| |
|
|
Marmaris Hakkında
Marmaris'in koylarına yeşil yolculuk
Ege denizi, içine uzanan yarımadalar, birbirleriyle güzellik yarışına
girmiş gizemli koylar ve adalar saklıyor. Kimi yüzünü Ege'ye, kimi de
Akdeniz'e çevirmiş. Biri dalgalı olsa, diğeri durgun deniziyle
cezbediyor...
Muğla, en uzun sahil şeridine sahip illerimizden biri. Mevsime
uygun
devam eden gezimizde, Marmaris'ten Bozburun'a uzanan yarımadayı
Hisarönü körfezi yoluyla dolaşıp, doğanın sunduğu sınırsız
güzellikleri sergileyeceğiz. Yola çıkarken turistlerin odaklandığı
Marmaris'i merkez üssü alırsak; otoparklarda araç koyacak, marinalarda
tekne bağlayacak yer kalmayan, boş arsası olmayan birçok ilden daha
büyük bir ilçe, aynı zamanda da tam anlamıyla bir tatil ve eğlence
merkezi durumunda. Buna dünyanın her yerinden tatile gelip yollarda,
mayo ve bikinileri ile yürüyen turistleri de eklerseniz, ortaya
kocaman bir plaj-kent çıkıyor.
Marmaris, İçmeler, Armutalan ve Yalancı boğazlabirleşmiş çevresiyle
beraber düşünürseniz, bir haftada, hatta bir ayda gezilip görülmeyle
bitecek gibi değil. Hisarönü körfezinden sola Bozburun'a giderken,
Orhaniye, Selimiye, Söğüt, Bozburun, Bayırköy, Turgut, Çiftlik,
Gerbekse gibi mutlaka görülmesi gereken birçok yerbulunuyor. Bir de
Turunç'u ve Kumlubük'ü geride bırakıp yarımadanın Datça ilçesine
uzanan tarafı var ki; Hisarönü'nden hareketle Çubucak, İnbükü kamp
alanları, Bencik, Balıkaşıran, Löngöz, Yediadalar, İngiliz limanı,
Bördübet, Gebekumu, Datça, Hayıtbükü, Palamutbükü ve Knidos'la sona
ererken, Dişlice, Kameriye gibi adalar barındırıyor. Hepsine bir hafta
ayırsak, yaz mevsimi burada geçecek. Bu nedenle biz de tatil
merkezlerinin bir bölümünün özetini yaparak başlıyoruz.
Orhaniye, Marmaris'ten hareketli jeep-safaricilerin ilk durağı.
Baybassos antik kenti eteklerindeki köy, denize dil gibi uzanan med-cezir
olaylarında bir görünüp bir kaybolan kırmızı kumuyla ve koyun
ortasında yer alan kaleli Şövalye adasıyla ünlü. Orhaniye'nin yakın
çevresi, görülecek yer bakımından çok zengin. İlk olarak Turgut köyü
yakınlarında tomb (piramit biçiminde anıtmezar), yoldan geçenlerin
dikkatini çekmese de görülmey e değer özellikler taşıyor. Antik kentin nekropolü önünde bulunan ve saygın bir aileye ait olduğu belirlenen
anıtmezarın öyküsü de ilginç...
Mutlu yaşamayı, iyi bir evlilik yapmayı düşleyenler, çocuğu
olmayanlar, askere gidecekler, buradan bir tutam toprak alıp dilekleri
yerine gelene kadar saklıyorlar. Yörede yaygın inanış böyle.Yol
üzerinde Türk halılarını şovla tanıtan halı köyünü geçerek devam
edersek; Buruncuk, adalar, sığ limanı ile ünlü görkemli panoraması ile
de özellikle mehtapta gümüş bir tepsiye benzetilen Selimiye'ye,
Delikli kaya koyu geçilerek geliniyor. Yeni açılıp asfaltlanan,
manzarası güzel, havası temiz, nem oranı sıfıra çok yakın.
Bozburun
Bozburun yarımadasındaki yolda son nokta; adını "piyade" tipi
tekneleri, ahşap yat yapımcılığı ve usta kaptanları yetiştirmesiyle
duyuruyor. Bu yıl biraz d aha gelişme gösteren turistik köyde,
restoran, bar, pansiyon sayısı artarken, teknelerde ve nüfus oranında
da artış görülüyor. Ne var ki, Bozburun'a yapılan düzenleme ve
makyajla görüntüsü güzelleşse de, tepeler ve dağlar hâlâ boz. Kuytu
kısımlarda yetişen çam ağaçlarına, nedense Bozburun'da rastlanmıyor.
