İnternetin toplum bazında yaygınlaşmasını sağlayan önemli unsurlardan
birisi internet kafelerdir. İnternet kafeler, bilgisayar ve internet
bağlantısı olmayan kişiler için önemli bir mekan konumundadır. Bu
mekanlar, kişilerin teknolojiden yararlanmalarında önemli bir işlev
görürken, gençlerin toplumsal sapma göstermelerine de neden
olabilmektedir. Bu çalışmada, internet kafelerin, gençliğin sosyal
sapmasındaki yeri ele alınacak, yapılan uygulamalı araştırma
sonuçlarından yola çıkılmak suretiyle, birtakım genellemelere
ulaşılmaya gayret edilecektir.
Türkiye’de, ilk olarak üniversitelerde yaygınlaşan internet, daha
sonra işyerlerine ve evlere girmiştir. Kullanıcı kitlesinin
genişlemesi ise, internet kafeler sayesinde olmuştur. Daha önce
bilgisayar ve interneti hiç kullanmayan geniş bir kesim, internet
kafeler sayesinde sanal dünya ile tanışmıştır. İnternet kafeler; saat
üzerinden kiralama sistemi ile çalışan, ev ya da işyerinde internet
erişimine sahip olmayan kişilere, internet ve bilgisayarı kullanma
olanağı sunan mekanlardır. İnternet ve bilgisayar teknolojisinin
yüksek maliyeti ve internet kafelerin kullandığı teknolojik avantajlar
değerlendirildiğinde, bu mekanlar, bahsedilen altyapıya sahip olmayan
kişiler için, anlamlı bir tercih olarak görülebilmektedir.
Genel olarak internet kafe; içinde internet bağlantılı bilgisayarları
olan, içecek ve yiyecek servisi de yapılan, modern dinlenme ve öğrenme
mekanları olarak tarif edilebilir. Bu mekanlarda, internet
kullanımının yanı sıra, bilgisayarlarda oyun oynama, yazıcıdan çıktı
alma ve temel bilgisayar kullanımı hizmetleri de verilebilmektedir.
İnternet kafeler, ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya
çıkmıştır (www.ttnet.net.tr). İnternet kafeler; insanların bilgisayar
kullanma ihtiyaçlarını; evlerinin ve ofislerinin dışında, sokakta
temin edebilmelerini ve adrese bağımlı olmadan, hemen her köşe başında
hizmeti kiralayarak, daha düşük maliyetlerle ve konforlu olarak
almasını sağlamıştır. Zaman içinde, kafe kavramı, “bilgisayar
salonları” olarak adlandırabileceğimiz bu mekanlara girmiş ve sosyal
bir anlam yüklenmiştir. Hizmet çeşitliliği, her geçen gün, gerek
donanım gerekse sosyal olarak sürekli artmıştır. Bu nedenle internet
kafeler, sadece bilgisayar ve internet mekanı olmaktan çıkmış, bir çok
etkinliğin sunulduğu son derece renkli, sosyal ortamlar haline
gelmişlerdir.
İnternetin çok hızlı geliştiği ülkelerden biri olan Türkiye’de,
kayıtlı internet abonesi sayısının 2.5-3 milyon civarında olduğu
sanılmaktadır. Kayıtlı kullanıcıların yanı sıra, işyeri ve internet
kafe gibi mekanlardaki kullanım da dikkate alındığında, internetteki
Türk nüfusunun 4 milyona yaklaştığı tahmin edilmektedir. İnternet
kullanımında önemli bir yer tutan internet kafelerin sayıları tam
olarak bilinememekle birlikte, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 24.12.2001
tarihli belgesine göre, yasal olarak faaliyet gösteren internet kafe
sayısı 5.374’dür (EGM,2001). Ancak, kayıtlı bulunmayan internet
kafelerin varlığı da göz önüne alındığında, bu rakamın iki katına
yükselmesi sözkonusu olabilmektedir.
