|
|
|
MEME - GÖĞÜS KANSERİ
Meme kanserinin en yaygın belirtisi memede ağrısız bir kitlenin
hissedilmesidir. Ancak, hastaların %10 kadarı, kitle olmaksızın ağrı
hissetmektedir. Meme kanserinin daha seyrek görülen belirtileri arasında,
göğüste oluşan geçici olmayan değişimler, (örneğin kalınlaşma, şişlikler,
deride tahriş ya da bozulmalar, ve akıntılar, aşınma, göğüs ucunun
hassaslaşması yada içe dönmesi de dahil olmak üzere göğüs ucu belirtileri
yer almaktadır. Tedavisi en kolay olan erken evredaki meme kanserleri
tipik olarak hiç bir belirti göstermezler. Bu nedenle, kadınların meme
kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını uygulamaları
çok önemlidir. Meme kanserine erken evreda tanı konması, tedavi
seçeneklerinin sayısını, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma
şansını önemli oranda arttırır. Erken tanı için temelde önerilen
birbirlerini tamamlayıcı üç yöntem vardır;
Kişisel (Kendi kendine yapılan) göğüs kontrolleri
Klinik (Doktor tarafından yapılan) göğüs kontrolleri
Mamografi
Normal de doktorlar 20 yaşından sonra her ay kişisel göğüs kontrollerinin
yapılmasını, kırk yaşından sonrada yılda bir kez olmak üzere klinik göğüs
kontrollerini ve mamografiyi önermektedirler. Ancak daha sonraki
mamogramlarınıza referans olması için otuzlu yaşlarınızda en azından bir
mamografi çektirerek saklamanız önerilir Aile tarihçesi, ırk, ilk adet
yaşı, çocuk sayısı gibi pek çok faktör kadınların meme kanseri için yüksek
risk taşıyıp taşımadığını belirler.
Aşağıdaki sorulara verilen cevaplar meme kanseri
riskinin belirlenmesine yardımcı olabilir.
İlk âdetinizi 12 yaşından önce mi gördünüz?
İlk çocuğunuza 30 yaşından önce mi sahip oldunuz?
Anneniz veya varsa kız kardeşiniz meme kanseri hastası mı?
Meme kanseri olmuş kızınız var mı?
Daha önce hiç göğüs biyopsisi yaptırdınız mı?
Bu biyopsilerinizin sonucunda kanser öncesi hücrelere rastlandı mı?
Bu biyopsilerinizin sonucunda erken (yayılmamış) kansere rastlandı mı?
Aşağıda temel risk kategorileri ve temel risk
kategorisi olduğu düşünülen bazı risk faktörleri yer almaktadır.
Yaş
Genetik
Kişisel tarihçe
Aile tarihçesi
Biyopsi sonucu habis olmayan oluşumlar tespit edilmesi
Adet görmeye başlama yaşı
Gecikmiş doğum
Alkol
Sigara
Yemek alışkanlıkları
Kilo
Önceki radyoterapiler
Hormon tamamlayıcı tedavi (HRT)
Evreler (Evrelar)
TNM Evreleme Sistemi:
Kanserin evrelendirilmesi amacı ile TNM sistemi geliştirilmiştir. Burada T
tümörün boyutunu, N lenf benzlerinin durumunu ve M ise kanserin
metastaz(sıçrama) yapıp yapmadığını belirtir.
Kanser Evrelerinin Numaralar İle Belirlenmesi:
Kanserin evresini, tümörün boyu ve kanserin yayılımı tanımlar.
Evrelendirme sisteminde Evre 0 ile 4 arasında bir rakam ile belirtilir.
Evre 0: Aynı zamanda 'in-situ' olarak da adlandırılırr. Evre 0, olan
kanserler yerlerinde kalmış ve çevre dokulara sıçramamış kanserlerdir.
Klinik kontrollerde tanısı konan kanserlerin yaklaşık olarak %15 ila
%20'si Evre 0 kanserlerdir. Evre 0 kanserler oluştukları yerlere göre
ikiye ayrılırlar, eğer süt bezlerinde (lobes) oluşmuşlarsa Lobular
carcinoma in situ yada kısaca LCIS, eğer süt kanallarında oluşmuşlarsa
ductal carcinoma in situ yada kısaca DCIS olarak adlandırılırlar.
Evre1 : Orijinal tümör 2cm yada daha küçüktür ve kanser lenf bezlerine
sıçramamıştır. Evre1 kanser tedavisi için genellikle izlenen iki yöntem
vardır.
Meme koruyucu tedavi: lumpektomi (kanserli kitlenin etrafında bir parça
sağlıklı göğüs dokusu ile birlikte alınması) ve koltuk altı lenf
bezlerinin alınmasını takip eden radyasyon tedavisi yapılır. Gerekiyorsa
kemoterapi veya hormonoterapiler eklenir.
Veya mastektomi (kanserin bulunduğu göğsün alınması operasyonu) ve koltuk
altı lenf bezlerinin çıkarılması önerilir.
Evre (Stage) IIA: Orjinal tümör 2 ila 5 cm arasındadır, ve lenf bezlerine
sıçramamıştır.
Evre IIB: Orijinal tümör 2 ila 5 cm arasındadır ve koltuk altı lenf
bezlerine sıçramıştır, yada orijinal tümör 5 cm den daha büyüktür ve
koltuk altı lenf bezlerine sıçramamıştır.
Evre II için genelde uygulanan tedavi şekli Evre I ile aynıdır (lumpektomi
ve koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması yada mastektomi), ancak eğer
tümör büyükse yada lenf bezlerine sıçramışsa kemoterapi, hormonoterapi ve
radyasyon tedavisinin tamamlayıcı olarak önerilmesi daha yaygındır
Evre (Stage) IIIA: Orijinal tümör koltuk altı lenf bezlerine ve göğüs dışı
dokulara sıçramıştır. Evre IIA meme kanseri için standart tedavi
mastektomidir ve sonrasında bazı durumlarda göğsün yeniden yapılmasını
hedefleyen estetik operasyonlar yapılabilir. Tümörün sağlıklı göğüs
dokusundan bir kesim ile ayrılabilmesinin olası olduğu durumlarda,
lampektomi de yapılabilir. Operasyon sonrasında genelde radyasyon tedavisi
ve sistematik tedavi olarak kemoterapi ve hormon tedavisi uygulanır. Eğer
tümör çok büyükse, operasyon öncesinde tümörün boyunun küçültülmesi
amacıyla kemoterapi uygulanabilir, bu tip kemoterapi uygulamalarına
neoadjuvant kemoterapi denir. Bazı durumlarda neoadjuvant kemoterapiye
yardımcı olması amacıyla operasyon öncesi hormon tedavisi de uygulanır.
Evre (Stage) IIIB: Orijinal tümörün boyutuna bakılmaksızın, tümörün
kendisini göğüs duvarına bağladığı ve göğüs lenf bezlerine sıçradığı
durumlarda kanser Evre IIIB olarak adlandırılır. Evre IIIB meme kanserinin
standart tedavisi genellikle neoadjuvant kemoterapi ile başlar. Orijinal
tümörün boyunun istenen oranda küçülmesi ile birlikte, lampektomi veya
mastektomi yapılır. Operasyon sonrası uygulanan standart tedavi ise,
radyasyon tedavisi, kemoterapi ve hormon tedavisidir.
