirel düşünme yetenekleri artıyor. Yaş, sınıf, cinsiyet,
milliyet, din, özel ihtiyaçlar gibi farklar önemli ölçüde ortadan
kalkıyor.
Yeni eğitim ortamlarında öğretmenlerin rehberlik özellikleri (ve
meslekî doyumları) artıyor. Zorla öğretmeye çalışan öğretmen yerine,
öğrenen öğrencilere yardım eden öğretmen tipi gelişiyor. Gelecekte
eğitim faaliyetlerini organize edecek siber uzayda, öğretmenler de
“siber tutor” olacaklar.
Ön kararlar ve öneriler
Şimdi dünyanın her yerinde yeni gelişen iletişim teknolojilerinin
sınıflara sokulmasına çalışılıyor. Aslında bu yöndeki çalışmalar elli
yıldan beri devam ediyor. Amerika’da bile öğretmenler, sınıfta yeni
teknolojiler kullanmaya hazır ve çok istekli değiller. Oysa yeni
teknolojiler öğretmen yetiştirme sırasında iyice öğretilmeden,
müfredat programlarına, ders plânlarına girip derste etkin olarak
kullanılmadıktan sonra bu teknolojiler sınıflara giremez.
Teknolojinin sınıfla ve programla bütünleşmesi için de öğretmenlerin
hizmet içinde de sürekli desteklenmesi gerekir. Bunun için, eğitim
kurumlarında öğretmenlere bu hususlarda yardım edecek teknoloji
öğretmenleri (technology trainer), teknoloji yardımcıları (technology
facilitator) veya koordinatörleri (technology coordinator)
yetiştirilmesi de öngörülüyor.
Aslında ideal sınıflarda her okulun bir TV istasyonu ve video kaset
kaydedicisi, her sınıfın bir tv, video ve network bağlantısı, her
öğretmenin bir telefonu, her öğrencinin bir bilgisayarı olması
amaçlanıyor. Gelecekteki eğitimin temel araçları olacak olan bu
teknolojileri kullanmaları için öğretmenlerin buna göre hazırlanması
gerek. Çünkü teknoloji kullanımı öğretmenlerin öğretim sistemlerini
değiştirir, onları öğretmen merkezli sistemin ağır yükünden kurtarır
ve öğrenmeyi kontrol eden ve yönlendiren bir pozisyona getirir.
Şimdiki öğretmenler, sanayi devrimi öncesinin ağır beden işçilerine
benziyorlar. Çok yorulmalarına rağmen fazla bir ürün de elde
edemiyorlar. Ağır makineler ve ince elektronik motorlar insanın beden
yükünü nasıl üzerinden aldı ve üretimde hız ve kalite getirdi ise
bilgisayar ağlarının eğitimde kullanılması da insan beyni üzerindeki
ağır yükü kaldıracak, hem öğretimi hem de bilimsel bilgi üretimini
arttıracaktır.
Internet, her eğitim seviyesinde ve her eğitim alanında kolaylıkla
kullanılabilir.
Ağ üzerinde eğitim yapmak, tek başına (ağa girmemiş) bilgisayarlı
eğitim yapmaktan daha kolaydır. Çünkü tek bilgisayarda bilgi az,
program yetersiz, her programın ayrı ayrı incelikleri var. Oysa
bilgisayar ağlarında bilgi kovalama ve kullanmayı öğrenmek daha
kolaydır.
Internet, bilgisayarı işbirliğine dayalı eğitim aracı haline getiriyor
ve işbirliği içinde öğrenmeyi teşvik ediyor. Öğretmenler, buna uygun
öğretme ve öğrenme teknikleri geliştirmelidir.
Internet çok yakın bir gelecekte sınıf faaliyetlerinin tamamlayıcı bir
parçası haline gelecektir. Problem, geleneksel sınıf faaliyetleri ile
Internetin nasıl birleştirileceğidir. Bunun için her ülke değişik
programlar (CANARIE, NREN, EDUCOM gibi) uyguluyor. Klâsik öğretmen,
sınıfta, basılı malzemeyi kullandığı ustalıkla Internet kaynaklarını
da kullanabilmelidir. Bu kaynakları ders araçlarının içine kolaylıkla
yerleştirebilmelidir. Amerika’da ve diğer gelişmiş ülkelerde,
öğretmene bu noktalarda yardım edecek birçok haber grupları ve siteler
var.
Internette konferans, haber ve tartışma gruplarında en son bilimsel
araştırmalara ulaşmak kolaylaştığı gibi, yapılan bilimsel araştırmalar
üzerinde tartışmalar ve Internet gruplarında anketler uygulayarak
uluslararası araştırmalar da yapmak kolaylaşacak. Öğrenci bu ağ
üzerinde araştırmayı kolayca yaptığı gibi, problem çözmeyi de
öğrenecektir. Burada sadece bilimsel araştırmalar değil, bu
araştırmaların sade yazıdan multimedya özellikleri kullanılan zengin
formlarına kadar birçok şekilde ağ üzerinde yayınlanması da mümkün
olmaktadır.
Öğrenme çok karmaşık bir olgudur. Onu tek bir araca veya faktöre
bağlamak yanlış olacaktır. Eğer öğrenmede öğrenciye teknik araç
desteği sağlanması isteniyorsa, çok sayıda aracın kombinasyonu daha
etkili olabilir kanaatindeyim.
Öte yandan artık araştırmacılar hypermedia ve hypertext ortamında
öğrenmeyi engelleyici ve zorlaştırıcı faktörler üzerinde araştırmalar
yaparak bunları düzeltme yolları önermelidirler. Burada öğrencilerin
yanlış yönlendirilmeleri, hayal kırıklığı ve zaman kaybı önlenmeli;
multimedia ve hypertext ortamlarında bilgi hiyerarşisi iyi kurulmalı,
eğitim sitelerine erişimin kolay ve rahat olması sağlanmalı ve dahası,
hypermedia ortamında en uygun olabilecek yeni öğrenme stratejileri
geliştirilmelidir.
Eğer bilginin, anlamanın, gücün temeli informasyon ise, bu bilgilere
anında ve dünya çapında ulaşmayı sağlayacak Internet ve bu bilgileri
işleyecek bilgisayar çok önemlidir. Çağdaş eğitimde Internete
dayanmadan bir eğitim reformu yapmak mümkün değildir.