İnternet kafeler, mekanın kullanım amacına bağlı olarak
farklılaşabilmektedir. Bu mekanlar; oyun oynananlar, internet erişimi
için kullanılanlar ve her ikisi için de kullanılanlar olarak
ayrılabilir. İnternet kafelerin, arz-talep olgusuna göre çalışan
ticari işletmeler oldukları düşünüldüğünde, internet kafe
işletmecilerinin bu taleplerden etkilenmeleri de beklenilen bir
durumdur.
İnternet kafelere devam edenlerin büyük bir kısmının gençlerden
oluştuğu yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır. İnternet kafe
müdavimlerinin, yasal olarak 15 yaşın altında olmaları, yasal açıdan
olası değilken, bu kurala çoğu zaman uyulmadığı dikkat çekmektedir.
3
Çocuk yaşta sayılabilen ve yasalar gereği, internet kafelere girişleri
yasaklanmış olan 11-15 yaş dilimindekiler de önemli bir orana (%14.7)
sahiptir. İnternet kafe kullanıcılarının büyük çoğunluğunun (%94.7),
yaş dilimi itibariyle, 30 yaş altındaki çocuk-gençlerden (Bölükbaş,2003,57)
oluştuğu dikkat çekmektedir.
İnternet kafeleri, genelde 15-25 yaş dilimindeki çocuk-gençlerin
tercih ediyor olması, bilgisayara ve internete olan ilginin, gençler
arasında daha yoğun olduğunun göstergesi olarak ele alınabilir.
İnternet kafeler, “boş zaman geçirme mekanı” olarak düşünüldüğünde, bu
sonucun çıkması doğaldır. İnternet kafeler; tıpkı bilardo salonları,
pastaneler, kafeler gibi boş zamanların değerlendirildiği mekanlar
olarak işlev görmektedirler. Ayrıca, belli bir bilgi düzeyi gerektiren
internete, yeni teknolojilere, ileri yaştaki bireylere göre daha çabuk
uyum sağlayan çocuk-gençlerin yoğun ilgi göstermesi anlaşılabilir bir
durumdur.
Sapma; “doğru, gerekli veya iyi olandan sapma; normdan, normalden,
kültürel açıdan kabul edilebilir olandan ayrılma”(Budak,2000,657)
biçiminde tanımlanırken, sosyal sapma ise; “bir toplumda, sosyal kabul
görmüş ve yaşama tarzının parçası olmuş değer hükümlerinden ve
davranışlardan uzaklaşma” (Erkal-Baloğlu-Baloğlu,1997,256) olarak
tarif edilebilir. İnternet kafeler, faydalı birçok amaç için
kullanılabileceği gibi, kişilerin bu mekanlar vasıtasıyla sapma
göstermeleri, yani, toplumsal açıdan kabul görmüş değer ve normlardan
uzaklaşmaları da sözkonusu olabilmektedir.
İnternet vasıtasıyla gençlerin sapma davranış göstermeleri sözkonusu
olduğunda, ilk akla gelen konulardan birisi cinsellik-pornografi
olmaktadır. Günlük yaşamda karşılığı olmayan bazı güdülerin
giderilmesi, sanal dünya kullanılmak suretiyle gerçekleşebilir. Bu
güdülerden en ağırlıklı olanı cinselliktir. Bahsedilen güdünün
bastırılmışlık oranına göre, internet ortamında cinsellikle
ilgilenmenin azalması-artması sözkonusu olabilmektedir.
İnternet kafeye devam edenlerin, buradaki aktivitelerine bakılacak
olursa; %12’sinin erotik sitelere girdiği dikkat çekmektedir (Bölükbaş,2003,77).
Ancak, yapılan gözlemlerde, bu oranın çok daha üzerinde kullanıcının,
pornografik siteleri ziyaret ettiği görülmektedir. İnternette önemli
bir yer işgal eden erotizm-pornografi siteleri, her türlü sapkınlığa,
sömürü ve istismara açık; cinsel şiddet, taciz, ensest ilişkiler,
çocuk pornosu, teşhircilik ve sapıklık gibi birçok olumsuz unsuru
sergilemektedir.