Evre (Stage) IV: Kanser göğüs dışına vücudun diğer bölümlerine (kemikler,
akciğer, karaciğer yada beyin gibi) sıçramıştır. Evre IV meme kanserinin
tedavisinde temel amaç yaşam süresini ve kalitesini arttırmak ve hastanın
şikâyetlerini gidermektir. Tedavide genelde kemoterapi ve hormon tedavisi
gibi tüm vücudu etkileyen sistematik tedaviler uygulanır. Hastanın
şikâyetlerinin azaltılması amacı ile bazı durumlarda mastektomi de
önerilebilir.
Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Batı toplumlarında
her 9 kadından birinin meme kanseri geliştirme riski vardır. Bu
kanserlerin çoğunluğu sporadik olmakla birlikte hastaların %10’unda kanser
otozomal dominant geçişli kalıtsal bir nedene bağlıdır. Kalıtsal meme
kanserlerinin önemli bir çoğunluğu BRCA1 ve BRCA2 genlerinden birini
etkileyen bir mutasyona bağlıdır. Nadir durumlarda p53 geninin kalıtsal
mutasyonu Li-Fraumeni sendromu kapsamında meme kanserine yol açabilir (p53
incelemeleri için bkz. p53 Tümör Baskılayıcı Geni.
BRCA1 genindeki mutasyonlar kalıtsal meme kanserlerinin %40-60’ından, over
tümörü ile beraber olan kalıtsal meme kanserlerinin yaklaşık %80’inden
sorumludurlar. BRCA2 geni kalıtsal meme kanserlerinin %30-40’ından
sorumludur. BRCA2 mutasyonu taşıyan bireylerin over tümörü geliştirme
riski BRCA1 mutasyonu taşıyanlara kıyasla daha düşüktür. Ayrıca erkeklerde
gelişen kalıtsal meme kanserlerin BRCA2 mutasyonlarına bağlı olarak
geliştiği yayınlanmıştır. BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonlar otozomal
dominant kalıtılır, bu nedenle mutasyon taşıyan bireylerin çocuklarına
bunu aktarma riski %50’dir.
BRCA1 mutasyon taşıyan kadınların 60 yaşına geldiklerinde meme kanseri
geliştirme riski yaklaşık %85, over tümörü riski ise yaklaşık %55’dir.
BRCA2 mutasyonu taşıyan kadınların meme kanseri geliştirme riski BRCA1
mutasyonu taşıyıcıları ile benzer düzeydedir ancak over kanseri geliştirme
riski daha düşüktür.
BRCA1 ve BRCA2 genleri çok büyük genler olduğu için mutasyon analizi zaman
alıcı ve masraflıdır. Ancak kesin sonuç elde etmek için olası bir
mutasyonun DNA dizi analizi ile belirlenmesi gerekir. Alternatif olarak
bağlantı (linkage) testi kullanılabilir. Bağlantı analizi için ailenin bir
çok bireyinden periferik kan örneği gerekmektedir. Ayrıca bağlantı analizi
mutasyonu tam olarak belirleyemediği için yanlış yorumlanma riski taşır.
Bu nedenle BilGen’de sadece mutasyon analizi yöntemi kullanılmaktadır.
Başvuru Nedenleri
Semptomatik tanı
Ailesinde biri premenapozal olmak üzere en az iki meme ve/veya over
kanseri öyküsü olan hastalar,
Bilateral (çift taraflı) tutulum gösteren meme kanseri hastaları.
Presemptomatik tanı
Presemptomatik tanı genellikle kendisinde mutasyon bulunmuş bir hastanın
risk altındaki akrabaları için uygulanır. Bu sayede riski bulunmayan
bireylerin kontrolları genel topluma uygulanan sıklığa indirilebilir, risk
saptanmış olan bireylerin ise klinik takiplerinin düzenli şekilde
yapılması zorunluluğu ortaya çıkar. Bu amaçla klinisyen tarafından
koruyucu ya da erken tanı amaçlı girişimler düşünülebilir. BRCA1 veya
BRCA2 mutasyonu bilinmeyen ailelerde, hasta olmayan bireylerde doğrudan
yapılacak analiz sonuçlarının yorumlanması zordur ve bu nedenle böyle
durumlarda presemptomatik tanı incelemesinin bireye bir yararı olmayacağı
kanısındayız.
Test
Mutasyon analizleri kan örnekleri üzerinde yapılır. İlk aşamada BRCA1 ve
BRCA2 genleri PCR ile çoğaltılıp heterodupleks analiziyle incelenir ve
mutasyon taşıyan bölge saptanır. İkinci aşamada ilgili gen bölgesi
otomatik DNA dizi analizi ile incelenir. Bazı durumlarda belirlenen
mutasyonların polimorfizmlerden ayırt edilmesi gerekebilir. Bu durumda
hastanın tümörlü dokusunda allel kaybı olup olmadığının incelenmesi
yararlı olabilir.
Ailesel meme kanserinin moleküler tanısı, sonuçları açısından ilgili
bireyleri psikolojik olarak olumsuz durumlara itebilmesi nedeniyle genetik
hastalıklar arasında özel bir durum arzetmektedir. Bu nedenle moleküler
tanı testi yapılmadan önce test adaylarının genetik tanının doğurabileceği
bireysel sorunlar konusunda yetkili uzmanlar tarafından kapsamlı olarak
bilgilendirilmelidir. BilGen, yukarıda sözü edilen ön çalışmaların
yapıldığının belgelendirilmediği durumlarda Ailesel meme kanseri moleküler
tanı testi isteklerini yerine getirmeyecektir.
Doğruluk
BRCA1 ve BRCA2 genleri dizi analizi yapılarak mutasyonların %90-95’i
tespit edilebilir.
Gereksinim Duyulan Örnek
Mutasyon analizi için hasta bireylerden periferik kan (iki adet 5 ml’lik
steril EDTA’lı tüpe - eflatun kapaklı) örneği alınır. Yukarıda
belirtildiği gibi hasta bireylerin tümör DNA’larının da incelenmesi
yararlı olabilir. Bu nedenle mümkün olduğu takdirde 0.5x0.5x0.5 cm
boyutlarında taze tümör dokusu ya da parafin blokları da gönderilmelidir.
Taze tümör materyali steril şartlarda alındıktan sonra içinde %0.9’luk
serum fizyolojik bulunan steril ve kapaklı bir tüpe konup 24 saat
(tercihen ilk üç saat) içinde (+)4°’de BilGen’e ulaştırılmalıdır.
Ailesel meme kanseri riski taşıyan aile bireylerinden iki adet 5 ml’lik
steril EDTA’lı tüpe (eflatun kapaklı) periferik kan örneği alınmalıdır.
Meme Kanseri
Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan
oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda
tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli
yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.
Meme Kanseri Risk Faktörleri Nedir?
Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü
biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini
taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez.
Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine
yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler
de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların
yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk
faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.