Kış mevsimi yaşamayan bölgede esen ılık rüzgâr ağaçlara uzama imkanı
vermiyor.
Söğüt
Bozburun'dan Hisarönü körfezine doğru dönüşe geçenlerin karşısına, bu
kez Söğüt köyü çıkıyor.Köy merkezi sağlı sollu kahvelerle dolu...
Balıkçılık, turizm, tekne yapım atölyeleri ve badem
yetiştiricilerinden zamanı bol olanların neredeyse tamamı burada.
Söğüt yokuşunu bitirip sağa dönenleri, köyün sahili Cumhuriyet
mahallesi bekliyor. Deniz ve çam kokulu rüzgârın yoğun olarak
hissedildiği tepe noktada, havaya bir de balık tava kokusu ekleniyor.
Burası aklınızı çelip, yolunuzu kesen ya da tam geçmişken geri
döndüren bahçe içinde ve uçuş kulesi misali "Manzara Restoran". Tam
karşınızda Taşlıca (eski adı Fenakent), Bozukkale, Serçe limanı
(Bodrum kalesindeki batığın çıkarıldığı yer), Asardibi, Kızılkayalar
gibi mevkilerin bulunduğu görüş açısında ve komşumuz Yunanistan'a ait
kürek çekerek ulaşılacak mesafedeki Sömbeki (Simmi) adasının silueti
bulunuyor. Eski adı Saranda olan Söğüt ve çevresi, deniz ürünü
konusunda çok zengin. Restoran işletmecisi Durali Işık; sinarit,
fangri, sokkan, melanur, istina, takoz, mantık, eskina, trança, akya,
lahos ve kabuklu deniz ürünü karavidanın, açık ve temiz denizde en çok
yakalanan deniz ürünleri olduğunu söylüyor. Bir aile işletmesi olan
restoranda, zengin çeşit, süslü salatalar ve deniz kokulu balıklar
temiz havayla birlikte iştah açıyor, zindelik veriyor. Burada ücretsiz
kamp imkanı da sağlanıyor.Her ne kadar buralarda kent stresi ve
yorgunluğu atılır, gözlerden uzak tatil yapılır diyorsam da, sonradan
öğreniyorum ki, birçok ziyaretçi hemen bir arsa alıyormuş. Bu
Selimiye'de, Gerbekse'de hep böyle oldu. Bu nedenle ben de sizi arsa
fiyatları konusunda fikir sahibi yapmaya karar verdim:Metrekaresi 10
milyondan başlayıp, 50-100 milyona kadar değişiyor. Tapulu 204 m2
tepede 5 milyara, 1124 m2 kıyıda 100 milyara satılıyor. Yalnız arsalar
tapulu da olsa, bir süre sonra, arsanın ilk sahiplerinin mirasçıları
ortaya çıkabiliyor.
Söğüt'te gezilebilecek yerlerin başında gelen Mozaik Liman,
Kızıkayalar, Tula Limanı, Bozukkale, Asardibi, Kalamaka Koyu tarihi ve
doğal güzellikleriyle karayolu veya tekne turu ile ulaşılabilecek
durakları oluşturuyor. Tura katılanlar Karya Medeniyetinden ve eski
Rum Medeniyetinden bir çok ilginç yer görme imkanı bulabilirler.
Söğüt'ten Hisarönü yolu çok cazip değilse de, kısa bir süre sonra bir
bal köyü olan Çiftlik köyü sahili herşeyi unuttaracak güzellikte.
Kıyıdan tutacağınız bir tekne ile, yaklaşık 20 dakikada ulaşılan
Gebekirse (Gerbekse de deniliyor), adeta doğanın yatlara bir lûtfu.