Yapılan araştırmalara göre, internet kullanıcılarının %15'inin, seks
içerikli chat odalarını ve porno sitelerini ziyaret ettiği tespit
edilmiştir. İnterneti seks amaçlı kullananların %9'u ise, ekran
karşısında haftada 11 saatten fazla zaman geçirmektedir (www.nethaber.com).
İnternet kafede, porno sitelerini ziyaret edenlerin oranı %14.3 olarak
tespit edilmiştir (Kuloğlu,2001). Sanıldığından çok daha fazla insan,
internet yoluyla bir tür seks bağımlısı haline gelmektedir.
Kullanıcılar, günlerinin daha fazla bir bölümünü seks sitelerini
gezerek ya da chat yoluyla seks yaparak geçirmektedirler (Kuloğlu,2001).
Erotik ve pornografik sayfalara bağımlılık, genellikle erkeklerde
görülmektedir. Pornografik sayfaları ziyaret edenlerin yaklaşık
%85'inin erkek olduğu tahmin edilmektedir. %15’lik kesimi oluşturan
kadın kullanıcıların internette seksi tercih etmesinin temel
nedeninin, belirsiz kimlik olduğu düşünülmektedir. Kadınlar,
tanımadıkları ve kendilerini tanımayan biriyle heyecan yaşamanın
büyüsüne kapılıyor olabilirler (Kuloğlu,2001).
4
Çocukların, gençlerin internette pornografi, müstehcenlik içeren
sitelere girmelerine ek olarak, yaygın olan bir aktivite de
cinselliğin ağır bastığı chat’ler olmaktadır. Kişi, -bilinen
anlamıyla- görmediği ve tanımadığı birisiyle, cinsellik konusunda
merak ettiği konularda rahatça konuşma olanağı sunmasından dolayı,
chat’te cinsel konulara ağırlık vermeyi tercih edebilir. Chat
odalarında, karşı cins arayışı içindeki bekar erkek kullanıcıların,
toplum tarafından bastırılmış olan cinsellik duygularını tatmin etmek
için, interneti sıklıkla kullandıkları düşünülmektedir.
Türkiye’deki chat kanallarını, dünya kanallarından ayıran en büyük
özellik, küfürleşmenin çok yaygın bir şekilde yaşanmasıdır. Toplumda
iletişimsizlik arttıkça, chat yapan internet kullanıcılarının da
sayısı artmaktadır. Türkiye’de, %90 gibi önemli bir çoğunluk, karşı
cinsle konuşabilmek için chat yapmaktadır (Ayaz,2001,76).
İnternet kullanıcılarının %66’sının chat yaptığı ve bunların
%94.7’sinin erkek olduğu düşünülürse (Bölükbaş,2003,110), chat
yapanların büyük çoğunluğunun karşı cinsle, yani bayanlarla arkadaşlık
kurmak için interneti kullandığı söylenebilir.
Chat'te karşı cins arayışı içinde olanlar, genellikle flörtün yasak ve
hoş karşılanmadığı sosyo-ekonomik bölgelerde oturanlardan
oluşmaktadır. Bu kişiler flörtü, internet ve chat'te yaşamaktadırlar.
Çekingen, kendine güvensiz, medeni cesaretleri yeterli olmayan
kişiler, chat’e daha çok yönelmektedirler (Zaman,18.12.2000).
Chat odalarında sanal seks yapan kullanıcıların internette kalma
süreleri, diğer kullanıcılardan genellikle fazladır ve bu nedenle
evdeki, işteki, okuldaki sorumluluklarını ihmal ettikleri
söylenebilir. Bunun yanında, diğer kullanıcılar ve aile üyelerinden,
kafeye ödenen ücretler saklanabilir, yalan söylenebilir.
İnternet kafeler, kadın pazarlayan kişiler için önemli bir merkez
konumunda görülebilmektedir. Diyarbakır’daki internet kafe
sahipleriyle yapılan enformel görüşmelerde, üstü kapalı da olsa, bu
konuya vurgu yapılmıştır.