Günümüzde erken tanı sayesinde tedavi edilebilir hastalıklar grubuna giren
meme kanseri, tüm gelişmelere rağmen kadınlar tarafından yeterince
tanınmadığından hala en çok korkulan hastalıkların başında gelir.
Memede hissedilen her sertlik kanser değildir. Göğsünde sertlik olan her
10-11 kadından sadece birinde meme kanseri saptanmaktadır. Toplumda
yaklaşık 100 kadından 13'ünde meme kanseri görülmektedir. Meme kanserinin
en sık saptandığı yaşlar 35-55 yaş grubudur.
Riski azaltma yolları
Dengeli beslenmek ve aşırı kilodan korunmak
Alkol alımına dikkat etmek
30 yaşından önce doğum yapmak
Emzirmek
Stresi kontrol etmek
Spor yapmak
Düzenli doktor muayenesinden geçip tetkikleri yaptırmak
Kendi kendine muayene şart
En hızlı yayılan tür olan meme kanseri, Türkiye'de her yıl 30 bin kadının
baş belası oluyor. Doktorlar 'kadınlar meme kanserine karşı kendilerini
muayene etmeli' diyor.
Kanser türleri arasında dünyada ve Türkiye'de yayılma hızı en yüksek olanı
meme kanseri. Kırk yıl önce yirmi kadından birinde görülen meme kanseri,
günümüzde sekiz kadından birinin baş belası oluyor. Buna karşılık rahim
kanserleri ise etkisini iyice kaybetti. Bu kanser türünden ölüm artık
neredeyse sıfırlandı. Bunun nedeni erken teşhis. Türkiye'de her yıl 30 bin
kadının yakalandığı meme kanserini erken teşhis etmenin ipuçları var. Meme
Vakfı'nın kurucusu ve başkanı Prof. Dr. Can Gürbüz, "Meme kanserine
yakalanmayı önleyen bir yöntem yok, buna karşı en önemli silah erken
teşhis, mamagrofi, ve kendi kendine muayene" diyor.
20 Yaşını Aşmış Her Kadın Kendini Muayene Etmeli
Prof. Dr. Can Gürbüz, meme kanserinde en önemli risk faktörünün yaş
olduğunu belirtiyor. Yaşı ellinin üzerinde olan kadınlarda meme kanseri
görülme sıklığının, yaşı ellinin altında olan kadınlardan 4 kat daha fazla
olduğunu belirten Dr. Gürbüz, "Adet görmeye erken başlanması, menopoza geç
girilmesi, 30 yaşından sonra doğum yapılması, östrojen hormonu tedavisi,
doğum kontrol hapları, alkol, şişmanlık ve yağlı beslenme, meme kanseri
risk faktörleri arasındadır.
Tüm bu risk faktörlerine karşın; şişmanlığın azaltılması, alkolün dozunda
alınması, spor ve sebze- meyvenin bol tüketilmesi gibi basit önlemlerle
meme kanseri riski %30-40 oranında azaltılabilmektedir" diye konuşuyor.
Prof. Gürbüz erken tanı için kadına önemli görev düştüğünü söylüyor.
"Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, adet bitimini takip eden günlerde kendi
kendini muayene etmeli, bu muayeneler sırasında meme dokusunda farklılık
olup olmadığı araştırılmalı, bir değişiklik saptanmasa bile yirmi yaşından
itibaren her üç yılda bir muayeneye gitmeliler" diyen Gürbüz, "Kırk yaşını
geçen kadınlar her yıl bir doktor tarafından muayene edilmeli ve iki yıl
arayla mamografi çektirmeli. Elli yaşından itibaren ise her yıl mamografi
çektirmeli" tavsiyesinde bulunuyor.
Kansere çare genetik bilimde
5-8 Haziran tarihleri arasında New Orleans'ta düzenlenen 41. ASCO
(Amerikan Kilinik Onkoloji Derneği) Toplantısı'na katılan onkologlardan
biri olan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr.
Fuat Demirelli, "Toplantıdan çıkan sonuç kanser tedavisinin genetikte
gizli olduğudur' diye konuşuyor. Günümüz tıbbında kullanılan hiçbir
tedavinin birbirinden çok üstün taraflarının olmadığını savunan Demirelli,
"Son birkaç yıldır genel eğilim, kanser hücresinin kontrolsüz
çoğalmasındaki mekanizma bozulmasını tespit etmeye yönelik, yani genetiğe
yönelik. Kanser hücresi olduğu yerde duracak, ilerlemeyecek, çoğalmayacak"
diye konuşuyor.
Meme Kanseri Terimi Bitecek
Genetik tedavi yönündeki adımların hızlandığını anlatan Prof. Demirelli,
"Bir miligramlık tümör dokusunun içinde bine yakın genin ne durumda olduğu
görüyorsunuz. Eminim ki on yıl sonra meme kanseri diye bir terim
kullanmayacağız. Şu nedene bağlı olarak gelişmiş A tipi meme kanseri, bu
genlerin aşırı çalışmasına bağlı olarak gelişmiş B tipi meme kanseri
diyeceğiz" şeklinde konuşuyor.
Meme kanseri kadınlarda sık görülen, öldürücü bir kanser türüdür.
Her 8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine
yakalanacağı bildirilmektedir. Her kadının hayatı boyunca meme kanserine
yakalanma riski vardır.Kadın yaşlandıkça, riski daha da artar. Meme
kanseri, yayılmadan önce, erken tesbit edilirse,hasta %96 yaşam şansına
sahiptir. Her yıl 44000'de bir kadın meme kanserinden ölmektedir.
Meme kanserine karşı en iyi koruyucu yöntem erken teşhisdir.
Meme kanserinin birçok tipi vardır. En sık rastlanan duktal karsinoma,
memenin süt kanallarında başlar. Meme kanseri memenin dışına yayıldığında
koltuk altındaki lenfatik nodüller en sık görülen yayılım yerleridir.
Kanser hücreleri memenin diğer Lenf Nodlarına, Kemiğe, Karaciğer ve
Akciğere yayılabilir. Her kadın meme kanseri gelişme riskine sahiptir.
Gerçekte meme kanseri gelişen kadınların çoğunda risk faktörleri belli
değildir.
Meme kanseri riskini arttıran faktörler [değiştir]
50 yaş üzerindeyseniz
Yakın akrabalardan biri meme kanseriyse, (anne veya kızkardeş meme kanseri
ise, 2-3 misli daha fazla)
Daha önceden diğer memenizde kanser tespit edilmişse
Adet görmeye 12 yaşından önce başlamış iseniz
Hiç gebe kalmamışsanız
Adet görmeniz 50 yaşından sonra da devam ediyor ise
Araştırmalar, meme hücreleri içerisinde, meme kanser riskini artıran bazı
genler olduğunu göstermektedirler. Genetik değişiklikler, aileden (herediter)
olabilir veya hayat boyu gelişebilirler. Meme kanseri genellikle tek bir
hücrede başlar. Günümüzde meme kanserinin nedeni ve nasıl gelişim
göstereceği tam olarak bilinmemektedir.
Meme kanseri kompleks bir hastalıktır. Her vaka birbirinin aynısı
değildir. Meme kanserinin içinde bulunduğu evreye "stage" denir. Gerçek
stage'in bilinmesi, doktorun tedavi planını yapmasını sağlayacaktır.
