|
|
|
Çiftlerin istedikleri zaman istedikleri kadar
çocuğa sahip olmalarını sağlayan doğum kontrol yöntemlerini ülkemiz
açısından değerlendiren Marmara Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Erenus, en sık kullanılan
yöntemler hakkında bilgi vererek, yöntem seçerken nelere dikkat edilmesi
gerektiğini belirtti: “Maalesef hala ülkemizde geleneksel yöntemler
ağırlıklı olarak kullanılmakta. Bunlardan da özellikle geri çekme yöntemi
yüzde 28’lerde hala en çok, en sık kullanılan bir korunma yöntemi. Halbuki
biz hekim olarak güvenilir korunma yöntemlerini, bunlara modern korunma
yöntemleri diyoruz. Hekim olarak, sağlık personeli olarak bunların
muhakkak danışıldığında bilgilerin verilmesi gerekiyor. Özellikle doğum
kontrol hapı gibi, rahim içi araç gibi yöntemleri modern yöntemler olarak
algılıyoruz. Bazen gerektiğinde özellikle cerrahi yöntem de alternatif
olabilir. Bir de tabi prezervatif dediğimiz güvenilir yöntemler var.
Bunları özellikle tabi ki hastadan hastaya ve çiftten çifte değişmek üzere
öneriyoruz.
ÜLKEMİZDE KULLANIM DURUMU
Kullanım oranlarının istenilen düzeylerde olmadığını belirten Prof. Dr.
Mithat Erenus, konuyu söyle açıkladı: “Ülkemizin rakamlarına bakarsak en
sık kullanılan ülkemizde rahim içi araçlar yüzde 17 civarında. Doğum
kontrol yöntemlerini nedense ülkemizde çok fazla benimseme olmadı
sanıyorum, Avrupa ile Amerika’ya göre bakarsak, yüzde 5 civarında doğum
kontrol yöntemi kullanılıyor. Sterilizasyon yöntemleri yüzde 3’ler
civarında erkek ve kadın strelizasyon yöntemleri... Prezevartifte yüzde
1.5-2’ler civarında korunma yöntemi olarak görüyoruz.”
Bazı doğum kontrol yöntemi kullanmadan muhakkak hekime danışmak
gerektiğini belirten Prof. Dr. Mithat Erenus, ama diğer yöntemler için
gerekmediğini söyleyerek şöyle devam etti: “Mesela rahim içi araç
uygulamasının bizzat hekim ya da sağlık personeli tarafından yapılması
lazım. Ve hangi şartlarda, hangi kişilere uygun olup olmadığının
araştırılması için... Doğum kontrol hapı için. Bazı durumlarda
kullanılmaması gerekebilir. O nedenle bir sağlık personeli, özellikle
hekime başvurmalarını öneriyoruz. Cerrahi sterilizasyon yöntemleri için
tabi ki yine bir sağlık personeli ya da muhakkak bir cerrah tarafından
yapılması gerekmekte.”
Aile planlaması yöntemleri
HAPLARININ ETKİSİ
Doğum kontrol haplarının da değinen Prof. Dr. Mithat Erenus, etki
mekanizmasıve güvenilirlik düzeyi hakkında bilgiler verdi: “Doğum kontrol
haplarının içinde östrojen ve procesteron dediğimiz iki hormon bulunmakta.
Ve etki mekanizması özellikle yumurtlamanın engellenmesiyle olmakta. Ama
bunun dışında başka diğer etkiler de olabiliyor. En önemlisi belki de
rahim ağzındaki sıvının kalınlaşması ve spermlerin içeri geçmesinin
engellenmesi. Ama buna rağmen bizim en sık daha doğrusu en doğru yöntem
olarak kabul ettiğimiz yöntemlerden bir tanesidir, yani yumurtlamanın
engellenmesidir. Östrojen ve procesteron bezleri aslında 20-30 yılda çok
düştü. Yan etkiler belki eskiden daha çoktu, 1960’lı yıllarda. Ama bugün
daha düşük dozlarda östrojen içeren haplar var. O nedenle de yan etkilerin
daha azaldığını görmekteyiz.”