Normal yaşamda olduğu gibi chat'te de seks yaşanabilmektedir. Chat’te
online seks yapılarak, benzer türden telefon seksi gibi bir deneyim
yaşanmaktadır. Ankete katılanların yaklaşık 1/10’unun, online seks
yaptıklarını söylemeleri, kadın pazarlama olgusunun varlığıyla ilgili
bir delil olarak ele alınabilir (Bölükbaş,2003,133). Ayrı bir
araştırmada, chat'te seks yaşayanların oranı erkeklerde %13,
kadınlarda ise %17 oranındadır. Bu oranların daha yüksek olma
olasılığı vardır. Çünkü, kafe ortamından kaynaklanan sorunlar
nedeniyle, bu soruya doğru yanıt verilmeyebilmektedir (Araç,2001).
Bazı internet kafe sahipleri, genel olarak, kadın pazarlama olgusunun,
kendi işyerlerinde olmadığını, ancak, bazı kafelerde olduğuna dair
duyumlar aldıklarını dile getirmişlerdir.
Günümüzde internet, bir bilgi ve iletişim kaynağı olmanın ötesinde,
bazı kişiler için “bağımlılığa” dönüşmüş durumdadır. Birçok kişi,
gerçek dünyada karşılığını bulamadığı tutkuları ve tutsaklığı sanal
dünyada yaşamaktadır. İnternet bağımlılarına yardımcı olmak için
kurulmuş web siteleri bile bulunmaktadır. İnternet bağımlılığı; genel
olarak internet’in aşırı kullanılması isteğinin önüne geçilememesi,
internet’e bağlı olmadan geçen zamanın önemsiz görülmesi, yoksun
kalındığında ise, aşırı sinirlilik hali ve saldırgan olunması durumu
olarak tanımlanabilir.
5
Bağımlılığı meydana getiren; bilgisayar, internet ve sanal dünyanın
karşı konulmaz çekiciliğidir. İnternet kafeler, bu olanakların tümünü
birden kişilere sunarak, bağımlılığı mekansal bir temele
taşımaktadırlar. Gerçek dünyadan uzaklaşan bireyler, sanal dünyadaki
gerçek olmayan faaliyetler ve ilişkiler içerisine girerek toplumdan
soyutlanmakta, bilgisayar ve internet bağımlısı haline gelmektedirler.
Bu, tıpkı alkol, sigara ve uyuşturucu bağımlılığı gibi, kişileri esir
almaktadır. Genel anlamda, toplumun, teknolojik bir olgu olarak
bilgisayar ve internete olumlu bakıyor olması, bağımlılık sorununun ve
tehlikesinin göz ardı edilmesine neden olmaktadır.
Online (internete bağlı) değilken, internette yapılan aktivitelerin
hayalinin kurulması, internet kullanımının artan oranlarda devam
etmesi, internette planlanandan daha fazla zaman geçirilmesi, internet
yüzünden işteki ya da okuldaki başarıda düşme görülmesi ya da sosyal
ilişkilerde kopma yaşanması, internet kullanımı hakkında aile ya da
arkadaşlara yalan söylenmesi, internetin günlük hayattaki
problemlerden kaçmak için bir araç olarak kullanılması internet
bağımlılığının tipik davranışları olarak görülmektedir (Kuloğlu,2001,27).
Avrupa Birliği araştırmasında, günde 4 saatten fazla internet
kullanımının, bağımlılık etkisi meydana getirdiği belirtilmektedir. Bu
araştırma sonuçları dikkate alındığında, internet kafe
kullanıcılarının %14’ünün (Bölükbaş,2003,87) potansiyel internet
bağımlısı oldukları söylenebilir. İnternet kullanıcılarının;
yaşadıkları ülke, şehir veya sahip oldukları toplumsal statüye göre,
bağımlılık oranlarının değişebilmesi sözkonusudur (Esgin,2000).