Hayatınızda meme kanserine sebep olacak herhangi bir yanlış yapmamış
olsanızda başınıza bu hastalık gelebilir.
Meme kanseri bulaşıcı değildir, başka bir hastadan size bulaşmaz.
Meme kanseri, stresle veya memeye travmayla (darbeyle) meydana gelmez.
Meme kanseri gelişen çoğu kadının risk faktörü veya ailesinde hastalığa
ait bir hikaye yoktur.
"Meme Kanseri" konusunda sorular, yanıtlar...
Meme kanseri, pek çok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de, kadınlarda sık
görülen kanserlerden biridir. Kadınlarda kanser nedeniyle olan ölümlerin
önemli bir kısmının da nedeni meme kanseridir.
Ne kadar sıktır?
Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan istatistiklere göre, 1994 yılında,
Amerika'da 46 bin kadının bu kanser nedeniyle öldüğü bildirilmektedir. Her
sekiz-on kadından birinde meme kanseri görüleceği ve bunların da yaklaşık
üçte birinin meme kanserinden öleceği hesaplanmaktadır. Ülkemiz için
görülme sıklığının biraz daha düşük olduğu tahmin edilmektedir.
Erken tanı konmasının yararı var mı?
Meme kanserinin bazı tipleri, erken tanındıklarında çok iyi biçimde tedavi
edilebilmektedir. Dolayısıyla, hem hastaların hem doktorların bu kanseri
olabildiğince erken tanımak için elden gelen gayreti göstermeleri gerekir.
Meme kanserinin bütün türleri aynı derecede mi kötüdür?
Meme kanserinin değişik türleri vardır. Bunların tedavileri ve hasta
üzerindeki etkileri de farklı olabilmektedir. En iyi sonuçlar, küçük ve
çevreye yayılmamış kanserlerde alınmaktadır.
Meme kanseri açısından hangi riskleri taşıyorum?
Annenizde, kızkardeşinizde veya teyzenizde meme kanseri varsa, sizin için
de risk yüksektir. Bunlardan birinde kanser olması, sizin meme kanseri
olma riskinizi iki kat artırır. İki yakınınızda meme kanseri varsa, risk 3
katına çıkar.
Diğer risk faktörleri şunlardır: Adetlerin küçük yaşta başlaması, çocuksuz
olma veya ileri yaşlarda çocuk doğurma, Ayrıca, daha az da olsa; sigara
kullanımının, aşırı yağlı yemekler ve şişmanlığın da riski artırdığı
düşünülmektedir.
Ne yapabilirim?
Kanserlerin küçükken yakalanmalarını sağlayan üç önemli yöntem
vardır:
Kişinin kendi memesini muayene etmesi.
Doktor muayenesi
Mammografi
Kişinin kendi memesini muayene etmesi
Bir kadının kendi kendine yapabileceği en önemli muayenedir. Her ay
yapılması önerilmektedir. Ortam, rahat ve ılık olmalı, muayene sırasında
tüm ayrıntılara dikkat edilmelidir.
Fibrokistik hastalık / Memelerde yumrular olması
Pek çok kadın memesini muayene ettiğinde yumrularla karşılaşır. Bu nedenle
telaşlanan, ü zülenler de olabilir. Bu yüzden, her kadının kendi
memesindeki bu "normal" sertliklerin yerlerini ve kıvamlarını iyi bilmesi
gerekir. Eğer "her zamankinden farklı" bir sertlik hissederseniz, mutlaka
bir uzman doktora görünmelisiniz. Meme kanserlerinin önemli bir bölümü,
ilk kez, kendi kendini muayene sırasında dikati çeker. Erken tanı, daha
sonra ortaya çıkabilecek sorunları azaltabilir; hastanın yaşam süresine de
katkıda bulunabilir. Bir kitlenin küçük iken saptanması, tedavinin de daha
kolay ve hasta açısından daha kolay kabul edilebilir nitelikte olmasını
sağlayabilir.
Kendi mememi, ne zaman muayene etmeliyim?
Çoğu uzman, kadınların adet görmelerinden bir hafta sonra bu muayeneyi
yapmalarını önermektedir. Doğum kontrol hapı kullananlar ise, hapa
başladıktan sonraki ilk hafta içinde muayenelerini yapmalıdırlar. Diğer
zamanlarda memelerdeki normal yapılar ve kistler daha irileşebilirler. Bu
hem akıl karıştırıcı olur, hem de muayene ağrılı olabileceği için rahatsız
edici hale gelebilir. Öte yandan, memeleri hiç muayene etmemektense, ayın
her hangi bir günü muayene etmek elbette çok daha iyidir.
Kendi mememi nasıl muayene edebilirim?
Aşağıda yaygın bir muayene yöntemi bulacaksınız:
Önce, rahat ve ılık bir yerde sırtüstü uzanın. Sol kolunuzu kaldırıp, sol
elinizi başınızın altına koyun. Sağ elinizle sol memenizi aşağıdaki
biçimde muayene etmeye başlayın.
Göğüs kafesinizin ön yüzünde, sağda ve solda iki dikdörtgen olduğunu
düşünün. Memeleriniz bu dikdörtgenlerin ortasında olsunlar.
Diktörtgenlerin birer köşeleri koltukaltınızda olacaktır. (Memenin
koltukaltına yakın kısımlarını muayene ederken özellikle dikkatli olun;
meme kanserleri en çok burada bulunmaktadır).
İki-üç parmağınızı birleştirerek, sol koltukaltınızdan aşağı doğru
dikdörtgenin dış kenarı boyunca inin. Alttaki köşeye ulaşınca,
parmaklarınızı 2-3 cm kadar içe doğru çekip bu defa yukarı doğru çıkın.
Köprücük kemiğine (sağdaki dikdörtgenin üst kenarına) geldiğinizde yine
2-3 cm içe gelip aşağı doğru inin. Tüm memeyi muayene edene kadar bunu
sürdürün.
Sağ memeyi sol elle, sol memeyi sağ elle muayene etmeniz gerektiğini
unutmayın. Muayene sırasında, parmaklarınızın ucuyla 1-2 cm çapında
daireler çizecek hareketler yapın. Elinizi değişik derecelerde bastırarak
deriyi, memeyi ve alttaki göğüs kafesi kemiklerini ayrı ayrı hissetmeye
çalışın.
Size şüpheli gelen sertliklerin yerlerini unutmayın. Bunların çoğunun
"normal" olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Şüpheniz devam ediyorsa, uzman
bir doktora danışın. Kendi kendinizi düzenli olarak muayene etmek sizi
rahatlatacak ve bir güven duygusu sağlayacaktır.
Memenin doktor tarafından muayenesi
Bu muayenenin hiç değilse yılda bir kez yapılması gerekmektedir. Muayene
sırasında, kendi kendinizi nasıl daha iyi muayene edebileceğinizi de
sorabilir ve şüpheli bulduğunuz sertlikler konusunda doktorun
değerlendirmesini öğrenebilirsiniz. Bu, çoğu kez sizi rahatlatacaktır.