Kimler kullanmalı?
Prof. Dr. Mithat Erenus, hapları kimlere önerdiklerini, kimlere ise
önermediklerini ise şöyle açıkladı: “Özellikle nedeni bilinmeyen kanaması
olan hastalar, östrojene duyarlı kanserli olgular, örneğin meme kanseri
gibi... Özellikle kanda pıhtılaşma olup, o pıhtının akciğere veya başka
başka organlara akması gibi öyküsü olan, ailesinde özellikle bu tip
pıhtılaşma bozukluğu öyküsü olan kadınlarda tercih etmiyoruz. Bunun
dışında genç, sağlıklı, sigara içmeyen özellikle 35 yaşın üzerinde sigara
içen kadınlarda bazı riskler var. Özellikle enfaktüs geçirme, kalp-damar
hastalığı riskini arttırıyor. Onun için 35 yaşın üstünde sigara içenlerde,
o 35 yaşın altında da belki 15’in üstünde sigara içenlerde önermiyoruz.
Ama genç sağlıklı olan, sigara içmeyen, özellikle pıhtılaşma sistemiyle
ilgili bir hastalığı olmayan kadınlarda gerçekten çok güvenilir, iyi bir
yöntem doğum kontrol hapları.”
Hapların yan etkisi
Doğum kontrol haplarının yan etkileri ile ilgili olarak ise Prof. Dr.
Mithat Erenus, şunları söyledi: “Bir kere doğum kontrol haplarının içinde
değişik dozlar olabiliyor. Bu ilaçların ajanları değişik olduğu için yan
etkileri biraz değişik olabiliyor. Bir ajanda gördüğümüz yan etkiyi, bir
başka ajanda göremeyebiliyoruz. Ama düşük dozlu olan doğum kontrol
haplarında yan etkiler minimuma inmiş durumda. Ama buna rağmen özellikle
belki biraz iştah artması olabiliyor ama hepsi o kadar... Şişmanlık
getirecek anlamında değil. Beslenmesine ve egzersiz programına dikkat eden
kişilerde kilo almasını görmüyoruz.”
Doğum kontrol haplarının ekstra yararları
Doğum kontrol haplarının kadının üremesiyle ilgili bir kontrolü elinde
tuttuğu için önemli bir özelliği var. Bunun dışında Prof. Dr. Mithat
Erenus, hapların getirdiği kadın sağlığı açısından ekstra yararlardan söz
etti: “Gerçekten çok önemli bir konu. Doğum kontrol hapının doğum
kontrolünün dışında da bazı avantajları var. Bunlardan en önemlisi
kanserle ilgili. Özellikle rahim kanserlerini, düzenli kullanıldığında,
özellikle bir kaç seneden sonra yüzde 50 oranında azalttığını görüyoruz.
Bir başka önemli etkisi yumurtalık kanseri ki, en çok, en sık öldüren
kanserlerdir. Yumurtalık kanserlerinde yüzde 40’lık bir azalmayı
görüyoruz. Uzun süre kullanımında yumurtalık kanseri azalmasının yüzde
80’lere kadar çıkabildiğini görmekteyiz. Bunun dışında memede gözüken
özellikle fibrokistik hastalığı gibi durumlar var. Onlarda azalma olduğunu
görüyoruz. Dış gebelikte bir azalma olduğunu görüyoruz. Bizim özellikle
ciddi infeksiyonlar, iltihabı hastalık dediğimiz durum var. O da doğum
kontrol hapı kullanan kadınlarda rahim ağzındaki sıvının kalınlaşmasına da
bağlı olarak, kanamanın azalmasına bağlı olarak, bir azalma görüyoruz.
Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda adet miktarı azalır. Ve kanama
miktarı azalır. Dolayısıyla kansızlıkla ilgili çok daha az gözükür.
Östrojen olduğu için kemik yoğunluğunda bir artma olduğunu görüyoruz.”
Haplarla ilgili yanlışlar, yanılgılar
Yerleşmiş yanlışlar, yanılgılar insanların doğum kontrol yöntemi
kullanmalarını ciddi olarak olumsuz etkileyebiliyor. Doğum kontrol
haplarının tüylenmeye neden olabileceği, belli bir dönem kullanıldıktan
sonra kısırlık problemini gündeme getirebileceği gibi iddialar söz konusu.