Günde iki saatten az bir vakit alması kaydıyla; bilgi almak, e-mail
göndermek ve gelen e-mail’leri okumak için internete bağlanılıyorsa,
endişe edecek bir durum yoktur. Ancak, internet üzerinde harcanan
zaman, haftada toplam 18 saatten fazla ise kişi, “internet
bağımlılığı” riski taşıyan insanlar grubuna girmektedir
(Çankırılı,2001).
Yapılan araştırmaya göre, haftada 20 saat ve üzerinde internet’e
bağlanan %23.3’lük grubun internet bağımlılığı riskiyle karşı karşıya
olduğu söylenebilir. İnternet kullanıcılarının %18’i, kendilerini
internet bağımlısı olarak görmektedir (Bölükbaş,2003,88&102).
İnternet kafelere devam eden gençleri bekleyen önemli “tuzak”lardan
birisi de kumardır. Gençler, ilk olarak tanıştıkları bu ortamın
etkisinde kalabilmekte ve bu alışkanlığı devam ettirme yönünde
davranış sergileyebilmektedirler.
İnternette kumar oynadığını belirten kullanıcıların oranı %6.6’dır (Bölükbaş,2003,80).
Kazı kazan, sayısal loto, at yarışları gibi oyunlarla başlayan kumar
tutkusu, son zamanlarda internet üzerinden ulaşılan kumar siteleriyle,
yeni bir boyut kazanmıştır. Bu alanın tamamen denetimsiz oluşu, söz
konusu sitelere olan talebi artırmaktadır.
İnternet kullanımı, kumar oynama alışkanlığında olduğu gibi, bir
bağımlılık olarak ele alındığında (Hürriyet,24.12.1998), internette
kumar oynama, daha farklı ve güçlü bir bağımlılık oluşturmakta ve
gençlerin, erken zamanlarda bir sapma davranışı içine girmesine neden
olmaktadır.
Bireyin gerçekleştirdiği sosyal ilişki düzeyinin, gerçekleştirmek
istediği düzeyden düşük olması olarak ifade edilen asosyalleşme (Giddens,2000,25),
internet kafeye devam eden gençleri etkileyen olumsuz bir durumdur.
6
Chat, asosyal kalıplara giren insanların kabul gördüğü bir dünya
olarak görülebilir. Asosyal tipteki kullanıcıların çoğunluğu,
kurdukları ilişkilerin chat’te kalmasını istemektedir. Bu durum
tehlikelidir. Çünkü, kullanıcı gerçek hayattan daha fazla kopmakta ve
bu sanal dünya, onlara daha bir yeter olmaktadır. Bir araştırmaya göre
(Araç,2001,24-38), erkek ve kadın kullanıcıların %90'ı, “eski sosyal
çevreme gereksinimim kalmadı” demektedir.
1996 yılında, Amerika’da yapılan bir araştırmanın sonuçları, “internet
insanı kalabalıkta yalnız hale getiriyor” varsayımını destekler
şekilde çıkmıştır. Buna göre; internet kullanma süresi arttıkça
kullanıcılar, sosyal hayattaki insanlarla daha az ilişkiye girmekte ve
bu da beraberinde sosyal izolasyonu getirmekte, kullanıcıların;
ailelerine, arkadaşlarına ve alışveriş yapmaya ayırdıkları zaman
azalmaktadır. İnternet kullanıcıları; arkadaşlarıyla ve aileleriyle ev
dışında birlikte olmayı azaltmakta, evde çalışmaya daha fazla zaman
ayırmakta, aileleriyle ve arkadaşlarıyla e-posta yoluyla
görüşmektedirler (Kuloğlu,2001,36). 1998 yılı Ağustos ayında, Carniege
Mellon Üniversitesi tarafından yapılan çalışma sonunda hazırlanan
rapora göre (Gürçay-Kümbül,2001), zamanının büyük kısmını internette
sörf için harcayanlar, harcamayanlara göre daha yalnız ve
depresiftirler.