Memede kistler olduğunda doktor, adetinizden sonraki hafta içinde yeniden
muayeneye gelmenizi isteyebilir. Bir sertliğin ne zamandır orada olduğu
sorulabilir; bu yüzden, kendi kendinizi muayene ederken elinize gelen bir
sertlik bulduğunuzda, tarihi bir yere kaydetmeniz yararlı olacaktır.
Bazen, doktor, daha emin olmak için sizi birkaç hafta veya ay içinde
yeniden muayene etmek isteyebilir veya mamografinin gerekli olduğunu
söyleyebilir.
Mammografi nedir?
Meme kanserinin erken yakalanmasında sizin ve doktorunuzun yaptığı
muayenelere katkı sağlayan ç ok değerli bir radyolojik inceleme
yöntemidir. Elli yaşın üzerindeki kadınlarda her yıl mammografi
çekilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir.
Kırk-elli yaşlarında mammografinin ne derecede gerekli olduğu tartışmalı
olmakla birlikte, bu dönemde hiç değilse iki yılda bir mammografi
çekilmesinin yararlı olduğunu söyleyenler bulunmaktadır. Bu incelemelerin
tüm amacı, kanserleri bazen elle muayenede bile farkedilemeyecek kadar
küçükken yakalayabilmektir. Mammografi, hasta veya doktorun eline
"anormal" bir sertlik geldiğinde de istenir.
Mammografi ile tüm kanserlerin mutlaka yakalanabileceği zannedilmemelidir.
Kişinin kendi memesini muayenesi, doktor muayenesi ve mammografi, kanseri
yakalamak için hep birlikte başvurulması gereken yöntemlerdir.
Meme biyopsileri niye yapılır?
Memesinde sertlik bulunan pek çok kadında biyopsi gündeme gelir. En basit
yöntem, ince bir iğne kullanılarak şüphe edilen sertlikten örnek almaktır.
Bu bir kist ise, işlem sırasında kist sıvısının gelmesi ile hem sertlik
kaybolur hem de hasta rahatlar. Kanserlerin kist halinde olması olasılığı
çok düşüktür. Alınan sıvı veya hücreler, patoloji uzmanı tarafından
incelenir ve bu örnekte kanser olup olmadığını belirten bir rapor
düzenlenir. İğne ile örnek alma, genellikle acısız bir işlemdir; memenin
veya hastanın uyuşturulmasına gerek duyulmaz.
Daha geniş kapsamlı bir işlem olan eksizyonel biyopside, ele gelen
sertliğin tümü veya bir kısmı cerrah tarafından çıkartılır. Bu işlem için
yalnızca memenin uyuşturulması yeterli olabileceği gibi, genel anesteziye
de başvurulabilir. Çıkarılan dokunun patoloji uzmanı tarafında mikroskop
altında incelenmesiyle en kesin tanının konulması mümkün olur.
ÖZET
Meme kanseri, hemen her 8 kadından birinde görülecek denli sıktır.
Kendi kendini muayene, doktor muayenesi ve mammografi; sonucu önemli
derecede etkileyebilir. Çoğu durumda, bu hastalığın kökünü kazıyabilme
olasılığı bulunmaktadır ve hem erken tanıyı hem erken tedaviyi sağlamak
için, çaba
Meme Kanseri Hakkında Merak Ettikleriniz
Kimler Daha Fazla Meme Kanseri Riski Taşıyor?
Kadınların korkulu rüyası olan ‘meme kanseri’nin görülme sıklığı her geçen
gün artıyor. Bazı kadınların diğer kadınlara göre daha fazla risk
taşıdığını belirten Memorial Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç.Dr.
Gürsel Soybir, kimlerin daha fazla risk altında olduğunu anlattı.
- Daha önce memede kansere öncü sayılabilecek bir lezyonun bulunmuş olması
- Genetik olarak meme kanseri gelişimine yatkın genleri taşımak
- Ailesinde veya akrabalarında meme kanseri gelişmiş olması
- Uzun süreli doğum kontrol haplarının kullanılması
- Menopoz sonrası dönemde uzun süreli ve yüksek dozlarda östrojen
replasman tedavisi yapılması
- Çocukluk veya gençlik çağında başka bir nedenle göğüs bölgesinin
ışınlanmış olması
- Adet başlama yaşının erken, adetten kesilme yaşının geç olması
- Hiç doğum yapılmaması veya ilk doğumunu 30 yaşından sonra yapılması
- İlerlemiş yaş. Meme kanseri en sık 50-65 yaşları arasında görülüyor
- Aşırı yağlı gıdalarla beslenme
- Mamografi taramalarında yoğun meme saptanması
- Yumurtalık ya da rahim kanseri hikayesi olması
- Elektromanyetik alanlara ve radyasyona sürekli maruz kalmak
Meme kanserinin belirtileri nelerdir?
1- Memede şişlik olması. Genellikle ağrısız, sertçe, hareket ettirilebilen
veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen kitle varlığı
2- Memenin genel olarak boyutunda veya şeklinde oluşan değişik olması
3- Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru
çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi noktasal
çekintiler şeklinde değişikliklerin meydana gelmesi
4- Meme başı ve çevresinde renk ve şekil değişikliği, meme başında
genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar
oluşması, yaralar çıkması
5- Meme başından gelen kanlı veya kansız akıntı
6- Koltuk altında görülebilen veya elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız
şişliklerin varlığı
Meme kanser riskiniz nedir? (TEST EDİN)
1- İlk adetinizi görme yaşınız kaçtır?
A) 11 yaşından sonra
B) 11 yaşından önce
2- Menapoza girme yaşınız kaçtır?
A) 55 yaşından önce
B) 55 yaşından sonra
3- İlk doğum yaşınız kaçtır?
A) 30 yaşından önce
B) 30 yaşından sonra veya hiç doğum yapmamış iseniz
4- Uzun süre doğum kontrol hapı kullandınız mı?
A) 3 yıldan daha az süreli kullanmış iseniz
B) 3 yıl ve daha uzun süre kullanmış iseniz
5- Uzak akrabalarınızda 1 veya 2 tane meme kanseri var mıdır?
A) Yok
C) Var
6- 1 tane yakın akrabanızda (anne, kız kardeş, çocuk) akrabanızda meme
kanseri var mı?
A) Yok
D) Var
7- Birden fazla yakın akrabanızda meme ya da yumurtalık kanseri var mıdır?
A) Yok
E) Var
8- Yakın akrabalarınızda iki taraflı veya genç yaşta (40 yaşın altında)
gelişen meme kanseri var mıdır?
A) Yok
E) Var
Puanlama: A :0 puan, B : 1 Puan, C : 5 puan, D: 10 puan, E: 20 Puan
Değerlendirme:
0 Puan: Bir risk faktörünüz yok. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma
oranınız %10 civarında. Standart tarama programına giriniz.
1-4 Puan: Hafif risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma
riskiniz %10-15 arasında. Standart tarama programına giriniz.
5-9 Puan: Orta dereceli risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine
yakalanma oranınız %10-20 arasında. Standart tarama programına giriniz.