Korunaklı plaj ve kilise kalıntıları, gezinize renk katıyor. Şimdilik
karayolu olmayan Gebekirse'nin boş görünen parselli, sahipli
tepelerinden ayrılıp Çiftlik köyünün dolambaçlı yolundan Bayır'a
geliyorsunuz. Her yıl biraz daha turistik bir hal alan ve meraklı
bakışlı esnafın çevresini kuşattığı devasa boyuttaki anıt çınar
ağaçları ile ünlü Bayır'dan Orhaniye'ye giderken yol üzerinde, küçük
ama yüzülebilir gölü içine 15 metreden dökülen şelalesi ile ünlü
Şelale piknik yeri var. Su değirmeni, cafe ve kır lokantaları ile ilgi
çeken Şelale mevkii, jeep safaricilerle, piknikçilerin yüzerek
serinlediği yerlerden biri. Buraya giderken mayonuzu almayı unutmayın.
Şimdi de Hisarönü körfezinden, Datça uzantısına doğru bakıyor ve
Datça-Marmaris ilçeleri sınırına geliyoruz. Önce Çubucak orman içi
kampı, sonra İnbükü kamp alanı, gizemli bir yarımadaya gizlenmiş doğa
cenneti görünümünde, kamp ve karavan turizmine cevap veriyor. Halk
arasında Emel Sayın koyu da denilen kamp alanında, lokanta, büfe,
bulaşıkhane, çamaşırhane gibi üniteler var. Genişletilip asfaltlanmış
60 km'lik Datça yolunun bu bölümünde, Bencik yer alıyor. İki ilçenin
sınırındaki doğa şaşırtıcı. Deniz 1 km içeri haliç yapmış, sanki
yatlar burada rahat uyusun, sualtına meraklı olanlar dalış yapsın, su
sporu yapılsın diye... Açıkta Dişlice ve Kameriye adaları yer alırken,
yarımadanın en dar yeri Balıkaşıran mevkii de burada önünüze çıkıyor.
Sağınız deniz, solunuz deniz, ortada yol devam ediyor. Rivayete göre
bir tarafta tutulan balık yarımadanın diğer tarafındaki denize ölmeden
kavuşturulabildiği için bu ismi almış. Yoksa balıklar bir taraftan
diğer ine dalgayla aşırıldığından değil. Aynı saha içinde kuş yatağı
anlamına gelen 9 km'lik bir yolla ulaşılan Bördübet yer alıyor.
Orijinali "Bird the bed" olan ve kuşların adeta konuştuğu Amazon
ormanlarını anımsatan doğanın bu bölümü, deniz ve kara yoluyla gelip,
orman içinde bungalovlarda konaklamak isteyenlerin tercih ettiği
yerlerin başında geliyor.
NASIL GİDİLİR?
Muğla'ya gelenleri, 670 metre rakımlı Sakar geçidi virajlarla deniz
seviyesine indiriyor. Bir zamanlar bataklıkken, günde 30 ton su emme
kapasiteli okaliptus ağaçları dikilerek kurutulan geniş ve düz ova
içinde ip gibi uzanan okaliptus ağaç tüneli, insanın otomobil kullanma
zevkini artırıyor. Marmaris yolu, yeni şerit ilaveleri ile rahatlamış.
Kente girmeden sağa ayrılan yol, Datça ve Hisarönü'ne yöneliyor.
Datça'ya 60 km görünen tabeladan dönenler, önce Hisarönü-Orhaniye,
sonra da Selimiye-Bozburun'a devam edebilirler. Tüm yolculuklarınızda
özellikle de kente yaklaşırken emniyet kemeri takar, yerleşim
yerlerinden yavaş geçer, hız limitlerine de uyarsanız, ceza ödemeden
güzergâhı tamamlayabilirsiniz. Radar hız kontrol görevlisi aracıyla
karşı şeride pusu kurup, sizi karşıdan gelirken avlıyor. Bu yüzden
biraz önce radarın yanından geçip, karşınızdan gelen iyi niyetli
sürücülerin "Radar var!" anlamına gelen selektör uyarılarını dikkate
alın. Burdur Gölü yakınlarında trafik otosu profili var. Uzaktan
gerçek gibi görünüyor. Sıcak asfalt üzerinde yansıyan ısıda yol alan
aracın ve egzos kazanının etkisini göz önüne alarak, film gibi soğukta
saklanması gereken şeyleri otomobilinizin bagajına koymayın.
Otomobilinizdeki güneşlik sıcakta kuruyup çatlamaya karşı spreylenmiş
ön konsolu korurken, gölgeli park yerleri cilalı araç boyasının
matlaşmasını, cam silecek lastiklerinin de deforme olmasını
önleyecektir.
|
|