İnternet kafelere devam eden gençleri tehdit eden önemli unsurlardan
birisi de, zamanın boş yere harcanması ya da zamanın nasıl geçtiğinin
fark edilmemesidir. Bağlandıktan sonra zamanı unutmak ve daha az
internette kalmayı düşünmek, ancak, bunu başaramamak, internet
bağımlıların tipik davranışlarından birisidir. İnternet merakı
nedeniyle, kullanıcıların %67.3’ü (Bölükbaş,2003,90), zamanının büyük
bir kısmını ekran başında geçirmektedir. İnternete bağlı kalmanın dozu
arttığında, iş ve okul hayatında verimlilik düşmekte, aile ve iş
yaşamında çok çeşitli sorunlar meydana gelebilmektedir.
Zamanın bollaşması, yeni insan tipine, internet dünyasında; boş
zamanlarında sıkılmayı ve mutsuz olmayı düşündürmeyecek olanaklar
sunmaktadır (www.angelfire.com). Yapılan araştırmada (Bölükbaş,2003,90),
planladıklarından daha fazla zaman geçiren internet kullanıcılarının
oranı %67.3’tür. Bu oran, internet kullanıcılarının, internete
girdikten sonra zaman kavramını unuttuklarını gösteren anlamlı bir
durum olabilir.
Aşırı para harcama da, internet kafelere devam edenleri tehdit eden
bir olgu olmaktadır. Gençler; chat yapma, internette sörf yapma, oyun
oynama vs. aktivitelerini devam ettirirken, zamanın nasıl geçtiğini
fark edemeyebilmektedirler. Bu durumda, gençler, ailelerinden
aldıkları ya da kendilerinin kazanmış oldukları paranın tamamını ya da
önemli bir kısmını internet kafelere ödemek zorunda
kalabilmektedirler.
Chat dünyasında kimlikler “kaygan” ve “değişken”dir. Sanal cemaatlerde
“güvenilirlik” son derece azdır ve sanal topluluklar,
“yabancılaşma”nın artmasında önemli bir rol oynamaktadırlar (www.isguc.org).
Hayatın başka hiçbir alanında kendini gerçekleştirme şansı bulamayan
birey, “her istediğini yapabildiği” internette, yaşamındaki bu büyük
çelişkiyi de törpülemektedir. Yeni arkadaşlıklar, yeni “ortam”lar,
yeni bir dünya ve yeni bir yaşamla karşı karşıya olduğu
varsayılmaktadır. Kişinin bütün bunların hiçbirine, bir an bile olsun
aşırı bağlanmak gibi bir zorunluluğu yoktur. İstediği zaman her şeyi
silebilir ve yeni bir yaşamla tekrar “oyun”a başlayabilir.
“Yalan” kavramı, kullanıcıların chat’le ilgili olarak değindikleri en
önemli konudur. Araştırmaya katılan internet kullanıcıları, chat’te
kişilerin olduklarından farklı bir kişilik ve görüntü ortaya
koyduklarını ifade etmektedirler (Bölükbaş,2003,115). Chat yapan kişi,
chat
7
yoluyla görüştüğü kişinin, olduğu gibi davranmayıp yalan söylediğini
düşünmekte, karşısındaki kişinin verdiği bilgilerin doğruluğuna
güvenmemekte ve karşıdaki doğru söylese bile, yalana başvurmaktadır.
İrtibat kuracağı arkadaşı seçmesi, istediği kimlikle ortaya çıkması ve
bu ortamlara uygun tavırlar geliştirme olanağı sunması, chat’i,
kişinin gözünde daha da büyütebilir ve bu durum, yaşamın ayrılmaz bir
parçası olarak algılanabilir (Yıldız,2003). Bir araştırmaya göre (Kuloğlu,2001),
chat sırasında kadınların %52'si, erkeklerin ise %30.2'si kimliğini
gizlemektedir. Kullanıcıların yaklaşık yarısı kimliğini saklamaktadır.
Bu, chat ortamındaki kullanıcıların önemli bir kısmının, sohbetlerinde
“yalan”a başvurduklarını göstermektedir.