10-19 Puan: Yüksek risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma
oranınız %20 nin üzerinde. Özel tarama ve takip programına ihtiyacınız
var.
20-59 Puan: Oldukça yüksek bir risk grubundasınız. Yaşam boyu meme
kanserine yakalanma oranınız %20-85 arası. Özel tarama ve takip programına
ihtiyacınız var.
Bu testi arkadaşlarınıza da tavsiye etmek için
tıklayın
Meme kanseri gelişme riski nasıl azaltılır?
1- Her ay memelerinizi kendiniz muayene ediniz.
2- Varsa risk faktörlerinizi belirleyiniz. Eğer bir risk faktörünüz varsa
hangi periyotla nasıl takip edileceğinizi öğreniniz.
3- Yılda bir kere meme hastalıkları ile uğraşan bir cerraha muayene
olunuz.
4- 40 yaşından sonra 2 yılda bir kez, 50 yaşından sonra her yıl düzenli
mamografi çektiriniz.
5- Olabildiğince ideal kilonuzu korumaya çalışınız. Lifli gıdalar, bol
sebze ve meyveye ağırlık veriniz.
6- Düzenli spor yapınız.
7- Sigara içmeyiniz, aşırı alkollü içkiden kaçınınız.
MEME KANSERİ NEDİR ?
Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan
oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda
tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli
yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.
MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR ?
Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü
biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini
taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez.
Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine
yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler
de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların
yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk
faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.
Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri kısaca şu şekilde
sayabiliriz;
Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan
kadınların % 70’i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50 yaş
üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın
altında olan kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu nedenle, 50 yaş
üzerindeki her kadın, mutlaka yılda bir defa hekime baş vurarak muayene
olmalı ve mamografi dediğimiz meme filmini çektirmelidir.
Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi
olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı normal kadınlara
göre 3-4 kat daha fazladır.
Ailede meme kanseri hikayesi: Aile yakınları arasında meme kanserine
yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı, diğer kadınlara
göre daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine
yakalanan bir kadının, meme kanserine yakalanma riski, diğer kadınlardan
2- 5 kat daha fazladır. Bu kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir. Bu
şekilde sorunları olan kadınlar, meme kanseri genetik danışmanlığının
yapıldığı kliniklere baş vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir.
Eğer aile geçiş riski yüksek bulunursa, genetik testi yaptırmalıdırlar.
Vakfımız polikliniğinde bu hizmet verilmektedir.
Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir kitle nedeni ile
biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir. Bazı kanser
olmayan iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini değişik
oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel yapısına göre değişir.
Örneğin, yapılan bir biopside, çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi
sonucu atipik hiperplazi tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu
bir tümördür), meme kanseri gelişme oranı normal kadınlara göre daha
fazladır.
Fertil çağ süresi: Adet görmeye erken başlanması, menepoza geç girilmesi,
fertil cağı uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen hormonu
etkisi altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski artmaktadır. Erken
menopoza giren kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri
riski önemli ölçüde azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet görmeye devam
eden kadınlarda, meme kanserine yakalanma riski az da olsa artmaktadır.
Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30
yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranı 20 yaşından
önce doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk
hafif yükselmektedir
Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek
olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha fazladır. Bu ailelerin
kızları daha iyi beslendikleri için daha erken gelişmekte ve erken yaşta
adet görmeye başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve
iş nedeni ile daha geç evlenmekte ve daha geç çocuk sahibi olmaktadırlar.
Bu nedenlere bağlı olarak fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi
nedenler sebep olarak sayılabilir. Ayrıca bunların dışında başka faktörler
de rol almaktadır.
Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen
tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı
artmaktadır. Fakat, hormon tedavisi almayan kadınlarda da, kalp
hastalıklarında ve osteoporoz gibi sorunlarda artış ortaya çıkmaktadır. Bu
nedenle, menopoz yakınmalarının azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi
önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim kontrolu altında yapılmalıdır.
Doğum kontrol hapı kullanılması: Bu konuda farklı görüşler olmakla
birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri sürülmektedir. On yıl önce
doğum kontrol hapını bırakmış olan kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan
kalkmaktadır.
Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre
risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir
kadının meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha
fazladır. Alkol alımının günde bir kadeh ile sınırlandırılması
önerilmektedir.
Sigara: Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir. Fakat, genel sağlığı
etkilediğinden dolayı bırakılması önerilmektedir. Şişmanlık ve yağlı
beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş üzerindeki
kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini artırdığı gözlenmiştir.
Özellikle, doymuş yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı
süt ürünlerinin fazla alınmasının bu riski artırdığı ileri sürülmüştür.
Kanserden ne zaman şüphelenmelisiniz?
MEME KANSERİ RİSKİ AZALTILABİLİR Mİ ?
Egzersiz: Yoğun egzersiz ve jimnastik yapan kadınlarda meme kanseri
riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu nedenle, tüm kadınlara önerilmektedir.
Beslenme:Meme kanseri ile beslenmenin önemli ilişkisi vardır. Sebze ve
meyveden zengin beslenme, ağır yağlı yiyeceklerden uzak durulması
önerilmektedir. Günlük gıda alımına C vitamini, betakaroten gibi
antioksidanların eklenmesinin koruyucu etkisi olduğu ileri sürülmektedir.
Kısaca,
şişmanlığın azaltılması,
alkol alınıyorsa bırakılması.
Hafif egzersiz yapılması(haftada 4 saat tempolu yürüyüş),
Sebze ve meyvenin bol tüketilmesi,
gibi basit önlemler ile meme kanseri riski % 30-40 oranında
azaltılabilmektedir.
MEME KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ ?
Henüz meme kanserini kesin önleyen bir yöntem henüz yoktur. Günümüzde
bilinen tek yöntem, erken tanıdır. Erken tanı sayesinde, meme kanserinin
getirdiği sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede hastalığın
toplumda yaptığı hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi ve kalitesi
önemli ölçüde arttırılabilir.
Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm, kadınların risk
durumlarına göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik protokollarının
uygulamasıdır.
MEME KANSERİ NASIL ERKEN TESPİT EDİLEBİLİR ?
Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk
faktörlerine göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında en başta
yaş gelmektedir. Daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesine rağmen, ilerleyen
yaş gruplarında bu risk artmaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaş gruplarında
erken teşhis için alınması gereken önlemler, daha erken yaş gruplarına
göre farklılık göstermektedir.
Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir döneminde kendi
kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayene sırasında meme dokusunda
farklılık olup olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit edilirse
derhal bir hekime baş vurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa bile, üç
yılda bir kez hekim tarafından muayene edilmelidirler.
Kırk yaşına gelen kadınların, kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek
olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri gereklidir.
Ayrıca her yıl veya iki yıl ara ile mamogrofiyi çektirmeleri gereklidir.
Elli yaşından sonra, kadınlar kendilerinin periyodik muayenelerine ve her
yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve mamografi dediğimiz meme
filmini her yıl çektirmelidir.
Kanseri yenmek
KADINLAR KENDİLERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR ?