Prof. Dr. Mithat Erenus, bunların ne kadar gerçekçi olduğunu açıkladı:
“Bir kere kıllanmayla ilgili tam tersine... Bizim kendi hastanemizde geniş
bir kıllanma polikliniği var. Ve bu poliklinikte biz, doğum kontrol
haplarını kıllanmanın tedavisinde kullanıyoruz. Kıllanmaya yolaçmak şöyle
dursun. Onun dışında özellikle kısırlıkla ilgili bir kadına doğum kontrol
hapı verdiğimizde bazen onun doğurganlık kapasitesini bilmiyoruz, yani 20
yaşında yeni evlenmiş bir kadına veriyorsunuz. Dolayısıyla onun
doğurganlık durumuyla ilgili bir bilginiz yok. Ama bildiğiniz şu: İlacı
bıraktıktan sonra birinci yılın sonunda gebelik oranları hiç doğum kontrol
hapı kullanmamış kadınlarla karşılaştırdığınızda, aşağı yukarı çok benzer.
Onun için öyle bir korkumuz olması için hiçbir sebep yok.”
PREZERVATİF
Prezervatifin ya da kondomun özellikle önerildiği durumları ise Prof. Dr.
Mithat Erenus, açıklayarak, güvenilirliği hakkında da bilgi verdi: “Kondom
prezervatif aslında dikkatli kullanılırsa o zaman güvenilirlik açısından
yüksek seviyelere ulaşabiliyor. Özellikle cinsel temasla bulaşan
hastalıkların risk olduğu durumlarda. Birden fazla partneri olan kişilerin
kondomla, prezervatifle korunmasını özellikle öneriyoruz. Bir yandan
korunmayı sağlaması öte yandan da cinsel temasla bulaşan hastalıklardan
korunması açısından gerçekten kondomu öneriyoruz.”
RAHİM İÇİ ARAÇ
Rahim içi araçın nasıl etkili olduğu ve yan etkileri konusunda ise Prof.
Dr. Mithat Erenus, şunları söyledi: “Rahim içi araçları oldukça güvenilir
doğum kontrol yöntemidir. Ve ülkemizde de çok sık kullanılıyor. Yüzde 17.
Yani tercih edilen bir yöntem. Kullanımdaki etkinliğini şu şekilde
yapıyor. Bir yabancı cisim reaksiyonu olarak görev yaptığı için, rahim içi
hazne etrafında toplanan hücreler, yabancı olduğu için o madde, döllenmiş
yumurtayı yemeleri, yok etmeleri mümkün. Bu nedenle gebeliği
engelliyorlar. Güvenilir bir yöntem. Söylememiz gereken belki kullanan
kişilerde kanamayı daha sık görebiliyoruz. Kanama miktarı artabiliyor.
Kanamanın gün süresi artabiliyor. Özellikle ilk aylarda kasık ağrısı
yapabiliyor. Çünkü yabancı bir cisim olduğu için sanki vücut onu atmak
istediği için bir kasılma, adet döneminde görülen kasılmalar olabiliyor.
İlaçlarla bu ağrının geçmesi mümkün. Halk arasında bir yanlış inanışlar
gerçekten var. Bunun baş ağrısı yaptığına kadar bizim görebildiğimiz bir
takım yanlış bilgiler var. Ama tabi doğru bilgiler verildiği zaman
bunların kaybolduğunu görmekteyiz.”
Kanamaların rahim içi aracın bakır ya da olmaması ile olmadığını ama bazı
kadınlarda gerçekten kanamanın sürekli devam ettiğini belirten Prof. Dr.
Mithat Erenus, bunlar için sunulan bir takım yeni alternatiflerden söz
etti: “Procesteron içeren rahim içi araçlar kullandığımızda hormonun da
etkisiyle özellikle kanamanın azaldığını görmekteyiz. Dolayısıyla kanaması
olan kadınlarda procesteron içeren rahim içi araçları özellikle
öneriyoruz.”