Chat ortamının, dile getirilen düşüncelerin kullanıcı kişi açısından
bir sorumluluk gerektirmemesi, o kimliğe ait eylemlere muhatap olanlar
açısından “güvensizlik” oluşturmaktadır (Yıldız-Bölükbaş,2002).
Kullanıcıların chat’te yalan söyleme biçimi incelendiğinde, kişilerin
karşısındakilerin tavırlarından önemli düzeyde etkilendikleri ifade
edilebilir. Sanal dünyadaki sohbetler esnasında oluşan kişiliklerin,
çoğu zaman, sosyal hayatta “ideal” diye tanımlanan prototiplerden
oluştuğu da söylenebilir.
İnternet kullanıcılarının, zamanlarının çok önemli bir kısmını
internet kafelerde geçirmeye başlaması, onların sosyal hayattan kopuş
süreçlerini başlatabilmekte, sanal dünya ve chat arkadaşlıkları,
kişinin hayal dünyasında yaşaması ve hayatın gerçeklerinden kaçması
için zemin oluşturabilmektedir. Gerçek yaşamdaki gündelik ilişkilerde
güven; açıklık, samimiyet ve şeffaflık ile sağlanırken, sanal
ilişkilerde güven; kapalılık, gizlilik, kendini saklama, hatta yalan
ile sağlanmaktadır.
İnternet ve chat, bir yandan sorunları, korkuları paylaşmaya yardımcı
olurken, bir yandan da sorunlardan ve gerçek dünyadan kaçmanın bir
aracı olmaktadır. Üstelik bu durum, yeni sorunları da beraberinde
getirmektedir. Sorunlu evliliklerde, eşleri daha çok soruna boğarken,
gençlerde de istenmeyen etkilere, okul yaşamında başarısızlıklara
neden olmaktadır (www.istabip.org.tr).
İnternet kullanıcılarının internetteki arkadaşlarının, gerçek
hayattaki arkadaşları ve ailesinin yerini alması, internet
bağımlılığının en önemli belirtilerinden biri olarak kabul edilebilir.
Bağımlılar, sanal dostlarıyla online sohbet etmeyi, örneğin; arkadaş,
aile veya sevgilileriyle sinemaya gitmeye tercih edebilirler. Bu
süreç, boşanma, aile içi huzursuzluk ve arkadaşlardan uzaklaşma ile
sonuçlanabilir. İnternet ve chat yapanları, bu faaliyeti
yapmayanlardan ayıran şey, kişinin sanal ortamda kendini tamamen özgür
hissetmesidir. İnternet kullanıcıları, internette, sınırların
kaybolduğu düşüncesine kapılmaktadırlar. Bunlar, kendilerine sunulan
sınırsız, yasaksız, baskısız sanal dünyanın olanakları karşısında,
gerçeklikten uzak, ancak, sanal bir özgürlük duygusu yaşamaktadırlar.
İnternet kafeye devam eden ve kendine göre yeni bir “sanal aile”
edinen kişi için, aile yaşamının önemsizleşmesi ve sonucunda, daha
büyük sorunların yaşanması sözkonusudur. Evli ya da bekar olma,
kişinin davranış ve tavırlarının nispeten değişimi sonucunu
doğurabilir. Bekar olan kişi, üzerindeki sorumluluğun evli kişilere
göre az olmasından dolayı, daha rahat hareket edebilir.
Yapılan araştırmada, internete her gün bağlananlar, evlilerde %38.5
iken, bu oran bekarlarda %35 olmuştur (Bölükbaş,2003,85). Evli
kullanıcıların internete daha sık
8
bağlanmalarında, bekarlara göre daha fazla ekonomik özgürlüğe sahip
olmalarının etkisi olabilir. Bunun yanında, evli kullanıcıların
interneti, evlilik yaşamlarındaki sorunlardan, sorumluluklardan kaçış
yolu olarak görmeleri de olasıdır. Başka bir araştırmada ise (Kuloğlu,2001),
internete her gün bağlanan evli kullanıcıların oranı %3.3’tür.