Erken teşhis için her kadının ayın belirli bir günü kendisini muayene
etmesi gerekir. Her ay düzenli olarak kendisini muayene eden bir kadın,
memesinde ortaya çıkan bir kitleyi çok daha erken fark eder.
Kadınlara kendilerini muayene etmesini öğreten çeşitli kitap ve broşürler
var. Fakat bu çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Meme muayenesini öğreten
silikon meme kiti ve video filmleri bulunmaktadır. Vakfımızda meme
muayenesi eğitimi, bu araçlar ile seminerler şeklinde verilmektedir.
MUAYENE SIRASINDA FARK EDİLEBİLECEK DEĞİŞİKLİKLER NELERDİR?
Aşağıda değişiklikler fark edildiğinde, gecikmeden bir hekime baş
vurulmalıdır:
Memede iki haftadan uzun süre ele gelen sertlik veya kitle,
Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği,
Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması,
Memede veya meme başında içeri doğru çekinti olması,
Memenin şeklinde değişiklik,
Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik,
Meme başında ortaya çıkan akıntı.
MAMOGRAFİ NEDİR ?
Mamografi, düşük dozda çekilen bir meme rontgen filmidir. Memede, muayene
ile saptanamayacak kadar küçük anormalliklerin tespit edilmesi amacı ile
çekilir. Mamografinin gerçek değeri budur. Çünkü, bu sayede, hastalık
muayene ile tespit edilebilecek safhadan önce saptanır. Bu nedenle kesin
hayat kurtarıcıdır. Kırk yaşını geçen kadınlar her yıl veya iki yılda bir
mamografi çektirmeli ve her yıl uzman bir hekime meme muayenesi olmalıdır.
Elli yaşını geçen kadınlar ise her yıl mamografi çektirmeli ve hekime
muayene olmalıdır.
MAMOGRAFİ NE ZAMAN ÇEKTİRİLİR ?
Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında birkaç saniye hafifçe
sıkıştırılır. Bu nedenle memelerin en az hassas olduğu zamanda mamografi
çekilmesi, özellikle memeleri hassas kadınlara önerilmektedir. Adet
bitimini takip eden hafta, memelerin hassasiyetinin en az olduğu zamandır.
Ayrıca adet bitimini takip eden hafta, hormonal nedenlerle memelerin
şişliği en alt düzeydedir ve bu sırada daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu
sebeplerden dolayı herhangi özel bir durum olmadıkça, mamografi çekiminin,
adetin bitimini takip eden haftada yapılması önerilmektedir.
MAMOGRAFİ ÇEKTİRMEYE GİDERKEN NELERE DİKKAT ETMELİ ?
Mamografi çekilirken belden yukarısı çıplaktır. Bu nedenle çekime gelirken
iki parça elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede çekim sırasında belden üstü
kolaylıkla çıkartılabilir. Filmi etkileyebileceğinden, koltuk altlarına
deodorant, talk pudrası, losyon gibi şeyler sürülmemelidir.
MEMEDE BİR KİTLE TESPİT EDİLDİĞİNDE NE YAPILMALI?
Memede bir kitle tespit edilince bunun kanser mi, yoksa başka bir hastalık
mı olduğu araştırılmalıdır. Şunu önemle vurgulamak gerekir ki, memede
saptanan her kitle kanser değildir. Bu nedenle, memede şüpheli bir kitle
saptanınca, hemen korkup telaşlanmaya ve paniğe kapılmaya gerek yoktur.
Memede bir kitle saptandığında, bir hekime başvurarak daha ileri
tetkiklerin yapılması gereklidir.
MEME KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR ?
Son yıllarda meme kanseri tedavisinde oldukça önemli gelişmeler olmuştur.
Bir çok tedavi olanakları ortaya çıkmıştır. Bu olanaklar, önemli ölçüde,
hastalığın saptandığı safhaya göre değişir. Hastalık ne kadar erken
safhada saptanırsa tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.
Meme kanseri tedavisi, günümüzde, uzmanlardan oluşan ekiplerce
yapılmaktadır. Böyle bir ekip içinde cerrah, onkolog, radyasyon onkoloğu,
radyolog, patolog, psikolog, plastik cerrah, fizyoterapist gibi, tıbbın
değişik dallarından bir araya gelmiş ve özellikle çalışma alanları meme
kanseri üzerinde yoğunlaşmış hekimler bulunur.
MEME AMELİYATLARI NELERDİR ?
Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı
uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan
korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik
olanlar olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Bunlara ek olarak da, alınan
memenin yerine, plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme
rekonstrüksiyonu yapılması ameliyatları vardır
KEMOTERAPİ NEDİR ?
Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar
ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır. Genellikle,
aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından,
değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, belirli bir süre
verilir ve sonra ara verilir. Bu aralarda hastanın kendisini toparlaması
sağlanır. Daha sonra tekrar bir süre ilaç verildikten sonra ara verilir.
Bazı olgularda lokal olarak yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç
tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda cerrahi tedavi sonrası yapılan
tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile, koruyucu
önlem olarak bir süre ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye adjuan
kemoterapi denir.
HORMON TEDAVİSİ NEDİR ?
Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri
(algılayıcıları) aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene duyarlı
olabilir. Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin büyümelerine ve
artmalarına neden olabilir. Hormon tedavisinde amaç, bu şekilde östrojen
reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı olan kanser tiplerinde, östrojen
etkisinin ortadan kaldırarak kanserin gelişmesinin önlenmesidir. Bu amaçla
günümüzde kullanılan ilaç, tamoxifendir. Tamoxifen tedavisi, genellikle en
az iki yıl ve en fazla beş yıl sürmektedir.
IŞIN TEDAVİSİ (RADYOTERAPİ) NEDİR?
Işın tedavisi, meme bölgesine ve koltuk altına uygulanarak, cerrahi
girişimden sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin öldürülmesini
sağlamak amacı ile yapılır. Bu tedavinin de, diğer tedaviler gibi bazı yan
etkileri vardır. Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten
yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu yan etki
yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur. Tedavi edilen bölgedeki deri,
güneş yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaşık bir yıl içinde azalır.
ERKEKLERDE DE MEME KANSERİ GÖRÜLÜR MÜ ?
Kadınlara kıyasla daha az görülmekle birlikte, erkeklerde de meme kanseri
görülebilir. Her 100 meme kanserinden birisi erkeklerde görülür. 1993-1997
yılları arasında, erkeklerde görülen meme kanseri oranı % 50 artış
göstermiştir. Bu nedenle erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları
gereklidir.
DÜNYADA MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
Meme kanseri bir çok ülkede, kadınların en korkulu sağlık sorunu olma
özelliğini taşımaktadır. Günümüzde ABD’ de, sekiz kadından birisi meme
kanserine yakalanmaktadır. Bu oran Avrupa ülkelerinde on kadında birdir.
Meme kanseri ile ilgili sayıları şu şekilde sıralayabiliriz;
1950-1970 yılları arasında ABD’ de, 1milyon kadın meme kanseri nedeni ile
hayatını kaybetti. Bu sayı ABD’nin 2. Dünya savaşı, Kore ve Vietnam
savaşlarında kaybettiği insan sayısından fazladır. 1998 yılında Avrupa’da
1 milyon kadın, meme kanserin nedeni ile tedavi görmektedir. 2000 yılında
dünyada 1 milyon kadına, yeni meme kanseri tanısı konacaktır. Dünyada her
11 dakikada 1 kadın, meme kanseri nedeni ile hayatını kaybediyor. Dünyada
her 3 dakikada 1 kadına, yeni meme kanseri tanısı konuyor.