İĞNELER, HORMON KAPSÜLLERİ
Her ne kadar kullanımı yaygın olmasa da üç aylık iğneler ve cilt altına
yerleştirilen hormon kapsülleri var. Bunlarla ilgili bir önyargı var. Bize
ulaşan önyargılar şunlar: İşte, yurtdışında geliştirilen bir çok doğum
kontrol yönetim, özellikle bu ikisi öneriliyor... Türkiye’de deneme
yanılma amaçlı kullanabiliyor. Yan etkileri gözleniyor. Daha sonra da
yurtdışındaki kullanımı buna göre belirlenebiliyor gibi iddialar var.
Prof. Dr. Mithat Erenus, Türkiye için böyle bir şey söylemek doğru olmaz
diyerek konuya açıklık getirdi: “Bir çok ülkede kullanılıyor. Özellikle az
gelişmiş ülkelerde daha sık görüyoruz. Çünkü nüfus artış oranı daha
yüksek. Ülkemizde de şu anda yüzde 1.4 nüfus artışı. Bunun avantajı şu:
Hergün ilaç kullanmayı gerektirmiyor. Ve bir iğne yapıyorsunuz, üç ay
boyunca sizi koruyor. Hatta cilt altına yerleştirilen de beş sene kadar
korumak gibi bir avantajı var. Ama bazı dezavantajları da var. Özellikle
kanama yan etkisini çok sık görüyoruz. Yüzde 60 civarında uzun süren
kanamalar olabiliyor. Hatta bazen de hiç kanama olmayabiliyor. Bu tip yan
etkileri göz ardı edersek, o zaman çok güvenilir bir yöntem. Özellikle her
gün hap kullanmakta zorluğu olan kişiler için, kırsal kesim için, iyi bir
alternatif olabilir.”
Üç aylık iğnelerden sonra oluşan adet düzensizliğinin ruhsal sıkıntı
yaşattığına değinen Prof. Dr. Mithat Erenus, bunda ısrar etmenin çok doğru
olmadığını belirterek şunları söylüyor:”Doğum kontrol hapı bu kişiler için
gerçekten iyi bir alternatif olabilir. Eğer bir engeli yoksa, özellikle
rahim içi araçları önerebiliriz.”
ACİL DURUM PAKETİ
Gebelik ihtimali söz konusu olduğunda, şüpheli bir temastan sonra acil
durum paketi denilen bir uygulama var. Kadınlar bunu çok fazla bilmiyorlar
ve regllerinin gecikmesini bekleyerek, gebeliğin de bir anlamda
ilerlemesine neden oluyorlar.
Prof. Dr. Mithat Erenus, bu uygulamadan şöyle söz etti: “Son zamanlarda
giderek hastanemize bu tip başvurular arttı. Ben buna aklımızın başına
sonradan gelmesi diyorum. Bir şekilde korunulmamış bir temas olduğunda
acaba bir şey yapabilir miyiz, çünkü gebe kalma riski var. Evet bu tip
durumlarda alternatifimiz var. Özellikle korunmamış bir temastan sonra
doğum kontrol haplarıyla iki tanesi hemen, tabi ilk 72 saat içinde olması
gerekiyor. Özellikle yüksek dozda östrojen içeren haplardan iki tane hemen
iki tane de daha sonra, yine 72 saat içinde, 12 saat sonra almak üzere
kullandığımızda büyük bir oranda yüzde 80’lerde gebe kalınması
engelleniyor. Son zamanlarda bir başka yöntem daha var bununla ilgili
olarak. Yine ilk 72 saat içinde korunulmamış bir temastan sonra rahim içi
araç yerleştirmek mümkün. Bu da özellikle döllenmiş olan yumurtanın
yerleşmesini engelleyebiliyor. O açıdan eğer, biz tabi her zaman için
baştan korunmayı öneririz ama böyle bir şey olmuşsa, bu tip bir
alternatifin de olduğunu bilmek lazım. Kürtajın da kadın için bir travma
olduğunu dikkate alırsak, herhalde bu yöntem son çare olmalı.”
|