Anne baba ile duygusal bağları zayıf, aile içinde kendilerini değerli
hissetmeyen, okul başarısı düşük çocuklar ve gençlerin, sokak yerine
internet kafelere gitme olasılığı yüksektir. Bilgisayar kullanmayı
bilmeyen çoğu anne baba, derslerine yardımcı olacağı düşüncesiyle,
çocuğunun internet kafelere gitmesini destekleyebilmektedir.
İnternet kafelerin, daha çok eğlence mekanı olarak algılandığı
söylenebilir. Bu mekanlar ifade edilirken, “internet evi” ya da daha
başka bir isim kullanılmaması, bunun yerine “internet kafe” biçiminde,
daha çok eğlence içeren bir kavramın tercih edilmesi, bu mekanlara
bakışın bir göstergesi olarak ele alınabilir.
İnternet kafeler, kahvehane kültürünün bir devamı olarak
görülebilmekte ve bu nedenle toplumda, daha çok “erkek egemen
mekanlar” olarak algılanmaktadır. Kadın internet kafe müdaviminin çok
fazla olmaması, bu düşüncenin bir göstergesi olarak ele alınabilir.
İnternet kafeler, zaman içinde ortak arkadaş gruplarının bir araya
geldiği, yeni arkadaşlıkların kurulduğu mekanlar haline gelmiştir.
Yani internet kafelerin ülkemizdeki yapısı, bir anlamıyla “kıraathane”
statüsünde değerlendirilebilir.
Kaynakça
ARAÇ, Tuğba (2001); IRC Farklı Bir Sosyalite Mi?, (Basılmamış Yüksek
Lisans Tezi), Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul.
AYAZ, Mahmut (2001); Chat Geyikleri, Kora Yayın, İstanbul.
BÖLÜKBAŞ, Kenan (2003): İnternet Cafeler ve İnternet Bağımlılığı
Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma: Diyarbakır Örneği, (Basılmamış
Yüksek Lisans Tezi), Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Sosyoloji Anabilim Dalı, Diyarbakır.
BUDAK, Selçuk (2000); Psikoloji Sözlüğü, Bilim ve Sanat Yayınları,
Ankara.
ÇANKIRILI, Ali (2001); http://www.zaferdergisi.com/makale.asp?makale=803
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (EGM) (2001); İllere Göre Umuma Açık Yerler
İstatistiği, Emniyet Genel Müdürlüğü Yayınları.
ERKAL, Mustafa-Burhan BALOĞLU-Filiz BALOĞLU (1997); Ansiklopedik
Sosyoloji Sözlüğü, Der Yayınları, İstanbul.
ESGİN, Ali (2000); “Yeni Bir Bağımlılık Türü: İnternet Kafeler ve
İşlevleri”, Bilim ve Ütopya, S: 8.
GİDDENS, Anthony (2000); Sosyoloji, (Çev: Hüseyin Özel-Cemal Güzel),
Ayraç Yayınları, Ankara.
GÜRÇAY, C.-B. KÜMBÜL (2001); “İnternet’in Sosyal ve Psikolojik
Etkileri”, Bilişim Toplumuna Giderken Psikoloji, Sosyoloji ve Hukukta
Etkiler Sempozyumu, Ankara.
HÜRRİYET, 24.12.1998.
KULOĞLU, Ceyda (2001); İnternetkafeler ve İnternet Bağımlılığı:Ankara
Örneği, (Basılmamış Lisans Tezi), Hacettepe Üniversitesi, Ankara.
www.isguc.org
www.istabip.org.tr
www.nethaber.com
www.ttnet.net.tr
YILDIZ, M. Cengiz-Kenan BÖLÜKBAŞ (2002); “Sanal Sohbet: Chat”,
Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi (www.e-sosder.com), Sayı:2, Ekim
2002.
YILDIZ, M. Cengiz (2003); “Bazı Sosyal Değişkenler Açısından Chat
Olgusu”, İnternet ve Toplum Sempozyumu, Dicle Üniversitesi Hukuk
Fakültesi-Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi (www.e-sosder.com), 18
Nisan 2003, Diyarbakır.
ZAMAN, 18.12.2000.