TÜRKİYEDE MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
Türkiye’ de sağlıklı bir istatistik bulunmuyor. Gerek beslenme, gerekse
iklim açısından, ülkemiz şartlarına yakın sayabileceğimiz bir Akdeniz
ülkesi olan İtalya istatistiklerini ülkemize uyguladığımızda, Türkiye’ de
her yıl 30 bin kadın meme kanserine yakalanmaktadır.
Sayılar soyut kavramlar oldukları için fazla bir anlam taşımayabilir.
Fakat bir an durup düşünürsek, yakın çevremizde, akraba ve dostlarımız
arasında, bu sorun ile karşılaşmış birkaç tanıdığımızı, mutlaka
anımsayacağız. Sorunun hiç de sandığımız kadar bizden uzak olmadığını, güç
de olsa kabul etmeliyiz.
DÜNYADA MEME KANSERİ ARTIŞ GÖSTERİYOR MU?
Hastalığın diğer bir özelliği de, görülme sıklığının artıyor olmasıdır.
Kırk yıl önce 1960 yıllarında, ABD’ de yirmi kadından birisinde meme
kanseri görülürken, günümüzde sekiz kadından birisinde meme kanseri
görülmektedir. Hastalığın gösterdiği bu artış, tüm gelişmiş batı
ülkelerinde izlenmektedir. Meme kanseri görülme oranı artış göstermekle
birlikte, teknolojik gelişme ve erken tanı olanaklarının artmasına bağlı
olarak, meme kanseri ölüm oranı aynı kalmıştır, artmamıştır.
MEME KANSERİNDEN ÖLÜM ORANI YÜKSELİYOR MU?
Batı ülkelerinde sivil toplum örgütlerinin çalışmaları ve hükümetlerin
sağlık politikaları sonucu, meme kanseri ile ilgili toplum bilinci oldukça
yüksek seviyede gelişmiştir. Bunun sonucu erken tanı olanakları yaygın
olarak kullanıldığı için, meme kanserine bağlı ölüm oranı düşük
kalmaktadır.
Türkiye’ de ise, bu konudaki toplum bilinci yeterince gelişmemiştir. Erken
tanı olanakları yetersizdir. Bu olumsuzlukların sonucu, Türk kadını meme
kanseri konusunda çağdaş erken tanı olanaklarından mahrum olduğu için,
tanı çok geç konulmaktadır. Hastaların büyük bir çoğunda, ilk tanı
sırasında çok geç kalındığı için,uygulanacak tedavi seçenekleri fazla
olmamaktadır.
MEME KANSERİ TOPLU TARAMASI NASIL YAPILIR ?
Mamografi, memenin rontgen filminin çekilerek, kanserin erken dönemde
saptanmasına yardımcı olan bir yöntemdir. Bu yöntem ile, toplumda belirli
bir yaşın üstündeki tüm kadınların meme filmi çekilerek, meme kanseri
erken safhada yakalanmaya çalışılır. Bu şekilde toplumda meme kanseri
taramasının yapılabildiği mamografiye, tarama mamografisi denir.
Tarama mamografisi, dünyada en yaygın kullanılan meme kanseri erken tanı
yöntemidir. Amerikan Kanser Enstitüsü, 40 yaş üzerindeki her kadının,
yılda bir defa mamografi çektirmesini ve uzman bir hekim tarafından
muayene edilmesini önermektedir. Türkiye’de gelişmiş teknolojik donanımlı
mamografi merkezlerinin sayısı sınırlıdır. Bu aygıtların kalibrasyonu
düzenli olarak yapılmamaktadır. Filmi çeken teknisyenlerin eğitim
düzeyleri yeterli değildir. Bu filmi okuyup değerlendiren bir radyoloji
uzmanın deneyimli olabilmesi için, yılda en az 8 bin mamografi filmini
değerlendiriyor olması gereklidir. Türkiye’de tüm bu özellikleri taşıyan
tanı merkezi sayısı oldukça azdır.
MEME KANSERİ TEDAVİSİNİ KİM YAPAR?
Meme kanserinin tedavisi, günümüzde multidisipliner bir yaklaşım
gerektirmektedir. Hastanın ilk ameliyatını yapan cerrah, ilaç tedavisini
uygulayan onkolog, ışın tedavisini uygulayan radyasyon onkoloğu, teshisin
konulmasında kilit rol alan patolog ve plastik cerrah mutlaka bir ekip
çalışması içinde birlikte hastayı ele almalı ve hastanın tedavisini
birlikte planlamalıdır. Bu hekimler meme kanseri konusunda yeterince
bilgili ve uzmanlaşmış olmalıdır. Alınan memenin yerine, rekonstrüksiyon
yapılarak hastaların bedensel kayıplarının en aza indirilmesi, çağdaş meme
kanseri tedavisinin ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle plastik ve
rekonstrüktif cerrahi, bu ekip içinde yerini almalıdır. Ameliyat sonrası
erken dönemde kol ve omuz hareketlerinin kazanılmasında, geç dönemde kolun
şişmesi şeklinde seyreden lenfödem tedavisinin yapılmasında, fizik tedavi
ve rehabilitasyonun önemi çok büyüktür. Meme kanseri sadece hastayı değil,
çevresindeki insanları da psikolojik olarak önemli ölçüde etkileyen bir
sosyal bir sorundur. Böyle bir ekip içinde psikolojik desteği sağlayan
psikoloğun bulunması, mutlaka gereklidir. Hastaların hemen tümü büyük bir
bilgi açlığı içindedir. Özellikle beslenme konusunda kendileri yeterince
bilgilendirilmemektedir. Ekip içinde bulunan bir diyet ve beslenme uzmanı,
bu açığı kapatacaktır. Bu ekiplerin birlikte çalıştığı meme
poliklinikleri, gelişmiş ülkelerin çoğunda vardır. Yapılan bilimsel
araştırmalar, meme kanseri hastalarının, bu konuda uzmanlaşmış kliniklerde
tedavi görmeleri ile, çok daha başarılı sonuçların alındığını
göstermiştir.
MEME PROTEZİ NEDİR?
Meme ameliyatı olmuş ve plastik rekonstrüksiyon yapılmamış kadınlar, beden
görümlerini korumak amacı ile protez meme kullanmaktadır. Batı ülkelerinde
bu konuda eğitimli protez hemşireleri, hastanın ölçülerini almakta ve
uygun protezin seçimine yardımcı olmaktadır. Bu hizmet, eğitim ve deneyim
gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin satışı, sıradan satış
elemanlarınca yapılmakta ve ülke alım gücünün çok üzerinde ücret
istenmektedir. Uygun bir organizasyonla, bu sorun çözülebilir ve ücret
üçte bire düşürülebilir. Bu sayede hizmet toplumun tüm kesimlerine
yayılabilir.
|